İLKFER Denizcilik Müzesi’nde bitmemiş teknenin hikayesi

2019 yılı sonlarında Bodrum Belediye Başkanlığı’na vakfımızın bir sorunu için ziyarete gittiğimizde, Vakfımızın dostları olarak yaklaşık 12 kişi o Başkan’ın yanına çıktık. Ahmet Aras daha yeni başkan olmuş. Karşısındaki denizcileri görünce çok şaşırdı. “Bana sadece 2 kişi demişlerdi, siz bütün Bodrumlu denizcileri getirmişsiniz” demişti.

Ahmet Başkan bizleri dinledi ve hediye ettiğimiz 1862 tarihli Bodrum, Halikarnas ve Knidos’daki tarihi eserleri gösteren kitapta kendi evlerini görünce çok heyecanlandı. Sorunumuzu adil bir şekilde çözeceğini söyledi ve 2 ay içeresinde sorunu en az hasarla çözmemize yardımcı oldu. Bu çözüm sayesinde vakfımız ciddi bir zarardan kurtuldu. Bizlere yardımcı olduğu için her zaman minnetle hatırlayacağız.
Bu arada, Sevgili Aysun SOKU, benim müzeciliğe olan ilgimi bildiği için “Bodrum’da tanışmanızı istediğim biri var “dedi. Bodrum ona ve eşine çok şey borçlu dediğinde “hemen randevu almasını rica ettim.

Toplantı bittikten sonra, kendisi ile buluştum ve “Zehra Denizaslanı” hanımefendi ile bu şekilde tanıştım.

Bodrum aşığı, deniz aşığı, tekne aşığı bu güzel insanla tanıştıktan sonra, Bodrum’u daha çok sevdim. Müzeyi beraber gezdik, anılarını dinledim. Bodrum müzesinin nasıl zorluklarla kurulduğunu ve eşinin müzedeki bütün maketlerin ustası olduğunu öğrenince merakım daha da arttı ve eşinin bitmemiş özel tasarım teknesini bizim müzemize hediye edebileceğini söyleyince hikaye yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.

Maketimiz geldi, müzemizdeki yerine yerleştirildi ve artık hikayeyi anlatma zamanı geldi;

Müzemizdeki Ali Kemal Kılıçaslan’ın son özel tasarım teknesinin bitmemiş maketi

Bodrum’da yapılan ilk teknenin hikayesi;

Çoğumuz, Bodrum’da yapılan guletlere, tirhandillere, aynakıç teknelere hayranlık duyar ve bunların Türk Tekne ustaları ,Türk Sanatkarlar tarafından yapıldığını büyük bir keyifle anlatırız. Ama aslında Bodrum ve civarında tekne yapım hikayesi çok farklıdır.

Bodrum Deniz Müzesi’nin “Gayıktan Gulete” isimli tanıtım kitapçığında kısaca hikaye şöyle anlatılmaktadır:

Bodrum’da tekne yapımcılığını başlatan kişi Girit kökenli Nami’nin Mehmet’tir.Mehmet, kendisine bir tekne yapmak ister.Teknenin yarısına geldiğinde babasına gösterir,ama babası beğenmez.Bunun üzerine Mehmet üzülür ve tekneyi yakar.

Mehmet tekne yapımcılığını öğrenmek için Rum adası Kalimnos’a gider.Ama ustalar ona yüz vermez.Bir selvi ağacına çıkan Mehmet,Rum ustaların nasıl çalıştıklarını izlemeye başlar.Türkiye’ye dönünce yeni bir tekne kurar ve bu sefer başarır.Bir gün Bodrum’da sünger ticareti ile de uğraşan Ali Cengiz,Güllük’ten Bodrum’a gelir ve ona bir tirhandil yapmasını ister.Nami’nin Mehmet Kumbahçe Mahallesi’nde Ali Cengiz’in evinin önünde bir tirhandil kurar.Atilla adı verilen 10,5 metre boyundaki bu tekne,Bodrum’da yapılan ilk tekne olur.Sene 1933’tür

Bodrum’da ilk yapılan tekne Atilla
Tekne sahibi : Ali Cengiz Modeli: :Tirhandil
Yapan usta : Naim’in Mehmet Model ölçeği : 1/10
Yelken arması : Bumbasız Randa İşlevi : Çıplak Dalgıç
Makine : Yok Çalıştığı yıllar : 1933-1955
Bodrum’da tekne yapımı tam anlamıyla yerleştiren Nami’nin Mehmet’in yanında kardeşi Ali Kemal ile birlikte Atilla Tirhandi’linin yapımında çalışan Ziya Güvendiren’dir.Ziya usta, Bodrum’da yapılmış ilk gulet olan Mustafa tratasını denize indirir ve ardından ilerinin ustaları olacak çıraklarıyla birlikte arka arkaya tekneler,özellikle de süngercilik için sipariş edilen tirhandiller yapar.Bodrum tekne yapımına şekil verecek ilk ustaların neredeyse tamamını yetiştirir. Bu yüzden Bodrum’da tekne yapımcılığının babası olarak görülür.

Bodrum’da yapılan ilk gulet
Tekne sahibi : Mustafa Biraki,Şevket ve İbrahim Nalbantoğlu
Yapıldığı yıl : 1958 Yapan usta : Ziya Güvendiren
Modelin ölçeği : 1/20 Yelken arması : Çift flok/İşlevi:Trol balıkçılığı
Makine : 152 Beygir /gardner
Çalıştığı yıllar : 1958 den günümüze

Ziya Usta’nın yanından ilk ayrılan ve kendi atölyelerini kurarak kısa sürede birer usta olmuş kalfaları sırasıyla; Mustafa Denizaslanı,Mehmet Özyurt,Erol Ağan ,Engin Denizaslanı,Ziya Tümay,Ali Kemal Denizaslanı’dır.

Bodrum’a müze yapılmasına karar verildiğinde ,Bodrum’un ekonomik ,sosyal ve kültürel hayatında önemli bir yere sahip teknelerinin orginallerini Ali Kemal Denizaslanı tarafından yapılmaya başlanır.

Müze ilk kez, Ekim 2010’da Bodrum Yat Festivali kapsamında Bodrum Kalesi önünde kurulan çadır içersinde 18 Bodrum tipi tekne modelinin sergilenmesi ile başlar.

Projenın çıkış noktasını oluşturan ,Bodrum’lu büyük usta –sanatkar Ali Kemal Denizaslanı tarafından kendi atölyesinde gerçek modellerine sadık kalınarak belli ölçeklerde tamamen el yapımı olarak üretilen Bodrum tipi (tirhandil,ayna kıç,gulet gibi)modellerdir.
Kısa sürede gösterilen ilgi nedeni ile BODTO ve Bodrum Belediyesi’nin katkıları ile ilçe merkezinde bulunan iki katlı Bedesten binasında 15 Ekim 2011’de halkın ziyaretine açılır.

Şu anda 49 adet model tekne sergilenmektedir.

Bodrum Tekne Müzesinden görünüş,

Peki bu maketlere can veren Ali Kemal Denizaslanı kimdir?(1943-2012)
29.08.2012 tarihinde yayınlanan Bodrum Güncel’den alıntıdır.
Bodrum’un Yitik Teknelerini Yeniden Canlandıran Usta.

Bodrum’un yitik teknelerine yeniden can veren Ali Kemal Denizaslanı Usta’yı kaybettik. Geçtiğimiz yıllarda onula yapılan söyleşimizi, onun anısına yeniden yayınlıyoruz. Bodrum’a katkı sağladı, alın teri döktü, göz nurunu akıttı. Bodrum için yıllarca mücadele etti. Işıklar içinde yat Ahşap Teknelerin Efendisi…

Fatih Bozoğlu/Bodrum Gündem

Ali Kemal Denizaslanı, ahşap tekne yapım ustası olarak 30 yılını verdiği meslek hayatına henüz küçük bir çocukken nasıl başladığını şu sözlerle anlatıyor:

“ Beni 5 yaşında Ziya Güvendiren Usta’nın yanına çırak olarak verdiler. Bodrum’da ahşap tekne yapımında isim yapmış birçok ustanın yetişmesinde Ziya Usta’nın büyük emeği vardır.. Yürümeye başladığım yaşlardan, askerliğime kadar rahmetli Ziya Usta’nın yanındaydım”

Askerliğini yaptıktan sonra kendi iş yerini kurduğunu, yaklaşık 30 yıl balıkçı tekneleri ve büyük yatlar yaptığını anlatan Ali Kemal Usta,30 seneden sonra ben mesleği bıraktım ama o beni bırakmadı, diyor. Başlangıçta amacının sadece çocuklarına, dostlarına bir hatıra bırakmak olduğunu söyleyen 68 yaşındaki Ali Kemal Usta’nın 13 yıldır gönül verdiği Bodrum’un ahşap teknelerinin maketleri büyük bir arşivin ve emeğin ürünü. Detaylarının kusursuzluğuyla dikkat çeken ve büyük beğeni toplayan maketleri, Bodrum Deniz Ticaret Odası’nın katıldığı yurt içi ve yurt dışı fuarlarda Bodrum’un tanıtımına katkı sağlaması için sergilenirken bazı ünlü isimlerce fark edilmiş. Ali Kemal Usta ;

“Fuarlarda görenler istemeye başladı. Mesela Rahmi Koç’un özel koleksiyonu için bir tane yaptım. Yurt dışından da talep geldi. İngiltere Deniz Müzesi’ne yaptık. Bunun dışında Başbakan Erdoğan’a, Rıfat Hisarcıklıoğlu’na yaptık. İşte böyle böyle tanıtıldı” diye konuştu.

Fuarlarda gördüğü yoğun ilginin kendisini teşvik ettiğini belirten ünlü usta, Bodrum’un denizcilik tarihinde bir dönem yaşamış tekneleri yeniden hayata döndürmeye karar verişinin öyküsünü ,Cumhuriyet isimli maket teknesinin başında şöyle özetliyor:

“ Bu fuar çalışmalarından sonra Girit’e gittim tekneleri araştırdım. Orada deniz müzesine girdim, oradaki tekneleri videoya çektim ve Bodrum’a döndüğümde görüntüleri çoğaltıp sivil toplum örgütlerine dağıttım. Dedim ki, gelin hep beraber olalım. Bodrum’da bizim ayıbımız bu. Girit’te 60 tane tekne yok ama deniz müzeleri var. Bizim 6 bin 500 tane teknemiz ve bir geçmişimiz var. Gelin, Bodrum’da bir deniz müzesi kuralım. Belediye Başkanı Mehmet Kocadon ile görüştüm, olumlu karşıladı. Daha sonra Bodrum Ticaret Odası ile görüştüm. 3,5 sene bu tekneleri araştırdım. Bodrum’a nereden gelmiş. Kimler yapmış, hangi görevlerde çalışmış. Kimlere aitmiş, teknede kimler çalışmış. Tekne nerede batmış. Tarihleriyle her şeyi araştırdım. Böyle bir arşiv çıktı. Bu arşivi Bodrum Ticaret Odası’nda ortaya döktüm. Senede 20 tane yapmayı planladık. 5 senelik bir proje olacak dedik. Ana sponsor Bodrum Ticaret Odası olacaktı. Şu ana kadar 50 maket tekne oldu. Benim düşündüğüm daha büyük bir projeydi. Nakliye yapan tekneler, balıkçılık, mancorna (süngercilik), turizm, her türlü tekne modelini kapsıyor. Yani Bodrum’da 100 yıl içerisinde gelmiş geçmiş tekneleri kapsıyor. Bodrum’da tekne yapımcılığı bu hale nasıl gelmiş. İlk başlayan kimlerdir. Bunların hepsi çok kapsamlı olarak arşivimde var. Bazı teknelerin resimleri bile elimizde olmadığı için Bodrum’da yaşlı denizcilerden araştırdım. Bilgi alabileceğim birçok insan hayatta değil. Aileden tekneyi tanıyan yaşlı insanları buluyorum. Biri teknenin rengini hatırlıyor, diğeri boyunu ya da bazı özelliklerini hatırlıyor, bazısı teknenin ne iş yaptığını, nerede battığını hatırlıyor. Bu şekilde 50 tekneyi tamamladım ve Bedesten’de Bodrum Deniz Müzesi’ni açtık”

Bu 50 maket teknenin sergilendiği Bodrum Deniz Müzesi’ni başlangıç olarak tanımlayan Ali Kemal Denizaslanı “Bodrum Deniz Müzesi benim düşündüğümün onda biri diyor ve kaygılarını şu sözlerle ifade ediyor: 50 tekne daha var yapılması gereken. Onları nerede sergileyeceğiz. Bodrum’da yer yok. Osmanlı Tersanesi müze olabilirdi ama 49 yıllığına Aydın Doğan’a kiralandığı için olmadı. Bedesten’e başlangıç olarak girdik ama 50 tekne daha tamamlandığında nereye konacak, yer yok. Bir de bunları yapacak başka kimse yok. Ben gidersem bunu kim yapacak. Kısa bir süre önce rahatsızlandım, bir operasyon geçirdim, şu an iyiyim ama ben gidersem kim uğraşacak, bu projeyi kim tamamlayacak. Yetiştirmeye kalksan kimi yetiştireceksin. Bu gönül işi. Önce sevmek gerek; sonra el becerisi ve yetenek. Ben sevdiğim için şu an devam edebiliyorum. Daha yapılacak çok şey var.

