İstanbul’un Unutulan Gemi Sökümcüsü İmdat Gündoğdu (1905–?)

Geçen hafta rahmetli Hüseyin İlhami Söker’in kısa biyografisi yazmıştık. Okurlar, dostlar, tanıdıklar yazıya ilgi gösterince Türkiye’de gemi sökümcülüğünün erken dönem temsilcilerinden bir büyüğümüzü daha sizlere tanıtmaya karar verdim. Rahmetli Yılmaz Çetiner (1927-2006) İmdat Gündoğdu (1905- ?) ile 4 Aralık 1978’de bir röportaj yapmış ve “Haberiniz Var mı?” adlı köşe yazısında bu röportajı yayınlamış. Biz de o sayede kendisi hakkında aşağıdaki satırları okuma imkanına sahip oluyoruz.

Bilindiği üzere erken Cumhuriyet döneminde İstanbul’daki gemi söküm faaliyetlerinin başlıca merkezi Haliç’ti. Balat, Fener, Hasköy ve Kalafat Yeri çevresindeki sahalarda hizmet dışı kalan gemiler, özel müteşebbisler tarafından satın alınarak sökülüyor; elde edilen demir ve diğer metaller hurda veya izabe malzemesi olarak değerlendiriliyordu. Paşabahçe ve Beykoz kıyılarında da daha sınırlı ölçekte gemi sökümü yapılmaktaydı.

İmdat Gündoğdu (İmdat Kaptan) parçalatıp sattığı İstanbul vapuru önünde enkaz kaldırma operasyonlarının ve gemi sökümünün inceliklerini Yılmaz Çetiner’e anlatmış. Şimdi sizi o röportajla baş başa bırakıyorum:

“Aşağı yukarı bir yıla yaklaşıyor ki “enkaz” siyasal ve sosyal yaşamımızda sık sık kullanılan bir deyim haline geldi!.. Ve belleğimizde çöreklendi kaldı!.. Evet enkaz nedir? Ne olduğunu hepimiz biliyoruz amma, bir kez de Larousse’a bakalım bilimsel olarak saptayabilmek için… Şöyle anlatıyor Larousse: “Yıkıntıdan enkaz: Bina vb. şeylerin yıkıntısı, moloz.” Denizcilikte, terkedilmiş ve dalgalarla sürüklenen cisim. Denizin kıyılara attığı döküntüler. Bir deniz mülkünün hiçbir fayda ve çıkar sağlamayacak derecede harap olmuş, parçalanmış veya batmış hali!” Ve deniz hukukunda da şöyle bir not var. “Bir geminin kurtarma ve onarım giderleri geminin o günkü değerini aşıyorsa, tekne sigortacılarca “enkaz” sayılır. Bu durumda gemi sahibi alacağı tazminat karşılığında gemisini sigortacıya terk eder.” İşte böyle sevgili okuyucular “enkaz” kelimesinin bilimsel anlatımı!.. Bundan anlaşıldığına göre, bizler de karaya vurmuş, batmış bir geminin denizde çalkalanıp duran parçalarından biri olmuyor muyuz?..

ATATÜRK’Ü MOTORUNDA TAŞIMIŞ

Neyse… Şimdi işin politika şakasını kimseyi alındırmadan bir kenara bırakıp, aktüaliteye uyarak, sizlere gerçek bir enkazcıyı tanıtalım… Yıllardır gemi enkazlarını devralıp onları parçalayan, bölümleyen ve sonra satarak üzerinden para kazanan 73 yaşındaki Rizeli enkazcıyı konuşturalım… Üstelik adı da tam ortama uygun: İmdat… Soyadı da sanki imdat çağrısının mutlu sonucu gibi: Gündoğdu!.. Bu yaşlı ve tatlı dilli denizciyi herkes İmdat Kaptan diye çağırıyor…

— İmdat Kaptan ne kadardır enkazcılık yapıyorsunuz? Yani kaç yıldır gemi enkazı alırsınız?.. Ufak tefek, beyaz saçlı kurt denizci hemen yanıtladı sorumuzu…

— 25 yıldır gemi enkazı kaldırırım!.. Ve sonra ekledi:

— Babam Erzurum’da Rus harbinde şehit olmuş… Anam, ben, kardeşlerim Reşat ve Elmas böylece yetim büyüdük… Benim öyle tahsilim filan yoktur haa!.. Para neredeydi ki okuyalım!.. Kendi kendimizi yetiştirdik… Geldik İstanbul’a…

— Taşı toprağı altın diye mi?

