Kosova’yı anlamak

Bugün Kosova, yarın başka bir yer.

Balkanların kanayan yarası aşırı milliyetçilik, bölgeyi tekrar hareketlendirdi.

Yerel seçimlerin boykot edilmesiyle başlayan kriz, NATO birliklerinin müdahalesiyle şimdilik duruldu.

Son gelişmeler, bölgede taşların tam olarak yerine oturmadığını işaret ediyor.

Etnik çatışmaların eski Yugoslavya’yı 1991 yazında nasıl bir parçalanmaya götürdüğü her daim hatırlanmalıdır.

Aynı zamanda bir Balkan ülkesi olan Türkiye, dağılma sürecinden itibaren Bosna Hersek’te olduğu gibi Kosova sorununun diplomatik yoldan çözümü konusunda, ikili ve uluslararası alanda büyük çaba sarf etmiştir.

Gayretler karşılığını bulmayınca, BM kararları çerçevesinde NATO harekatlarına bölgesel sorumluluğun bilincinde aktif olarak katıldı.

Balkanlardaki bütün toplulukların meşru haklarının eşit biçimde güvence altına alınması ve Türklerin kazanılmış haklarının korunup geliştirilmesi temel politikasıdır.

1999’da BM kontrolü altına alınan Kosova, 2008’de “Ahtisaari Planı” olarak bilinen Kosova Planı çerçevesinde Sırbistan’dan tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etti.

ABD, NATO ve Avrupa Birliği, Kosova’nın bağımsızlığını tanıma konusunda hemfikirdir. 

RusyaYunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, Sırbistan, İspanya ve Azerbaycan bağımsızlığa karşı çıkan devletlerdir. 

Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan’ın bağımsızlığa karşı çıkma nedeni, Kosova’nın, KKTC için örnek olmasıdır. 

İspanya ise toprakları içinde özerk durumda bulunan Bask Ülkesi ve Katalonya’nın benzer şekilde bağımsızlık ilan etmesinden korktuğu için Kosova’nın bağımsızlığını tanımıyor. 

Azerbaycan, “Dağlık Karabağ Cumhuriyeti”ne örnek teşkil edeceği için Kosova’nın bağımsızlığına karşı çıkmıştır.

Rusya’nın mazereti ise tam tersine, batılı devletlerin diğer yeni bağımsız olan ülkeleri (AbhazyaGüney OsetyaKKTC vb.) tanımadıkları için uyguladıkları çifte standart. 

Rusya devlet başkanı PutinKKTC‘nin tanınmadığı halde batılı devletlerin Kosova’yı hemen bağımsız hale getirmelerini sağladıkları için batılı devletleri “ikiyüzlü” olarak nitelendirmiş ve “Bundan utanmalısınız” bile diyebilmiştir.  

117 ülke tarafından tanınan Kosova’da yaşanan gerilimin, bölgedeki diğer ülkelere yansıması ciddi sıkıntıdır.  

Bunalımın genişlemesi halinde Arnavutluk, Bosna Hersek, Makedonya ve Yunanistan’ın takınacağı olumsuz tavırların, Balkan uyuşmazlığını tekrar gündeme getirmesi olasılık dahilindedir.

Ukrayna Savaşı’ndan sonra atılacak her olumsuz adım Avrupa genelinin güvenlik ve istikrarını bir kez daha sarsacaktır.

BM Güvenlik Konseyi’nin 1244 sayılı kararı uyarınca, güvenliği sağlamakla görevli çok uluslu barış gücü KFOR’a yardım etmek için Türk Askeri 24 yıl aradan sonra bir kez daha Kosova’ya vardı.

Ülkemizin göreve tekrar davet edilmesi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin güvenirliliği açısından oldukça önemlidir.

Yarım asrı aşkın bir süreden beri gerek Soğuk Savaş döneminde gerek risk ve tehdit algısının giderek çeşitlendiği bu dönemde kollektif savunma çizgisinden ödün vermeyen Türkiye yine fedakarane davranmıştır.

Ancak göstermiş olduğu çabanın karşılığını uluslararası camiadan aldığını ifade etmek de zordur.

Ukrayna Savaşı’nda olduğu gibi Sırbistan ve Kosova ile iyi ilişkiler içinde bulunan ülkemiz, aktif tarafsızlık ve dengeleyici politika ile kabul edilebilir çözüm çerçevesinde nüfuzunu kullanmalıdır.

Bölge ülkelerinin büyük ülküleri devam ettiği sürece, Balkanlarda barış ikliminin yaratılması zor ama imkansız değildir.

Son sözse; “Sınırların güvenliği ve istikrarın sağlanması yeni Balkan Paktından geçer”

İsmet Hergünşen

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir