Büyük facianın 68’inci yılı

İzmit Körfezi’nde 1 Mart 1958 tarihinde sulara gömülen ve 392 kişinin hayatını kaybettiği Üsküdar Vapuru faciasının üzerinden 68 yıl geçti. Cumhuriyet tarihinin en büyük deniz kazalarından biri olan faciada babasını ve ablasını kaybeden, annesi ise hayatta kalan Nuray Dinçer Büyükarman, 11 yaşındayken yaşadığı o kara günü unutamıyor.

Fotoğraf : Özgur Kocaeli

Olay günü sağlık sorunları nedeniyle evde kalan ve vapura binmeyen Nuray Dinçer Büyükarman, İzmit Tekel Başmüdürü olan babası, 13 yaşındaki ablası ve annesinin o vapurda yaşadığı can pazarını anlattı. Kazaya karışan vapurun 1927 yapımı olduğunu ve revizyon sonrası ise dengesiz hale geldiğini belirten Büyükarman, “Faciada maalesef benim ailemle birlikte yaklaşık 400 kişi hayatını kaybetti. Vapur ahşap, eski ve her tarafından sesler gelen bir araçtı. Denize elverişsiz bu vapurun körfezde işletilmesi büyük bir hataydı” dedi.

“Halk ‘Vapur batmış’ diye haykırıyordu”

Olay günü havanın aniden bozduğunu ve şiddetli bir fırtına çıktığını anlatan Büyükarman, şöyle devam etti:

“İzmit’te Tekel Başmüdürlüğü’nün üzerindeki lojmanda oturuyorduk ve aradan da deniz görünüyordu. Fırtına yoktu, hava çok sıcaktı. Aniden rüzgar çıktı. Bizi de ürkütmedi değil çünkü lojman ahşap olduğu için çatısından sesler geldi, çatısı saç kaplıymış. Halkın denize doğru koştuklarını, uğultuları, konuşmaları, bağırışları duyduk. Mühim bir durum olduğunu anladık. Zaten balkondan duyuluyordu, halk ‘Vapur batmış’ diye halk haykırıyordu. Çıkan fırtına dolayısıyla ısı düştü. 20 derecelik bir bahar havası varken kaba dalgalar, lodos çıktı. Sonradan hortum şekline geçince vapuru da içeri alıyor. Vapur eğer sağlam olsaydı, bu fırtınayı atlatabilirdi diye düşünüyorum. Çünkü annemin anlattığına göre dümen kopuyor. Yani ‘Suyun üzeri can pazarı’ ve ‘Hiçbir kimseye Allah böyle bir felaketi yaşatmasın’ derdi. Çünkü sarılanlar, suyun üzerinde bağıranlar, haykıranlar, aklını oynatmış gibi hareketleri olanlar… Yani bunları da görmüş oluyor tabii annem. Annemin kurtulması kendi çabasıyladır.”

“Ceyhan Hanım hazırlığını yap, dümen koptu”

Annesi Ceyhan Dinçer’in vapurun içindeki hayatta kalma mücadelesini annesinin anlatımlarından aktaran Nuray Dinçer Büyükarman, şunları kaydetti:

“Babam ve ablam dışarı bakmak için yanından ayrılmış. Kaptan anneme, ‘Ceyhan Hanım hazırlığını yap, dümen koptu’ demiş. Ayrıca kaptan annemi tanırdı, kendileri ile görüştüğümüz bir aileydi. Vapur sağa sola yatmaya başlayınca annem üzerindeki ağır mantoyu çıkarıp camı kırmaya çalışmış. Ancak en son yere uzanıp ayaklarıyla vurarak camı kırabilmiş. Vapur ters döndüğünde sular annemi dışarı çekmiş fakat vapur üstte, annem altta kalıyor; yani vapur ters dönüyor.”

