ABD Yanılsamaları

ABD Başkanı Trump’ın tutarsız davranışları Amerikan kamuoyunda da tepki almaya başladı. Ancak Trump’ın bu uçuk politikalarını durduracak bir olgu henüz yaşanmadı. Kasım ayında yayınlanan ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi Belgesi, modernize edilmiş bir Monroe Doktrini olarak okundu. Avrupa’dan bağımsız bir Anglosakson iş birliği ile ABD merkezli yeni bir sermaye bloğunun inşa edilmek istendiği görülüyor. Yeni yönetimin hedefinde, piyasalardaki doların dolaşımına hâkimiyet sağlanması isteniyor. Bu kapsamda; klasik küreselleşmenin temposunu da düşürecek bir oyun planı var gibi gözüküyor. Çin ile rekabeti yürütebilmenin bir metodunu da bu şekilde görüyor olmaları muhtemeldir.

Önceki bir yazımda Trump’ın Amerika’nın müesses nizamının bir kanadı ile mücadele içinde olduğunu belirtmiştim. Bazı petrol ve silah şirketlerinin çıkarlarını önceleyen siyasi ve askeri bir yapının mevcut düzenin devamından yana bir tavır aldığını ifade etmiştim. Bu gruplar sağcı ve milliyetçi bir yapı sergileseler de küresel boyutta ilişkilerinin dengelenmesi ya da kontrol  altına alınması öngörülüyor gibi bir resim var ortada. Kimi zaman yolları birleşse bile Trump’ın yeni hedeflerinin, küresel boyutta ve Amerika politikalarına etki edebilecek şekilde geniş bir manevra alanı olan bu grup/gruplarla bağdaşması zor görünüyor. Ancak bu küreselci şahinlerin de boş duracağını düşünmüyorum. Bunlar devletin hassas taraflarını bilen ve kılcal damarlara kadar girmiş bir kesim.

Nedir bu hassas taraflar?

Karşı tarafı rüşvet ve şantajla yola getirmeye alışmış bir devlet sistematiği var. Son örneğini Venezuela’da gördük. Dünyanın hiçbir ordusunun yapamayacağı iddia edilen Maduro operasyonunun; etki odaklı bir harekât mantığı üzerinden istihbarat temelli bir aksiyonla yapıldığı anlaşılıyor. Bunu Irak’ta da yaptılar. İçeriden adam devşirmek çok sevdikleri klasik bir yöntem.

Bu durum; bir kısım yorumcuların iddia ettikleri gibi ABD’nin hiper/süper gücünün bir göstergesi olamaz. Elbette ordusu güçlü ve nükleer caydırıcı bir gücü var. Ancak, Amerikan ordusunun uzun bir süredir bir kısım gözle görünür problemleri de olduğu biliniyor. 2017 yılında Pasifik’teki Amerikan savaş gemilerinin kazaları ile ortaya çıkan bir kısım soru işaretleri vardı. Son iki yılda karşılaşılan yeni olgular ise kendilerince ciddi anlamda karamsar analizlere ve makalelere konu olacak şekle büründü. Kan kaybı devam ediyor.

2024 yılında ‘‘The Heritage Foundation’’ isimli bir düşünce kuruluşunda yayınlanan bir makalede Amerikan ordusundaki zaaflar ortaya konulmuştur.

Örneğin;
Deniz Kuvvetlerinde harp gemilerinin ortalama yüzde 15 oranında personel eksiği ile görev yaptığı, hedeflenen 400 adet muharip gemi sayısına ulaşılamadığı, gemilerin yıpranmaya başladığı, personel temininde ve eğitimlerde sıkıntılar yaşandığı, yeni katılacaklar için azami yaş sınırının yükseltildiği ve en düşük yetenek test kategorisinden personel kabul edilmeye başlandığı, Kara Kuvvetlerinin personel olarak yüzde 22 oranında küçüldüğü, büyük silah sistemlerinin çoğunun 1980’lerde envantere girdiği, personel sıkıntısı nedeniyle tüm yüzbaşıların otomatik olarak binbaşılığa terfi ettiği, Hava Kuvvetlerinde ise bir pilotun yılda ortalama 130 saatin altında uçmaya başladığı, uçuş okulundaki subayların tamamının mezun olduğu, yeterlilik eksikliği nedeniyle elenenlerin  oranının binde 25’in bile altında olduğu, av uçaklarının bir kısmının ortalama yaşının 30, tanker uçaklarının bazılarının ortalama yaşının 60 olduğu yönünde tespitler yapılmıştır.

