Somali denizlerdeki egemenliğini geri alıyor

Somali Federal Cumhuriyeti Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Mohamed Nur ile gerçekleştirdiğimiz söyleşinin her satırında, 35 yıl aradan sonra yeniden hayata geçirilen ulusal gemi sicilinin yalnızca bir denizcilik reformu değil, devlet egemenliğinin yeniden tesisi olarak görüldüğünü hissediyorsunuz. Ancak satır aralarında dikkat çeken başka bir unsur daha var: Türkiye’ye duyulan samimi güven. Bakan Nur bunu “Aramızdaki güven, başka hiçbir ortaklıkta bulamayacağınız bir sermayedir. Somali halkı Türk bayrağını gördüğünde dost görür, kardeş görür. Bu duygu hiçbir fizibilite raporuna yazılamaz; ama sahada iş yapan herkes onun değerini bilir. Gelin, bu güveni birlikte yatırıma, ticarete ve ortak refaha dönüştürelim. Yüzyıllar önce Hint Okyanusu Somalilileri ve Türkleri birbirine bağlamıştı. Bugün aynı deniz, iki ülkeyi ticaretin ve bağlantısallığın geleceğini birlikte şekillendiren stratejik ortaklar olarak yeniden buluşturuyor. Türk denizcilerini bu geleceğin ortağı olmaya bekliyoruz” sözleriyle ifade ediyor. Belki de bu röportajı farklı kılan tam da bu… İki ülke arasındaki ilişkiyi yalnızca limanlar, gemiler ya da ticaret üzerinden değil; yıllara yayılan güven, dostluk ve ortak gelecek anlayışı üzerinden okuma fırsatı sunması. Yüzyıllar önce Hint Okyanusu’nun aynı rotalarında buluşan iki halk, bugün yeniden aynı denizde ortak bir gelecek kurmaya hazırlanıyor…

Somali, yaklaşık 35 yıl aradan sonra ulusal gemi sicilini yeniden hayata geçirdi. Bu kararın arkasındaki temel hedefler ve Somali’nin denizcilikte uzun vadeli vizyonu nedir?

Öncelikle şunu söylemek isterim: Gemi sicilinin yeniden faaliyete geçmesi bizim için teknik bir işlem değil, bir egemenlik meselesidir. Bir devletin bayrağını taşıyan gemilerin dünya denizlerinde seyretmesi, o devletin uluslararası sistemdeki varlığının en somut göstergelerinden biridir. Otuz beş yıla yakın bir süre boyunca Somali bu imkândan mahrum kaldı. Devletimiz çöktüğünde yalnızca kurumlarımızı değil, denizlerdeki kimliğimizi de kaybettik.

Bugün bu kimliği geri alıyoruz. Sicilin yeniden açılması, Somali’nin uluslararası denizcilik camiasına dönüşünün ilanıdır. Ancak biz bunu tek başına bir adım olarak görmüyoruz. Sicil; liman modernizasyonu, deniz güvenliği, balıkçılık, mavi ekonomi ve denizcilik eğitimini kapsayan çok daha geniş bir ulusal dönüşümün parçasıdır.

Uzun vadeli vizyonumuz açıktır. Somali, Afrika ana karasının en uzun kıyı şeridine sahip ülkesidir. Yüzyıllar boyunca Hint Okyanusu’nun en önemli deniz medeniyetlerinden biri olduk. Mogadişu, Berbera, Marka ve Barawa gibi liman şehirlerimiz Afrika’yı Arabistan’a, Hindistan’a ve Basra Körfezi’ne bağlayan ticaret ağlarının merkezindeydi. Biz yeni bir deniz ülkesi kurmuyoruz. Asırlardır var olan denizcilik mirasımızı yeniden ayağa kaldırıyoruz.

Hükümet olarak denizlere bakışınız nasıl değişti? Somali bayrağını uluslararası denizcilik sektöründe nasıl bir konuma taşımayı hedefliyorsunuz?