Gözleri cam gibi donan abla ve babanın son vedası

Annesinin suyun üzerinde babası ve ablasıyla son karşılaşmasını anlatan Büyükarman, “Annemin önüne küçük bir tahta parçası gelmiş. Fakat anneme sarılanlar da var, onlarla da mücadele ediyor, ‘Kurtar beni’ diyenler var. Sonra babamla ablamı bir can simidi üzerinde buluyor. O tarafa doğru yüzüyor ama su o kadar soğuk ki ablamın dayanamadığını, o güzel yeşil gözlerinin cam gibi donduğunu anlıyor. Sonra babam ‘Sen gayretlisin, kurtar kendini, yüzmeye devam et’ diyor. Sonra zaten bir dalga geliyor, ayırıyor onları ve annem yüzmeye başlıyor. Fakat başka yöne, başka tarafa doğru gidiyor. O arada da bir uçak geçmiş. Hatta ‘Uçak bizi kontrol ediyor sandım, yardım gelecek diye sevindim’ derdi. Arkasına dönüp bakıyor, kazanın olduğu yerden çok uzaklaşmış. Fakat ayaklarını hissetmemeye başlıyor. Allah yardım ediyor, tesadüfen önüne vapurdan kopmuş bir kapı geliyor. Annem kapının üzerine çıkmaya gayret ediyor. Kulaç atamıyor artık, kendini bırakıyor. Bir silüet, bir gemi silüeti görüyor, ondan sonrasını annem hatırlamıyor” dedi.

Donanma gemisi “Kurtaran” ile hayata dönüş

Annesinin kopan bir kapı parçasının üzerine çıkarak hayatta kaldığını belirten Büyükarman, “O sırada Derince açıklarında demirleyen Donanmaya ait ‘Kurtaran’ gemisindeki gözcü asker annemi fark ediyor. Hemen filika indirip alıyorlar. Annem askerlere sadece, ‘Çok acele edin, kocam ve kızım arkada, kaza oldu’ diyebiliyor ve bayılıyor. Uyandığında kendini bir oksijen çadırında buluyor.”

“Senin içi yaşamak istedim”

Ailesinden gelen haberleri beklerken yaşadığı travmayı anlatan Nuray Dinçer Büyükarman, babası ve ablasının vefatını okul arkadaşlarından öğrendiğini dile getirdi. Büyükarman, annesiyle hastanede kavuştuğu o duygu dolu anı hayatı boyunca unutamadığını vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:

“Annemin hayatta kalması bize büyük bir lütuftur. Ben hep evdeydim ama abim ve arkadaşları sürekli sahildeydi. Hatta abim, babamla ablamın haberi geldikten sonra diğer ablamızın akıbetini bilmediği için arkadaşlarıyla hastanelerde onu kendi aramış, sonra bulmuş. Abimin o çabası da bayağı bir uzun sürmüş. Ailemden hepsi bulundu ama o heyecan, üzüntü, korku… Bunların hepsini yaşadık. Benden babamla ablamın vefatını gizlemişlerdi ama ilkokula gidiyorum, okul arkadaşlarım vardı. Onlar kendi ailelerinden duyunca, ben babamla ablamın o kazada ölmüş olduğunu arkadaşlarımdan öğrendim ve tabii çok kötü oldum. Annemin merdivenlerden çıkışı, bana sarılışı ve ‘Senin için yaşamak istedim’ demesi benim için unutamayacağım bir anı”

‘Bir şey mi oluyor diye düşündüm”

Fotoğraf : Özgur Kocaeli

Kocaeli Sekalılar Derneği eski yöneticilerinden İsmail Meçkeli de faciayı anlattı. Meçkeli, “Ben o zamanlar 22 yaşındaydım ve SEKA’da çalışıyordum. Nişanlım da valilikte çalışıyordu ve iş çıkışı buluştuk. İzmit’te her şey normalken birden fırtına çıktı. Fırtınanın hızı herhalde 100 kilometrenin üzerindeydi. Bir baktım Gölcük istikametinden denizaltılar, araştırma gemileri çıkmış. Bir şey mi oluyor diye düşündüm. Eşimi Kozluk’ta eve bırakıp arkadaşlarla iskeleye gittim. Eskiden buradaki sahilde tersane vardı; yeni yıkılıyordu” dedi.

“Kazazedeler gelmeye başladı”

O sırada yanlarına bir doktorun gelip talimat verdiğini de anlatan Meçkeli, “Bir tane üsteğmen doktor yanımıza geldi. O sıra kazazedeler gelmeye başladı. Doktor ‘bacaklarından kaldırın, suyu boşaltmaya çalışın, suni teneffüs yapın’ dedi. Birçoğu denizin soğuğunda zaten yüzememişler. O gemiyle ben de seyahat etmiştim; zaten çatır çatırdı. Sanıyorum kaptan Kavaklı İskelesi’ne gitmek için bir manevra yaptı; o sırada gelen bütün dalga olduğu gibi aşağısını dolduruyor. Geminin kaptan köşkü zaten uçmuş” diye konuştu.

The post Büyük facianın 68’inci yılı appeared first on Haber Denizde.

HABER DENIZDE Haber Linki İçin Tıklayın !
DemirHindi
1 Mart 2026 – 12:02