— Çalışmaya geldik çalışmaya… Gemilerde, takalarda yıllarca denizcilik yaptık… Öğrendik… Sonra polis motorlarında görev verdiler. İşte, kaptanlığım oradandır… Ve ben efendim tam 15 yıl köprü altında yatmışımdır!..

— Nasıl yani?

— Nasıl olacak?.. Vaktiyle polis motorları köprü altında demirlerdi… Ben de onların içinde kalırdım!.. Asıl söyleyeceğim önemli nokta şudur: Atatürk, Florya’dan Moda Kulübü’ne giderken, sonra başka ufak deniz gezilerinde 5 kez, 10 kez gezdirmişimdir onu… Çok gün gördük biz çok!.. Ondan dolayıdır ki hayatta paraya değil insana değer veririz!..

BEN ÖYLE GÖZÜ KAPALI ENKAZ ALMAM!

— Peki İmdat Kaptan… 25 yıldır gemi enkazı kaldırıyorsunuz… Nedir bu işin yöntemi? Diyelim size bir enkaz teslim edildi, önce ne yaparsınız?

— Haaa şimdi bak başa eyi dinle… Bi kez, ben öyle gözü kapalı enkaz almam… Şöyle bir uzaktan bakarım… Nasıldır, neresi sökülür, neresi takılır? Yarası var mı dır, beresi var mıdır? Ne taşımıştır? Kaza geçirmiş midir? Ehlî kaptanlar elinde mi seyretmiştir? Yoksa acemiler mi yürütmüştür yıllarca?.. Söylediklerim birkaç tanesidir dikkat ettiğim hususların… Daha çook var!..

— Söyleyin, söyleyin…

— Meselâ, meselâ diyeceğim!.. Enkaz kaç tonluktur? 10 bin tonluk mudur?.. 8 bin tonluk mudur?

— 40 milyon şey affedersiniz!.. Yani, 40 bin ton diyelim!..

— Olmaz o çok büyüktür!..

— Neden 40 bin tonluk gemi enkazı olmasın?

— Olmasına olur amma bizde yoktur!.. Bize umumiyetle 5 (bin) tonluk, 10 (bin) tonluk gemi enkazı gelir…

BİR ENKAZ NE KADAR SÜREDE KALKAR?

İmdat Kaptan coşmuş, bülbül gibi konuşuyor, çok iyi bildiği enkazcılık konusunu bize anlatmaya çalışıyordu… Biz de hazır gerçekçi bir uzman bulduğumuz için, enkaz devralma, enkaz kaldırma konusunu yeterince öğrenmeye gayret ediyorduk!.. Evet, nedir en önemli sorun? Bir gemi enkazının ne kadar sürede kalkacağı değil mi? Sorduk:

— İmdat Kaptan, bir gemi enkazını ne kadar sürede kaldırıp temizlersiniz? Rizeli denizci iş adamı, şöyle bir düşündü…

— Enkazına bağlı… Enkazına, gemisine bağlı amma, dedi… Umumiyetle 8-10 ayda enkaz menkaz bırakmayız ortada!..

— 3-4 ayda veya 6-7 ayda enkaz kaldırmak mümkün değil midir?

— Değildur!.. Bu işin enkazcılığın esası dediğim gibidur!.. 8-10 ayda bilemedun 12 ayda tamamlanır 10 bin tonluk bir geminin işi!.. Yani enkazı kaldırılır!..