Aslında değişen bizim denize bakışımız değil, denizle aramıza giren engellerin kalkmasıdır. Somali halkı denize hiçbir zaman sırt dönmedi. En eski şehirlerimiz kıyılarda kuruldu. Nesiller boyunca tüccarlarımız, denizcilerimiz ve gemi ustalarımız dünyanın en eski deniz ticaret ağlarından birine katkı sundu. Somali limanlara sahip olan bir ülke değildi; Somali, limanlarının etrafında büyüyen bir medeniyetti.

İç savaş bu bağı kopardı. Kurumlarımız zayıfladı, limanlarımız yıprandı, deniz ticaretimiz sekteye uğradı. Bugün ise o dönem geride kaldı. Barış ve istikrar her geçen gün güçleniyor, uluslararası güven yeniden tesis ediliyor, yatırımcılar yeniden Somali’ye yöneliyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Dr. Hassan Sheikh Mohamud’un liderliğinde denizcilik artık ulusal kalkınma stratejimizin merkezinde yer alıyor. Deniz bizim için bir kenar unsuru değil, geleceğimizin yazılacağı alandır.

Bayrağımız konusunda hedefimiz nettir: Saygın, güvenilir ve denetlenen bir bayrak. Kolay bayrak yarışına girmek gibi bir niyetimiz yok. Biz Somali bayrağının, uluslararası standartlara uyumu ve şeffaf yönetimiyle tanınan, armatörlerin güvenle tercih ettiği bir bayrak olmasını istiyoruz. Bu uzun soluklu bir iştir ve biz bu yola sabırla, kararlılıkla çıktık.

Ulusal gemi sicilini yeniden hayata geçirmeden önce nasıl bir hazırlık süreci yürüttünüz? Yeni yapılanma deniz güvenliğine, devlet otoritesine ve mavi ekonomi hedeflerine nasıl katkı sağlayacak?

Doğru bir tespitte bulundunuz. Somali’nin adı uzun yıllar boyunca korsanlıkla, yasa dışı balıkçılıkla ve güvensizlikle anıldı. Bir dönem dünya, denizlerimizi ticaret ve fırsatla değil, riskle hatırladı. Biz de biliyorduk ki bu algıyı değiştirmenin yolu açıklamalardan değil, kurumsal adımlardan geçiyor.

Bu nedenle sicili açmadan önce hukuki ve kurumsal zemini inşa ettik. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi, SOLAS ve ISPS Kod dahil olmak üzere temel uluslararası denizcilik enstrümanlarını ulusal mevzuatımıza kazandırdık. Bu yılın haziran ayında ise yirmi temel uluslararası denizcilik sözleşmesine daha katıldığımızı açıkladık. Şunu hatırlatmak isterim: 1960’ta bağımsızlığımızı kazandığımızdan bu yana ülkemiz yalnızca üç sözleşmeyi onaylamıştı. Denizcilik mirası ve stratejik önemi bu kadar büyük olan bir ülke, artık uluslararası denizcilik hukuk düzeninin dışında kalamazdı.

Bu noktada bir hakkı teslim etmek isterim. Gemi sicilinin yeniden kurulmasından sözleşme süreçlerine kadar bu yolculuğun her aşamasında Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndaki muhataplarımızdan çok büyük destek gördük ve görmeye devam ediyoruz. Ne zaman kapılarını çaldıysak elimiz boş dönmedik. Bütün bilgi birikimlerini, kurumsal kapasitelerini ve tecrübelerini bize açtılar; bu süreçte adeta bize hamilik ettiler. Sayın Bakan Abdulkadir Uraloğlu’nun şahsında Bakanlığın bütün yöneticilerine ve emeği geçen personeline Somali halkı adına ayrıca teşekkür etmek isterim.

Aynı dönemde kıyı gözetleme kapasitemizi güçlendirdik, liman devleti denetim mekanizmalarını kurduk, Uluslararası Denizcilik Örgütü ile ilişkilerimizi yeniden tesis ettik ve Cibuti Davranış Kuralları çerçevesinde bölgesel güvenlik iş birliğine aktif katılım sağladık. Sicil, işte bu zeminin üzerine oturuyor. Somali bayrağı altında seyreden her gemi, uluslararası standartlara uygunluğu denetlenen bir gemi olacaktır. Bu da devlet otoritesinin denizlerimize geri dönüşü demektir. Mavi ekonomi hedeflerimiz açısından ise güvenli sular, yatırımın ön şartıdır. Güvenlik olmadan ne balıkçılık gelişir ne limanlar büyür ne de ticaret akar.Mogadisu

Piri Reis Üniversitesi ile planlanan iş birliği kapsamında Somali’nin denizcilik eğitiminde nasıl bir dönüşüm hedefleniyor? Türk denizcilik eğitim kurumlarıyla yeni ortak projeler gündeminizde var mı?

