American Bureau of Shipping’in (ABS) Sustainability Outlook 2026 raporu, denizcilik sektöründe enerji dönüşümünün artık yalnızca geleceğe yönelik yakıt senaryolarıyla değil, filo verimliliği, mevzuat uyumu ve zamanında yatırım kararlarıyla şekillendiğine dikkat çekiyor.
Denizcilik sektöründe karbonsuzlaşma süreci yeni bir aşamaya giriyor. ABS’nin Sustainability Outlook 2026 raporuna göre, armatörler açısından temel soru artık hangi alternatif yakıtın geleceğin kazananı olacağı değil; farklı düzenlemeler ve teknolojik seçenekler karşısında filoların ne kadar esnek tutulabileceği.
2035’te 5-7 farklı düzenleyici rejim
ABS’nin değerlendirmesine göre denizcilik sektörü 2035 yılına gelindiğinde aynı anda 5 ila 7 farklı düzenleyici rejimin etkisi altında faaliyet gösterebilir. IMO ve Avrupa Birliği düzenlemelerinin yanı sıra İngiltere, Çin, ABD’nin bazı eyaletleri ve yeşil denizcilik koridorlarına yönelik uygulamalar, gemi işletmecilerinin maliyet ve yatırım planlarını daha karmaşık hale getirebilir.
Özellikle Avrupa’da yoğun faaliyet gösteren büyük tonajlı gemiler açısından karbon maliyetlerinin önemli seviyelere ulaşabileceği belirtiliyor. Raporda, 14.000 TEU kapasiteli ve Avrupa’da aktif olarak çalışan bir konteyner gemisinin yıllık karbon maliyetinin yaklaşık 20 milyon dolara yaklaşabileceği öngörülüyor.
Geminin çevresel performansı değerini etkiliyor
Dekarbonizasyon yalnızca işletme maliyetlerini değil, gemilerin ticari ve finansal değerini de giderek daha fazla etkiliyor.
ABS’nin değerlendirmelerinde, düşük çevresel performansa sahip gemilerin charter piyasasında ve ikinci el satışlarda iskontolarla karşılaşabileceğine dikkat çekiliyor. D dereceli gemilerde charter gelirlerinde yüzde 5-15, E kategorisindeki gemilerde ise ikinci el piyasa değerinde yüzde 12-15’e varan indirimler gündeme gelebiliyor.
Buna karşılık, yük sahipleri tarafından gemilerin daha yüksek çevresel performansına yönelik belirgin bir “yeşil prim” henüz oluşmuş değil.
Yakıt seçmek yerine esnek teknolojiler
ABS, belirsizliğin yüksek olduğu mevcut ortamda armatörlerin tek bir gelecekteki yakıta bağımlı yatırımlar yerine, farklı senaryolarda kullanılabilecek teknolojilere yönelmesini daha rasyonel buluyor.
Bu kapsamda rüzgâr destekli tahrik sistemleri, hava yağlama teknolojileri, atık ısı geri kazanımı, rota optimizasyonu, dijital performans takibi ve kestirimci bakım öne çıkan çözümler arasında yer alıyor.
Bu teknolojilerin ortak noktası ise belirli bir alternatif yakıtın yaygınlaşmasına bağlı olmadan gemilerin enerji tüketimini ve emisyonlarını azaltabilmeleri.
Tersane kapasitesi kritik darboğaz olabilir
Raporda dikkat çekilen bir diğer önemli konu ise tersanelerde retrofit kapasitesinin sınırlı olması.
ABS’ye göre yüksek talep nedeniyle modernizasyon ve dönüşüm için gerekli tersane kapasitesinde yaşanabilecek sıkışıklık 2028 gibi erken bir tarihte belirgin hale gelebilir. Standart bir enerji verimliliği retrofitinin yaklaşık 22 gün, alternatif yakıta yönelik daha kapsamlı bir dönüşümün ise ortalama 67 gün sürebildiği belirtiliyor.
Bu nedenle 2027-2028 dönemi, armatörler açısından hem havuz/dok kapasitesinin hem de gerekli ekipmanların önceden planlanması bakımından kritik bir dönem olabilir.
Armatörler için yeni yatırım dönemi
ABS’nin Sustainability Outlook 2026 raporu, denizcilikte enerji dönüşümünün artık uzun vadeli bir öngörü olmaktan çıkarak bugünden alınması gereken filo ve yatırım kararlarının merkezine yerleştiğini ortaya koyuyor.
Önümüzdeki dönemde rekabet avantajının yalnızca yeni yakıta sahip gemilerden değil; daha verimli, dijital olarak izlenebilir, farklı düzenlemelere uyum sağlayabilen ve alternatif teknolojilere açık filolardan gelmesi bekleniyor.
ABS (American Bureau of Shipping), 1862 yılında ABD’de kurulan bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir klas kuruluşu olarak denizcilik, offshore ve enerji sektörlerinde faaliyet gösteriyor.
DENIZ TİCARET GAZETESİ – Haber Linkine Gitmek İçin Tıklayın !
DemirHindi
7 Eylül 2026 – 12:16