— Uzarsa n’olur? — Uzarsa, enkazcıya pahalıya malolur!.. Amma!…

— Evet, amma?…

— O zaman da bir başka durum çıkar ortaya!.. Mal kıymetlenir, değerlenir… Bu da ayrı bir yoldur ki, 40 işçi çalıştıracağın yerde 20 işçi çalıştırırsın!..

— Ne kadar yövmiye alır enkazda çalışan işçiler?..

— Valla bugün 300 liradan aşağıya kimse kerpetene el sürmüyor!..

ENKAZ KALDIRMAK VERİMLİ İŞTİR!..

— İmdat Kaptan, enkazcılık filan yapacak değiliz!.. Amma öğrenmek istediğimiz bir nokta var… Acaba bir enkaz devralındığı zaman başarılı olmak için ne yapmak gerekir?.. Yaşlı denizci güldü:

— İstesen de yapamazsun, dedi!… Ve ekledi: Bambaşka bir ilimdir enkaz kaldırma… Az önce söylemiştim… Üniversiteyi bitirirsin diploman olur, yine de başarılı enkaz kaldıramazsın!.. Bu işin mektebi yoktur!.. Cahilsindir ama o işi bilirsin, enkazı çabucak temizler, yararlı, kazançlı hale getirirsin!.. İmdat kaptan bir an durdu kahvesinden bir yudum alıp devam etti konuşmasına…

— Kim ne kadar fazla enkaz kaldırır ne kadar çok gemi bozup temizlerse bu işi o kadar iyi bilir!..

— Demek en önemli öğe tecrübe! Ve uzun süre aynı işi aynı görevi yapmış olmak gerek?…

— Öyle… Aslında verimli iştir enkaz kaldırmak… Arkası gelir. Bir işi temizledin mi korkma!.. Amma, önce de anlatmıştım… Daha gemi enkazını alırken, nerede ne var iyi bakacak, iyi görecek, iyi bileceksin!

— Yani ilerisini görmek ve tekneyi bilmek başarı için en önde gelen koşul anladığımız?..

— Elbette!

ENKAZ KALDIRMANIN SIRLARI NELERDİR?

İmdat Kaptan’dan öğreneceğimiz çok şey var… Bu nedenle hazır bulmuşken konuşturalım ve yararlanalım hoş sohbet Karadenizliden…

— Bir gemi enkazını aldınız… Önce ne yaparsınız?..

— Enkazı almadan sorup öğrenmişimdir geminin huyunu, meşrebini! Esaslı istihbarat yapmışımdır! Ondan sonra diyelim ki enkaz bende kaldı. O zaman şöyle bir gezerim gemiyi… Meselâ, ben içeride işe yarar 4 makina görürüm… Başkası 2 görür… Ellimde tebeşir başlarım işaretlemeye… Şu sökülecek, şu yerinde kalacak… Şunu boz, ötekini bozma… Hımmm, ne kadar saç çıkar ne kadar sarı, ne kadar bakır çıkar? Bunları değerlendiririm kafamda… Kapıları, pencereleri, merdivenleri ayrı ayrı sıralarım… Tahtasından dümenine, camından topuzuna kadar her şeyi bir bir değerlendiririm… Bu bir görüş meselesidir! İşin sırrıdır! Gemiden kaç ton ve ne değerde mal çıkartılabilir? Bunu birkaç saat içinde anlarım…

— Evet şimdi artık enkazı devraldınız diyelim sonra ne yaparsınız?

-Sonra, gümrükle, limanla, şurayla, burayla tüm ilişkilerini keseriz… Pürüzleri ortadan kaldırırız. Ve hemen arkadan gemiyi kızağa çektiririz… Orada başlarız yavaş yavaş sökmeye ve değerlendirip bölümlemeye… Söktükçe, peyderpey gemiyi kızaktan dışarıya çıkartırız…

-Tabii bu işte yardımcılarınız da vardır?