Diğer yandan uzun bir süredir nükleer silahların modernizasyonunun/üretiminin de yapılmadığı vurgulanmaktadır. Diğer bir analiz ise Mart 2025’te ‘‘Australian Strategic Policy Institute ASPI’’ tarafından yapılmıştır. Yayınlanan makalede Pasifik’teki Amerikan Nakliye Filosu (Military Sealift Command-MSC) unsurlarının yaşları nedeniyle yenilenmesi ihtiyacının olduğu, filonun bu haliyle yetersiz kaldığı ifade edilmiştir. Bir kısım gemilerin ise tatbikatlarda uzun seyirleri tamamlayamadıklarının görüldüğü vurgulanmaktadır. Acil yatırım yapılmadığı takdirde, Pasifik’te deniz yoluyla yapılacak lojistik desteğin uzun süreli bir muharebeyi destekleyemeyeceği belirtilmektedir. Son dönemde bu filo için personel temininde de büyük sıkıntılar yaşandığı ayrıca ifade edilmektedir.

Bir diğer önemli konu da Amerikan gemi inşa sektöründeki yaşanan sorunlardır. Öyle ya yaşlanmış harp gemilerinin yerine yeni inşa gemilerin ikame edilmesi gerekecek. Üstelik mesele sadece askeri boyutu da ilgilendirmiyor. Sivil ticaret gemilerinin inşasında da küresel rekabeti akamete uğratacak problemlerin yaşandığı belirtilmektedir.
Bu konuda Amerika İçin Refah Koalisyonu (Coalition for a Prosperous America – CPA) isimli bir sivil toplum örgütü; Ekim 2025 ayında Çin’in küresel gemi inşasını ele geçirmesiyle birlikte Amerika’nın gemi üretim kapasitesinin nasıl dramatik bir şekilde gerilediğini ortaya koyan yeni bir ekonomik rapor yayımladı. CPA; yabancı rekabetten kendilerini korumak için ABD hükümetinin daha fazla çaba göstermesini isteyen üretim şirketlerini temsil eden bir lobi örgütü.

Ancak bu rapordaki rakamlar ve istemler Amerikan gemi sanayinde de alarmların çaldığını gösteren bulguları ortaya koyuyor. Raporda, çelik tarifelerinin ABD tersaneleri üzerindeki etkisinden Çin’in devlet destekli gemi inşa üstünlüğünün oluşturduğu tehdide kadar pek çok başlıkta, Amerikan denizcilik sektöründe nelerin risk altında olduğu ele alınmaktadır.  Çin’in küresel gemi inşa pazarındaki payı 2000 yılında yaklaşık yüzde 5 seviyesindeyken günümüzde yüzde 50’nin üzerine çıkmış durumda. Bu genişleme, ABD için; harp ve ticaret gemisi inşasından, küresel liman altyapısına kadar uzanan ciddi bir ulusal güvenlik sorunu olarak tanımlanıyor. Jeopolitik riskler, çevresel değişimler, bölgesel deniz ulaştırma rotaları, Arktik bölgesi, kritik minerallerin tedariki… Sağlam bir filo gereksinimi mevcut. Ancak Çin’in küresel gemi
inşasındaki payı yaklaşık yüzde 53 iken Amerika’nın payı ise yalnızca binde 1 seviyesinde bulunuyor