Limanları inşa edebilirsiniz, gemileri satın alabilirsiniz; ama denizciliği ayakta tutan şey insandır. Somali’nin denizcilik dönüşümünün en kritik ayağı, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesidir. Uzun yıllar boyunca gençlerimiz denizcilik mesleklerine erişim imkânı bulamadı. Şimdi bu tabloyu değiştiriyoruz.

Piri Reis Üniversitesi ile iş birliğimiz bu açıdan bizim için özel bir anlam taşıyor. Adını, Osmanlı’nın Hint Okyanusu donanmasına kumanda etmiş ve Kızıldeniz’den Basra Körfezi’ne uzanan denizleri haritalara işlemiş büyük bir denizciden alan bir kurumla çalışmak, tarihimizin bize yüklediği sorumluluğun da bir yansımasıdır. Bu iş birliği kapsamında gemi adamı yetiştirilmesinden denizcilik idaresi personelinin eğitimine, müfredat geliştirmeden akademik değişime uzanan kapsamlı bir program üzerinde çalışıyoruz. Hedefimiz, uluslararası standartlarda eğitim almış, dünya filolarında görev yapabilecek ve kendi bayrağımız altındaki gemilerde çalışacak bir Somalili denizci kuşağı yetiştirmektir.

Ankara Üniversitesi bünyesindeki DEHUKAM ile yürüttüğümüz iş birliği de bu vizyonun parçasıdır. DEHUKAM, deniz hukuku alanında Türkiye’nin en güçlü birikimine sahip kurumlarından biridir; mevzuat çalışmalarından kapasite geliştirmeye uzanan faaliyetleriyle yalnızca Türkiye’de değil, bölgemizde de bu alana yön veren bir merkez haline gelmiştir. Kendileriyle zaten hâlihazırda süren çalışmalarımız vardı; İstanbul’da imzaladığımız anlaşmalarla bu iş birliğini artık kurumsal bir çerçeveye oturtmuş bulunuyoruz. Önümüzdeki dönemde diğer Türk kurumlarıyla da benzer programlar geliştirmek istiyoruz. Çünkü Türkiye; denizcilik eğitiminden gemi inşasına, liman işletmeciliğinden deniz hukukuna kadar her alanda dünya ölçeğinde tecrübeye sahip bir ülkedir ve bu birikim bizim için hazır bir okuldur. Bu vesileyle, bu sürecin her aşamasındaki rolü ve değerli katkıları için Deniz Ticaret Odası Başkanı Sayın Tamer Kıran’a da şükranlarımı sunmak isterim.

Somali’nin kapsamlı bir Shipping Act hazırlığında olduğu biliniyor. Yeni yasal düzenlemenin uluslararası armatörlere, yatırımcılara ve finans kuruluşlarına hangi hukuki güvenceleri sunmasını hedefliyorsunuz?

Denizcilikte sermaye, hukukun öngörülebilir olduğu yere gider. Bunun bilincindeyiz. Hazırlamakta olduğumuz Shipping Act, Somali denizciliğinin çatı mevzuatı olacak ve uluslararası standartlarla tam uyumlu, modern bir hukuki çerçeve sunacaktır.

Yönümüz nettir: Somali bayrağını tercih eden armatörlerin, ülkemize gelen yatırımcıların ve onları destekleyen finans kuruluşlarının aradığı hukuki güvenliği ve öngörülebilirliği sağlayan bir yasa ortaya koyacağız. Katıldığımız uluslararası sözleşmeler bu yasanın zeminini oluşturuyor ve yeni düzenleme bu taahhütlerle tam uyum içinde hazırlanıyor. Amacımız, Somali ile iş yapan hiçbir aktörün hukuki belirsizlikle karşılaşmamasıdır. Yasa tamamlandığında dünyaya vereceğimiz mesaj şu olacak: Somali’de denizcilik artık kural temelli, şeffaf ve güvenilir bir zemin üzerinde yürüyor.

