ATATÜRK UFKUNUN CUMHURİYETE KAZANDIRDIĞI GEMİLER

Lozan Antlaşması’nın ilgili maddesine göre Kabotaj hakkına sahip olan Türkiye’de 1. Dünya Savaşı sırasında devlet ve armatörlere ait elliye yakın gemi batırılmış, savaş nedeniyle mevcut gemiler de yeterli bakım ve onarım görmedikleri içinde çalışamaz hale gelmiş, Kabotaj uygulamasına geçiş 2 yıl ertelenmişti. Cumhuriyetin ilanıyla elde bulunan gemiler hızla bakım ve onarımdan geçirildi bunlara ilave 1924 yılında Marmara, Kocaeli, Miralay Nazım Bey, Çanakkale, Anafarta, Mersin, Antalya ve Büyükada vapurları, 1926 yılında ise Karadeniz, Ankara (Çorum), Ege, İnebolu, İzmir, Bandırma (Ülgen) Konya ve Sinop gemileri satın alındı. 1 Temmuz 1926 tarihinden itibaren yürürlüğe giren kanunla; akarsularda, göllerde, Marmara Denizi ile boğazlarda, bütün kara sularında ve bunlar içinde kalan körfez, liman, koy ve benzeri yerlerde, makine, yelken ve kürekle hareket eden araçları bulundurma; bunlarla mal ve yolcu taşıma hakkı Türk yurttaşlarına verildi. Ayrıca; dalgıçlık, kılavuzluk, kaptanlık, çarkçılık, tayfalık ve benzeri mesleklerin Türk yurttaşlarınca yerine getirilebileceği belirtildi. Yabancı gemilerin yalnız Türk limanlarıyla yabancı ülkelerin limanları arasında insan ve yük taşıyabileceği kabul edildi.

ATATÜRK’ÜN FİLOYA KATTIĞI TİCARİ GEMİLER 

Osmanlı İmparatorluğu döneminde verilen kapitülasyonlar Lozan görüşmelerinde şiddetle itiraz konusu olmuştu. Yapılan uzun görüşmeler sonucunda Türk tezini kabul edildi. 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Anlaşması, “Türkiye Devleti bahri Kabotaj yani toprağının bir limanından alınan emtia ve yolcuların aynı toprağın bir başka limanına bahren (deniz yoluyla) naklini kendi sancağına hasretmek hakkını muhafaza etmek hakkına sahiptir.” hükmünü içeriyordu.

Birinci Dünya Savaşı sırasında günümüzdeki adı Türkiye Denizcilik İşletmeleri olan Osmanlı Seyri Sefain İdaresi’ne ait Bezm-i Alem, Bahr-ı Ahmar ve Mithatpaşa vapurları Karadeniz Ereğlisi açıklarında Rus Donanması tarafından batırılmıştı. Halep vapuru hastane gemisi olarak Çanakkale’de bulunurken, İngiliz denizaltısınca torpillenerek batırılmıştı. Armatörlere Armatörlere ait 50’ye yakın ticari gemi Karadeniz, İstanbul limanları, Marmara Denizi ve Çanakkale’de batırılmıştı. Osmanlı Seyr-ı Sefain’e ait Karadeniz vapuruna, Hindistan’da İngilizler tarafından el konulmuştu. 20’den fazla gemide tamir ve bakımı uzun sürdüğünden sefer yapamıyordu. Mevcut vapurlar ise savaş döneminde yeteri kadar bakım ve onarımı yapılamadığı için çalışamıyordu. Atatürk, elinde yeterli miktarda gemi bulunmadığı için kabotaj uygulamasının 2 yıl ertelemek zorunda kalmıştı.

Bu iki yıl içinde genç cumhuriyet Osmanlı İmparatorluğu’nun dış borçlarını öderken, yeni gemiler aldı. Ticari filo güçlendi. Türkiye Sey-i Sefain İdaresi personeli gemilerin alınması ve bakım onarım için üç yıl yarım maaş almıştı. Finansmanın sağlanmasıyla gemiler hızla bakım ve onarımdan geçirildi. 1924 yılında Marmara, Kocaeli, Miralay Nazım Bey, Çanakkale, Anafarta, Mersin, Antalya ve Büyükada vapurları alındı. 1926 yılında ise Karadeniz, Ankara (Çorum), Ege, İnebolu, İzmir, Bandırma (Ülgen) Konya ve Sinop gemileri filoya katıldı. 20 Nisan 1926 tarihinden kabul edilen ve 1 Temmuz 1926 tarihinden itibaren yürürlüğe giren kanunla; akarsulardagöllerdeMarmara denizi ile boğazlarda, bütün kara sularında ve bunlar içinde kalan körfezlimankoy ve benzeri yerlerde, makine, yelken ve kürekle hareket eden araçları bulundurma; bunlarla mal ve yolcu taşıma hakkı Türk yurttaşlarına verildi. Ayrıca;  dalgıçlık, kılavuzluk, kaptanlık, çarkçılık, tayfalık ve benzeri mesleklerin Türk yurttaşlarınca yerine getirilebileceği belirtildi. Yabancı gemilerin yalnız Türk limanlarıyla yabancı ülkelerin limanları arasında insan ve yük taşıyabileceği kabul edildi.