Turgut Reis’in teknesi yapılacak müze için. Sadun Boro’nun teknesi yapılacak, Bodrum Okul Gemisi yapılacak. Ziya Usta’nın yetiştirdiği 5-6 tane usta var; dükkan açmış ve diğer kalfaları yetiştirmiş. Her birinin yaptığı bir tekne var: onunla anılan, onunla meşhur olmuş Bodrum’da. O guletlerin hepsi yapılacak ve müzeye konacak. Ama nasıl, nereye, 50 taneyi zor alıyor. Bundan sonrasını nasıl yapacağız?”

Ali Kemal Usta yerel yönetimin ilgisizliğinden şikayetçi. “Başbakan’a bir tekne götürdüm, 4 sene oldu. Yanımda Bodrum Ticaret Odası Başkanı ve Bodrum Belediyesi’nden yetkililer var. Başbakan sordu ne istiyorsun diye. Kendim için hiçbir şey istemiyorum dedim Bodrum’a bir okul kurun. Çağırdı hemen müsteşarını bizimle tanıştırdı. Bodrum’dan bize bir yer gösterin. Ne istiyorsanız sonuna kadar destek olalım dediler. Bize bir dosya hazırlayın dediler ama onu bile hazırlamadılar, uğraşan, götüren yok. Burada herkes işi birbirine havale ediyor. 

Bodrum’un insanı ağlaya ağlaya geziyor müzeyi. Dedesi orada, babası orada. Bazılarının resimleri yok, gelip torunu soruyor;nerede benim büyükbabam diye. Bunları yaşadık biz”

Bodrum Limanı’nda Deniz Büyücüsü isimli bir tekne var. Ali Kemal Usta bu teknenin Türk Ordusu’nun ilk mancorna (dalgıç ) teknesi olduğunu söylüyor. Sağlığı elverdikçe o teknenin maketini tamamlamaya çalışıyor şu günlerde.” Sadece boyası kaldı. Üzerinde çok fazla detay var, hiçbir parçayı dışarıdan almıyorum. Makarasına kadar elimde yapıyorum. Doğru dürüst projesi planı yok. Fotoğraflarından, hatırladıklarımdan ya da anlatılanlardan çıkarıyorum planını”

Ali Kemal Usta maketlerini tamamladığında, Bodrum’un denizcilik tarihinde yerini almış teknelerin yaşam öykülerini, ilk nerede kimin tarafından yapıldıklarını, hangi sularda neler taşıdıklarını, nereye kadar sefer yaptıklarını, nerede battıklarını anlatan arşivini kitap haline getirmek istiyor.

Denizaslanı’nın Bodrum İskelesi’nde kendi olanaklarıyla açtığı ilk sergiyi 50 bin kişi ziyaret etmişti. Yeni açılan Bodrum Deniz Müzesi’ndeki eserlerine de ilgi oldukça yoğun. Bodrum’un denizcilik tarihinden adeta canlanıp gelen teknelerin maketleri yerli yabancı turistlerin ilgisini çekerken, atalarının anılarda kalmış tekneleriyle buluşan Bodrumluya da yoğun duygular yaşatıyor.

Bizleri Ali Kemal Denizaslanı ile tanıştıran Zehra Denizaslan ‘ı da ’Kökleri denize uzanan” bir Bodrum aşığı;

Belgesel çalışmaları, araştırmalar, Bodrum’a dair hayata geçen başarılı projeler, dernek başkanlığı… Zehra Denizaslanı tek koltuğa birkaç karpuz sığdıran güçlü kadınlardan biri. Sıcacık sohbetinde tanık olduğu kültürü ve Bodrum’um masalsı yüzünü fısıldadı bizlere…

Bize kendinizi anlatır mısınız?