Somali’nin hedefi gemi sicili ile sınırlı değil; limancılık, lojistik, balıkçılık, tersanecilik, deniz güvenliği ve mavi ekonomi alanlarında kapsamlı bir dönüşüm öngörülüyor. Yabancı yatırımcılar ve özellikle Türk şirketleri için hangi fırsatları görüyorsunuz?

Somali bugün Afrika’nın en az değerlendirilmiş yatırım alanlarından birini sunuyor ve bu tablo hızla değişiyor. Uluslararası borç yükümüzü başarıyla tasfiye ettik, silah ambargosu kaldırıldı, Doğu Afrika Topluluğu’na katıldık ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne geçici üye seçildik. Yani fırsatlar artık kurumsal bir zeminin üzerinde duruyor.

Limancılıkta tablo açıktır. Türk müteahhitlik, altyapı ve lojistik firmalarını liman yatırımlarımızda güçlü biçimde yer almaya davet ediyoruz. Mogadişu’nun yanı sıra Bosaso, Kısmayo ve Hobyo’da rıhtım genişletmeden soğuk zincir tesislerine, liman dijitalleşmesinden serbest bölge altyapısına uzanan geniş bir yelpaze var. Hobyo özelinde yatırımcılar, bir limanı en baştan modern tasarımla inşa etme imkânına sahip.

Balıkçılık ve mavi ekonomide potansiyel çok büyük. Sularımız ton balığından ıstakoza, karidesten uskumruya kadar yüksek değerli türlere ev sahipliği yapıyor; ancak işleme tesisleri, soğuk zincir ve modern filo yatırımları henüz başlangıç aşamasında. Körfez ve Asya pazarlarına yakınlığımız düşünüldüğünde, burada erken giren yatırımcı değer zincirinin tamamını kurma şansına sahiptir. Tersanecilik ve gemi bakım-onarım alanında ise Türk sanayisinin birikimini Somali’ye taşıyacak ortaklıklara açığız. Türk şirketlerine mesajım şudur: Somali’de yalnızca bir pazara değil, bir ülkenin yeniden inşasına ortak oluyorsunuz. Erken gelenler, bu dönüşümün mimarları arasında yer alacaktır.

Küresel deniz ticareti önemli bir dönüşümden geçiyor. Hint Okyanusu ile Aden Körfezi’nin kesişim noktasında yer alan Somali, yeni jeopolitik ve ticari dengeler içinde stratejik konumunu nasıl değerlendirmeyi planlıyor?

Coğrafya değişmez; değişen, coğrafyanın değeridir. Somali, üç bin üç yüz kilometreyi aşan kıyılarıyla dünyanın en yoğun deniz ticaret koridorlarından birinin hemen yanında yer alıyor. Bab el-Mendep Boğazı’na yakınlığımız, Avrupa’yı Ortadoğu’ya, Güney Asya’ya ve Doğu Afrika’ya bağlayan hatların tam kesişimindeyiz demektir.

Son yıllarda yaşananlar, Kızıldeniz’deki tehditlerden Hürmüz’e uzanan gerilimlere kadar, küresel taşıma koridorlarının ne kadar kırılgan olduğunu herkese gösterdi. Tedarik zincirleri artık yalnızca maliyet üzerinden değil, dayanıklılık ve güvenlik üzerinden planlanıyor. Bu tabloda, ölçeklenebilir liman kapasitesine sahip kıyı devletlerinin önemi yapısal olarak artıyor. Somali tam da böyle bir ülkedir.