1928’den itibaren Heybeliada, Kalamış, Etrüsk, Kadeş, Tırhan, Marakaz, Sus, Trak, Efes, Sur, Suvat ve Ülev vapurları inşa ettirildi. Atatürk’ün en büyük arzusu bu vapurların Türkiye’de inşa edilmesiydi. 1936 yılında Pendik’te bir tersane kurulmasını emretti. Bu tersanede çalışacak mühendis yetiştirmek için Almanya ve İngiltere’ye öğrenci gönderdi. İstanbul’da bulunan Haliç Tersanesini yenilemek için 1937 yılında Alman Krupp firmasıyla anlaşıldı.

ATATÜRK VE CUMHURİYET DONANMASI

Bir dönem dünyanın sayılı deniz güçlerinden Osmanlı Donanması, II. Abdülhamid’in donanmayı Haliç’e hapsetmesiyle çok güç kaybetmişti. Günümüzdeki adı Libya olan ülkenin İtalya tarafından işgal edilmesi ve Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğinden çıkması, 1912 yılında Lozan’da bir semt olan Ouchy (Uşi) anlaşmasıyla sonuçlandı. Rodos ve çevresindeki 12 ada İtalya’ya verildi. İtalya, ilgili madde gereğince Osmanlı İmparatorluğu’na adaları geri vermesi gerekirken II. Dünya Savaşı’ndan sonra Yunanistan’a verdi.

30 Mayıs 1913’te imzalanan anlaşma ile Osmanlı İmparatorluğu, Girit’teki tüm haklarından vazgeçti. 14 Kasım 1914 imzalanan Atina Anlaşması ile Girit’teki Osmanlı egemenliği son buldu. Osmanlı İmparatorluğu’ndan, Cumhuriyet donanmasına; Yavuz, Turgut Reis, Hamidiye, Mecidiye kruvazörleri, Peyk-i Şevket ve Berk-i Satvet torpido kruvazörleri ile Samsun, Basra ve Taşoz muhripleri kalmıştı. Bu harp gemilerinin içinde başta Yavuz olmak üzere Hamidiye ve Mecidiye kruvazörleriyle Berk-i Şevket ve Berk-i Satvet ise I. Dünya savaşından yaralı çıkmıştı. Öncelikle bu gemilerin tamiratları yapılarak çalışır hale getirilip cumhuriyet donanmasına katıldı. Osmanlı’yı Birinci Dünya Savaşı’na sokan Yavuz’un ise tamiratı uzun surmuş ancak 1930 yılında donanmanın sancak gemisi olmuştu.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ilk önce cumhuriyet donanmasının ilk denizaltıları olan ve Kurutuluş Savaşı coşkusunu yansıtan I. İnönü ve II. İnönü denizaltılarının inşası için 1925 yılında Hollanda ile anlaşma imzaladı. Bu denizaltılar   9 Haziran 1928 tarihinde donanma hizmetine girdi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk iradesiyle 1930 yılında İtalya ile bir anlaşma yapıldı. Zafer, Tınaztepe, Kocatepe ve Adatepe adları verilen modern muhrip, Dumlupınar ve Sakarya adları verilen iki denizaltı ile Doğan, Mart ve Denizkuşu verilen üç hücumbot 1931 ve 1932 yılları arasında donanmaya katıldı. İspanya’da yapılan Gür denizaltısı 29 Aralık 935 tarihinde, denizaltı yatak gemisi olarak Almanya’dan alınan Erkin 24 Temmuz 1936 tarihinde donanmaya katıldı. 1937 yılında Almanya’yla yapılan anlaşmayla denizaltılardan ikisi Türkiye’de ikisi Almanya’da inşa edildi.

Türkiye’de yapılan denizaltılar

Türkiye’de inşa edilen Atılay ve Saldıray, Almanya’da inşa edilen denizaltılara da Saldıray ve Batıray adları verildi. Denizaltılara, Atatürk tarafından verilen isimler Başbakan Celal Bayar’a gönderdiği 17 Ocak 19838 tarihli mektupta kendi el yazısıyla anlatılır. Batıray yaklaşan II. Dünya savaşı nedeniyle Almanya tarafından Türkiye’ye verilmemiştir. 1935 yılında İtalya’nın faşist lideri Mussolini’nin saldırgan tutumu Atatürk’ü önlemler almaya teşvik etti. Gerginleşen Türkiye-İtalya ilişkileri nedeniyle cumhuriyet donanması 20 Kasım 1936 tarihinde Malta’ya yaptığı ziyaretle dosta güven-düşmana korku verdi. Hatta, Cumhurbaşkanı Atatürk 1935 yılında Zafer destroyeri ile Rodos açıklarına giderek bizzat meydan okumuştu Antalya civarını isteyen Mussolini’ye. İtalya bu olaydan sonra Türkiye’den toprak talebinden vazgeçerek tüm gücüyle Habeşistan’a saldırmıştı.

Ali Bozoğlu  – Deniz Tarihi Araştırmacısı

Kaynak: DENIZKARTALI Haber Portalı – https://denizkartali.com/ataturk-ufkunun-cumhuriyete-kazandirdigi-gemiler-ali-bozoglu-yazdi.html