Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), Kuzey Doğu Atlantik Okyanusu’nda dünyanın en büyük emisyon kontrol alanını (ECA) resmi olarak kabul ederek, dünyanın en yoğun deniz koridorlarından birinde faaliyet gösteren gemiler için daha katı emisyon sınırları getirdi.
Eylül 2028’de tam olarak uygulanması beklenen yeni emisyon kontrol alanı (ECA); Fransa, İrlanda, Portekiz, İspanya, Birleşik Krallık, İzlanda, Grönland ve Faroe Adaları’nın münhasır ekonomik bölgelerini kapsıyor ve bu bölgede 190 milyondan fazla insan yaşıyor. Bu yeni alan aynı zamanda Baltık, Kuzey ve Akdeniz’deki mevcut emisyon kontrol alanlarını birbirine bağlayacak ve bunları yakın zamanda onaylanan Norveç Denizi ile Kanada Arktik bölgesindeki emisyon kontrol alanlarıyla birleştirecek.
Bu sularda faaliyet gösteren gemiler, kükürt oksitleri (SOx) ve ince partikül maddeleri (PM2.5) kontrol etmek amacıyla yakıttaki maksimum kükürt içeriği konusunda bağlayıcı sınırlamalarla karşı karşıya kalacak. 1 Ocak 2027 veya sonrasında inşa edilen gemiler ise azot oksitler (NOx) konusunda daha katı motor sınırlarıyla karşılaşacak. Bu kirleticiler; erken ölümlerin yanı sıra solunum ve kardiyovasküler hastalıklar gibi ciddi sağlık etkileriyle ilişkilendirilmektedir. Hava kalitesi üzerindeki etkisinin ötesinde, gemi kaynaklı SOx ve NOx emisyonları okyanus asitlenmesine de katkıda bulunarak deniz ekosistemlerine zarar vermekte, deniz türlerinin gelişimini ve yaşam alanlarını bozmaktadır.
Karar, 27 AB üye devleti, İzlanda, Birleşik Krallık ve Avrupa Komisyonu’nun ortak başvurusuyla başlatılan süreci sonuca bağlayarak, IMO’nun Deniz Çevresini Koruma Komitesi’nin bu haftaki 84. oturumunda (MEPC 84) resmileştirildi. Bu başvuru, Porto Üniversitesi iş birliğiyle ICCT (Uluslararası Temiz Ulaşım Konseyi) tarafından yapılan teknik analizlerle desteklendi.
ICCT’nin araştırma projeksiyonlarına göre, olası bir uyum senaryosunda, emisyon kontrol alanı (ECA) SOx emisyonlarını yüzde 82’ye, PM2.5 emisyonlarını ise yüzde 64’e kadar azaltacak. Filoya yeni gemilerin katılmasıyla azot oksit emisyonlarının zaman içinde istikrarlı bir şekilde düşmesi beklenirken, filonun kademeli olarak yenilenmesiyle yüzde 71’e varan maksimum azalmalar mümkün olabilecek.
Birlikte ele alındığında bu emisyon azaltımlarının, 2030 ile 2050 yılları arasında 4.000’den fazla erken ölümü önleyeceği ve 2050 yılına kadar sağlık maliyetlerinde 29 milyar avroya kadar tasarruf sağlayacağı tahmin ediliyor.
İklim üzerinde süper kirletici olan ve özellikle Arktik bölgesindeki ısınmanın itici gücü konumunda bulunan siyah karbon emisyonlarının da yüzde 36 oranında azalacağı öngörülüyor.
7DENIZ – Haber Linki İçin Tıklayın !
DemirHindi
5 Mayıs 2026 – 09:01