Biz bu konumu tek bir limana bağımlı kalmadan değerlendirmek istiyoruz. Mogadişu, Berbera, Kısmayo, Bosaso ve Hobyo birlikte çok merkezli bir liman sistemi oluşturuyor. Amiral gemimiz olan Yeni Mogadişu Limanı projesi ise yeşil liman olarak tasarlandı; serbest ekonomik bölge, yeni uluslararası havalimanı ve uydu şehirle entegre bir bütünün parçasıdır. Fizibilite, çevresel ve hukuki değerlendirmelerin tamamı tamamlandı. Hedefimiz Somali’yi yalnızca Afrika Boynuzu için değil, denize erişimi olmayan bölge ülkeleri için de modern bir ticaret kapısı haline getirmektir. Küresel bağlantısallık ancak tam bağlantılı bir Afrika ile mümkündür ve tam bağlantılı bir Afrika, Somali’siz olmaz. Cagri Bey Gemisi-1

Denizcilik perspektifinden Türkiye’yi Somali’nin dönüşüm sürecinde nasıl bir stratejik ortak olarak görüyorsunuz? Hangi iş birliklerinin ön plana çıkmasını bekliyorsunuz?

Türkiye ile ilişkimizi anlamak için önce tarihe bakmak gerekir. Bizim ortaklığımız denizde başladı. Osmanlı Devleti’nin Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’ndaki varlığını güçlendirdiği dönemde, Ahmed Gurey’in mücadelesine Kızıldeniz üzerinden ulaştırılan destek, halklarımız arasındaki iş birliğinin en erken örneklerinden biriydi. Piri Reis ve Seydi Ali Reis Kızıldeniz’den Hint Okyanusu’na uzanan seferler gerçekleştirdi; Mir Ali Bey ise Doğu Afrika kıyılarında Mombasa’ya kadar inerek bu bağı güçlendirdi. Bugün yeni bir ortaklık kurmuyoruz; tarihin aynı sularda başlattığı ortaklığı yeniden canlandırıyoruz.

Yakın dönemde ise Türkiye, en zor günlerimizde yanımızda duran ülke oldu. 2011’de Somali açlıkla ve kaosla boğuşurken, herkesin Mogadişu’dan uzak durduğu bir dönemde Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan bütün güvenlik risklerine rağmen ülkemize geldi. Üstelik yalnız gelmedi; ailesini de yanında getirdi. O gün Mogadişu sokaklarında yürüyen o aile, bir milletin yeniden nefes almasıydı. Dünyaya verilen mesaj açıktı: Somali yalnız değildir. O ziyaret bir diplomatik tercih değil, ahlaki bir duruştu; umudunu kaybetmek üzere olan bir millete umut oldu. Bugün Mogadişu’da onlarca yabancı temsilciliğin bulunması, o gün atılan cesur adımın doğrudan sonucudur. Türkiye sahaya indi, insana dokundu ve Somali’yi bağımlı kılacak değil, ayağa kaldıracak bir model ortaya koydu. 2024’te imzaladığımız Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması bu birikimin üzerine inşa edildi ve denizcilik boyutu bu anlaşmanın en dinamik alanlarından biridir.

Bugün bu ortaklık somut sonuçlar üretiyor. Uzun yıllar sonra ilk kez Türkiye’den Somali’ye doğrudan yük gemisi seferleri başladı; Akkon Lines’ın açtığı hat iki ülke ticaretini her geçen gün güçlendiriyor. Gemi sicilimiz Türk iş dünyasıyla kurduğumuz ortaklık sayesinde yeniden işliyor ve gemiler yeniden Somali bayrağı çekmeye başladı. Mogadişu Limanı’nı bir Türk şirketi olan Albayrak işletiyor ve limanımızın verimliliği bu iş birliğiyle gözle görülür biçimde arttı. Yani liman işletmeciliğinden gemi siciline kadar Türkiye ile ortaklığımız kâğıt üzerinde bir niyet değil, sahada işleyen bir gerçekliktir. Balıkçılıkta da aynı iradeyi ortaya koyduk. OYAK ile Balıkçılık ve Mavi Ekonomi Bakanlığımız arasında imzalanan Stratejik İş Birliği ve Hizmet Anlaşması çerçevesinde kurulan SOMTÜRK, münhasır ekonomik bölgemizdeki balıkçılık faaliyetlerinin lisanslanmasını ve kayıt altına alınmasını üstlendi. Bu yapı bir yandan deniz kaynaklarımızın sürdürülebilir ve denetlenebilir biçimde yönetilmesini sağlıyor, diğer yandan Türk balıkçılık sektörüne dünyanın en zengin balık rezervlerinden birinin kapısını açıyor. Önümüzdeki dönemde bu zeminin üzerine deniz güvenliği, kapasite geliştirme ve mavi ekonominin diğer alanlarında yeni halkalar eklemek istiyoruz. Türkiye bizim için yalnızca bir ortak değil, bu yolculuğun doğal yol arkadaşıdır.