Hem anne hem baba tarafım Giritli ve denizcidir. Baba dedem Hanya’dan Fethiye’ye, anne dedem Spinalonga Adası’ndan Bodrum’a gelmişler. Spinalonga Adası denizci-balıkçı adasıdır. Orası mübadele döneminde mübadeleye dahil olmuyor, ancak bir sabah bakıyorlar ki adayı terk etsinler diye cüzzamlı insanlar getirilip adaya bırakılıyor. Tüm denizciler mübadele ile Bodrum’a geliyorlar. Ailem buraya gelince balıkçılık yapmaya başlıyor. Bodrum’un yerlileri zeytincilik ve narenciye ile geçindikleri için balık ile takas yapmaya başlıyorlar.

Kumbahçe sahili balık ağları ile dolardı, sohbetler yapılırdı. Buraya gelişimiz ile Bodrum’da denizcilik son derece gelişti. Çocukluğumdan bu yana öğrenmeye çok meraklıyım. Okumak istiyordum ancak çocukluğumda yaşadığım talihsiz olaylar neticesinde bu mümkün olmadı. Bodrum’da lise yoktu o zamanlar. Babam bizi bir anda terk etti, annem ve kardeşlerimle ortada kaldık. Okula gidemedim ama para biriktirip kütüphaneye kayıt oldum. Sürekli okurdum. 16 yaşımda en yakın komşumuz olan eşimle nişanlandım, 17’imde evlendim. Eşim de Giritliydi.

Aynı mahallede olmamıza rağmen birbirimizle hiç konuşmamıştık ve görücü usulü evlendik. Eşim para kazanmak için tersanede çalıştı. O dönemde Bodrum’da Naminin Mehmet Güllükte tekneye merak sarıyor. Bir tekne yapıyor, babası beğenmiyor ve yakıyor. Mehmet pes etmiyor, Kalimnos’a gidiyor. Bakıyor ki yeni bir teknenin yapımına başlanmış, günlerce ağacın tepesinde oturup tekne yapımını seyrediyor. İnsan isterse her şeyi başarır. Tekrar Bodrum’a dönüyor, tekne yapıyor ve onu satıyor.

Burada Ziya Güvendiren Usta, Naminin Mehmet’in yanında çalışmaya başlıyor. Naminin Mehmet buradaki tersaneyi Ziya Güvendiren’e bırakıp Güllük’e gidiyor. Mahallenin tüm çocukları o dönemde Ziya Usta’nın yanında yetişiyor. Bugün usta olarak anılan eşim Ali Kemal Denizaslanı, Erol Ağan, Mehmet Özyurt, Ziya Usta’nın elinde yetişiyorlar. Kendimi bildim bileli denize aşıktım, hala öyleyim. O dönemlerde Bodrum’da tekne siparişleri başlıyor.

Tersanemiz tarihi tersanenin olduğu yerdeydi. Hal böyle olunca ben de evde oturmadım. Tersaneye gider eşime yardımcı olurdum. Zımpara, vernik, çivi çakma, boya gibi işleri yapardım. Benim için ahşap tekneler efsaneydi.

Bodrum’a dair imzanızın bulunduğu projeleri anlatabilir misiniz ?

2012 yılında hayata geçen “Bodrum’un Gelinleri” projesinde fikir bana aitti. Unutulmaya yüz tutmuş, eski gelenekleri Bodrum’un Gelinleri projesi ile gün yüzüne çıkarmayı hedefledik. Bodrum’u kapı kapı gezerek eski gelinlikleri buldum. Oasis’te düzenlenen sergide çok eski gelinlikleri, takıları fanuslarda Bodrumlular ’a sunduk. Yakın zamanda tamamlanacak olan “Bodrum Denizciliği ve Tersaneciliğinin Tarihi” adlı kitap çalışmasında da emeğim var. Ciddi bir araştırma ve saha çalışmasının emeği. Denizcilerle görüştüm, hayret verici öykülerle karşılaştım. Mesela forma dalgıçlarının yüzme bilmeden geçim kaygısından dolayı denize daldıklarını öğrendim. Hatta dalgıcı denize atar, üstüne sopayla bastırıp ağırlık yapıp dibe daldırırlarmış ya da karadan denize yürütürlermiş. İnanılmaz olaylar yaşanmış geçmişte.