Sonuçta bütün bu meseleler çözülmüş ya da yoluna girmiş gibi Trump’tan 30 bin tonun üzerinde ‘‘Trump Class’’ olarak sınıflandırılan ve güya Altın Filonun bir parçası olacak ilk geminin 2030’lu yılların başında inşasının tamamlanacağı müjdesi (!) geldi. Şimdi Batı’da birçok soru soruluyor. Ancak en önemli sorulardan biri de şu; ABD askeri gücündeki gerileme, daha derin bir liderlik krizini mi ortaya koyuyor? Bunun psikolojik bir yanı olduğu kesin. Ancak Trump’ın içerideki rakiplerinin onu gerçeklikten
koparma sürecine sokarak karar alma süreçlerinde dünya ve Amerikan kamuoyunun kabul edemeyeceği telafisi zor çelişkili kararlar aldırmak için iyice sıkıştırmaya çalışacaklarını da bir yazımda ifade etmiştim. Trump başarılı olursa, örneğin, Venezuela’da bu kesime sunacağı havuçlar da var.

Venezuela kararı böyle bir zorlamanın parçası olabilir mi? Bu yetmedi arkasından Kolombiya mı, Grönland mı, Kanada mı lotosu oynanmaya başlandı. Sonunu getiremeyecekleri bir oyuna kalkıştılar. Zor günlerden geçiyoruz. Bu laubali kovboy tavırlarının bölgemize sıçramadan sona ermesi en büyük dileğim. Ancak temelde ABD içindeki siyasi mücadelenin dünyaya yansımalarının çok daha büyük tehlikelere yol açabileceğini düşünüyorum.

Alp Kırıkkanat

Kaynaklar:
Wood, Dakota, ‘‘In 2024, the U.S. Military Is Weak…and That Should Scare You’’, The
Heritage Foundation, 15 Şubat 2024, https://www.heritage.org/defense/commentary/2024
the-us-military-weakand-should-scare-you (Son Erişim Tarihi: 08 Ocak 2026)
Rolander, Andrew, ‘‘The dangerous collapse of US strategic sealift capacity’’, Australian
Strategic Policy Institute ASPI, 26 Mart 2025, https://www.aspistrategist.org.au/the
dangerous-collapse-of-us-strategic-sealift-capacity/
U.S. Navy’s Military Sealift Command,
https://www.msc.usff.navy.mil/Portals/43/Posters/MSC_USNavyShips.pdf?ver=2020-08-13
152916-247 (Son Erişim Tarihi: 08 Ocak 2026)
Schuler, Mike, ‘‘New Report Warns U.S. Shipbuilding Collapse Threatens National Security’’,
GCaptain, 01 Ekim 2025, https://gcaptain.com/new-report-warns-u-s-shipbuilding-collapse
threatens-national-security/ (Son Erişim Tarihi: 08 Ocak 2026)
Torsekar, Mihir, CPA Senior Economist, ‘‘How to Solve America’s Shipbuilding Crisis’’, CPS,
01 Ekim 2025, https://prosperousamerica.org/wp-content/uploads/2025/10/CPA-Economic
Report-How-to-Solve-Americas-Shipbuilding-Crisis.pdf (Son Erişim Tarihi: 08 Ocak 2026)
‘‘Trump, kendi adını taşıyan, 30 bin tonluk, lazer silahlı dev savaş gemileri istiyor’’, Milliyet
Gazetesi, 24 Aralık 2025, https://www.milliyet.com.tr/teknoloji/trump-kendi-adini-tasiyan-30
bin-tonluk-lazer-silahli-dev-savas-gemileri-istiyor-7508297 (Son Erişim Tarihi: 08 Ocak 2026)
Kırıkkanat, Alp, ‘‘Trump’ın Sınavı’’, NGazete, 30 Haziran 2025,
https://www.ngazete.com/trumpin-sinavi-217807h.htm (Son Erişim Tarihi: 08 Ocak 2026)