Peki, Türk denizcilik sektörüne ve yatırımcılarına vermek istediğiniz mesaj nedir?

Türk denizcilik sektörüne mesajım açıktır: Somali kapılarını size açmıştır. Türkiye’nin armatörleri, liman işletmecileri, tersaneleri ve lojistik firmaları için Somali, Afrika’ya açılan doğal bir kapıdır. Üstelik bu kapıdan ilk geçenler kazanmaya başladı bile. Bugün Mogadişu Limanı’nı bir Türk şirketi işletiyor, gemi sicilimiz Türk iş dünyasıyla kurduğumuz ortaklıkla çalışıyor, Akkon Lines’ın gemileri iki ülke arasında düzenli sefer yapıyor ve sularımızdaki balıkçılık SOMTÜRK çatısı altında düzene kavuşuyor. Yani sizi bir vaade değil, işleyen bir ortaklığa davet ediyoruz.

Aramızdaki güven, başka hiçbir ortaklıkta bulamayacağınız bir sermayedir. Somali halkı Türk bayrağını gördüğünde dost görür, kardeş görür. Bu duygu hiçbir fizibilite raporuna yazılamaz; ama sahada iş yapan herkes onun değerini bilir. Gelin, bu güveni birlikte yatırıma, ticarete ve ortak refaha dönüştürelim. Yüzyıllar önce Hint Okyanusu Somalilileri ve Türkleri birbirine bağlamıştı. Bugün aynı deniz, iki ülkeyi ticaretin ve bağlantısallığın geleceğini birlikte şekillendiren stratejik ortaklar olarak yeniden buluşturuyor. Türk denizcilerini bu geleceğin ortağı olmaya bekliyoruz.

Son olarak dünyadaki armatörlere, yatırımcılara ve denizcilik sektörüne tek bir mesaj verme fırsatınız olsa, Somali’nin yeni denizcilik vizyonunu nasıl özetlerdiniz? On yılın sonunda nasıl bir Somali hayal ediyorsunuz?

Tek bir cümleyle özetlemem gerekirse şunu söylerim: Somali geri dönüyor ve bu kez kalıcı olarak dönüyor. Dünyaya vermek istediğim mesaj şudur: Somali’yi geçmişin haberleriyle değil, bugünün gerçekleriyle değerlendirin. Bugünün Somali’si uluslararası sözleşmelere taraf olan, gemi sicilini yeniden işleten, limanlarını modernize eden, borçlarını tasfiye etmiş ve dünya sahnesine dönmüş bir ülkedir. Deniz, bizim en büyük milli zenginliğimizdir ve biz bu zenginliği sorumlulukla, uluslararası hukuka bağlılıkla ve ortaklarımızla el ele yönetmeye kararlıyız. Erken gelen yatırımcı, yalnızca bir fırsatı değil, bir dönüşümün kuruluş aşamasını yakalayacaktır.

On yıl sonrasına gelince; ben Somali bayrağının dünya limanlarında saygıyla karşılandığı, Mogadişu’nun Doğu Afrika’nın önde gelen ticaret kapılarından biri haline geldiği, gençlerimizin uluslararası filolarda ve kendi gemilerimizde görev yaptığı, balıkçılığımızın ve mavi ekonomimizin halkımıza refah ürettiği bir Somali hayal ediyorum. Bu hayal bana göre uzak değildir; çünkü biz sıfırdan başlamıyoruz. Yüzyıllar boyunca denizlerde var olmuş bir milletin mirasını yeniden ayağa kaldırıyoruz. Somali’nin geleceği yalnızca karada yazılmayacak. Aynı zamanda denizlerde yazılacak.

Kaynak: 7DENİZ DERGİSİ

7DENIZ – Haber Linki İçin Tıklayın !
DemirHindi
20 Ağustos 2026 – 18:01