Deniz Müzesi’nde de emeğiniz olduğunu biliyoruz.
Bodrum Deniz Müzesi fikri eşime aitti. Eşim Girit’e, Hanya’ya gittiğinde oradaki deniz müzesini gezmişti, dönünce bu fikri hayata geçirme fırsatı buldu. Bodrum Deniz Müzesi, Ticaret Odası Başkanı Mahmut Kocadon ve Belediye Başkanı Mehmet Kocadon’un desteği ile kuruldu. Orada eşimin eseri 50 tekne maketi bulunuyor. Deniz Müzesi sergisini 12 tekne ile limanda bir çadırın içinde açmıştık. Eski ustalar sergiye geldiklerinde ağlıyorlardı. “Balığa ilk defa bu tekne ile çıktım.” diyenler olmuştu. Hiç değilse gelecek nesillere geçmişin izlerini taşıyan bir miras bırakılmış oldu. Deniz Müzesi beni çok heyecanlandırıyor. Bir dönem Bodrum’da hizmet veren o ustaların hepsini tanıyorum. Eşim deniz müzesi projesi esnasında beyin tümörü teşhisi ile ameliyat oldu. Uzun süre ayağa kalkamadı. Müzenin açılışına ayağa kalkmış bir şekilde gelebildi. Kısa bir süre sonra maalesef onu kaybettik.

Bizim Mahallenin Giritlileri adlı belgesel çalışmasından bahseder misiniz ?
Çocukluğumda yaşadığım mahalledeki birçok kişinin Türkçe bilmemesinden dolayı çok acı çektiğine tanık oldum. Aynı şekilde mübadele ile Girit’e gönderilen Rumlar da Türkçe konuştukları için zorluk yaşadılar. “Bizim Mahallenin Giritlileri” adlı belgeselde bu konuyu işledik. Belgesel 1850’lerin sonundan itibaren, özellikle mübadele döneminde yoğunlaşan Bodrum’daki Girit Göçmenleri ile Bodrum’dan Girit’e giden Bodrum Göçmenlerini konu almaktadır. Buradan gönderilen Rumlar, Girit’te Neo Halikarnas Bölgesi kurmuşlar ve Girit’in Türkleri olarak orada kabul görmemişler. Bizler de burada Bodrum’un Giritlileri olarak uzun süre kabul görmedik. Azmak başı ilkokulundan öteye gitmemize izin verilmezdi. Tek bir ismimiz vardı. Marialar derlerdi bize.

Girit Kültürüne yönelik bir dernek çalışmanız var ?

Kısaca anlatır mısınız? Bodrum Girit ve Yunanistan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği’nin başkanlığını yürütüyorum. Derneğimiz 3. yılına girdi. Amacımız; geleneklerimizi, tarihimizi ve kültürümüzü gelecek nesillere aktarmaktır. Nisan ayı içerisinde “İki Yaka Yarım Aşk” adlı filmi dernek olarak Bodrum’a getiriyoruz. Selda Alkor’un başrolde olduğu film mübadele yıllarını konu alıyor. Hepimiz bu dünyadan geçiyoruz ve iz bırakıyoruz. İnanın önemli olan insanın arkasında bıraktığı izlerin takdir edilmesidir.

En son tamamladığınız işler nelerdir ?
Son çalışmam, Girit’li denizcilerin mutfağı yemek tarifleri ve yaşantıları kitabımı bir yıllık çalışmadan sonra tamamladım. Deniz müzesinden çıkacak. Müzeye teslim ettik.

“Bugün müzenin kapalı olduğunu biliyoruz. Güçlendirilerek tekrar açılacağını Bodrum Belediye Başkanlığından öğrendik.Bu makaleyi yayınladığımızda böyle değerli ve eşsiz bir müzenin tekrar açılmış olduğunu öğrenmiş olmayı sizlerle paylaşmak en büyük dileğimiz”

KAYNAKÇA

Bodrum Deniz Müzesi “Gayıktan Gulete” kitabı
Bodrum Güncel gazetesi 28.12.2012
Aylık Bodrum Çekişte dergisi(ZehraDENİZASLANI röportajı)

The post İLKFER Denizcilik Müzesi’nde bitmemiş teknenin hikayesi appeared first on Denizcilik Dergisi.

DENIZCILIK DERGISI – Haber Linkine Gitmek İçin Tıklayın !
DemirHindi
29 Ağustos 2025 – 16:35