-Çoğu işten anlamaz yahut benim gözümle göremezler… Orada bir parça vardır, adam vurur balyozu kırar… Halbuki, o parça 100 bin liradır. Adam bilmez ki… Kırınca sen ona yüz liraya müşteri bulamazsın!..

ENKAZ ALIMINDAN ARACILAR YARARLANIYOR

-Şimdiye kadar kaç gemi enkazı devraldınız İmdat Kaptan?

-20’yi buldu… Bunların içinde ünlü İstanbul vapuru var… Etrüsk ve Tarı vapurları var…

-Şu günler nasıl enkaz piyasası? Satılık enkaz var mı?

-Pek olmuyor… Artık eski gemileri çalıştırmaktan başka çaremiz yok!.. Pahalı çünkü yeni gemi almak!.. Ancak ben burada bir söz etmek istiyorum… Hangi partiden olurlarsa olsunlar büyüklerimiz duysunlar bunu… Dışarıdan yeni demir ithal edeceğimize, enkaz gemileri alıp burada değerlendirirsek, ekonomimize çok yararlı olacaktır.

-Yahu, İmdat Kaptan! Biz 12 aydır bir enkazı kaldıramıyoruz… Sen tutmuşsun dışardan enkaz gemi satın alalım diyorsun!..

İmdat Kaptan lâtifeyi anlamazdan geldi… Heyecanla devam etti sözlerine…

-Ammaaa aracının da ortadan kalkması lâzımdır!..

-Enkaz alırken de mi aracı var?

-Var ya!.. Devlet Baba izabelere dışardan gemi enkazı satın alma izni veriyor… Yani dolarlarını transfer edip hurdaya çıkacak gemi enkazı getirmelerini sağlıyor.

-Adamlar enkazcı değil ki sadece işadamı… Demir tüccarı veya başkası… Noluyor? Geliyor benim gibi 5-6 enkazcıdan birine satıyor iznini, hatta Türk parası olarak karşılığını bile ödetiyor!.. Ve sonra enkazcıya yarı yarıya ortak oluyor. Ayrıca açıktan alıyor hissesini!.. Vergiyi veren enkazcı, işi yapan enkazcı amma aslan payını alan aracı!.. Neye verelim biz bu haracı!..

-Enkazcılığın meğer ne dertleri varmış?

-Ben şimdi derim ki, Devlet Baba kaldırsın bu aracıları… Vergiyi artırsın, isterse bize ortak olsun… Ya doğrudan doğruya getirtelim… Yahut o getirsin…

ENKAZ DA BİR DEGERDİR DEĞERLENDİRMESİNİ BİLECESUN

Görüyorsunuz ya?.. Artık enkaz deyip geçmeyelim!.. Meğer hiç de kolay değilmiş enkaz kaldırması!.. Hele öyle sanıldığı gibi, iki ayda, üç ayda, beş ayda enkaz yerinden oynatılamıyormuş!.. Enkaz devralınca engin tecrübe, derinliğine, enine, boyuna görüş gücü gerekiyormuş!

— İmdat Kaptan, sağolasın bize bunları açıkladığın için!.. Ama bir soru daha?.. Memnun musun işinden? Yani gemi enkazı kaldırmaktan? Sonra bizlere birkaç çift lafın daha var mı?

Rizeli kaptan heyecanlandı:

— Elbette, dedi, elbette memnunum… Gemi enkazı deyip geçmeyin. Bereketli iştir… Ama bilene… Sonra enkaz bir değerdir… Öyle bir değerdir ki onu değerlendirmesini bilecesun!.. Enkazın tuvalet oturağı, lâvabosu, musluğu bile bir kıymet ifade eder!.. Kapı tokmağı, lumbozları… Merdivenleri, dişlileri, kalem kalem hepsi bir hazineye bedeldir!.. İlle de onları ayırıp bölümleyeceksin ki yararlanasın! Öyle zaman olmuştur ki, bir geminin enkazı yenisinden daha da fazla değer kazanmıştır!..

ENKAZA DIŞARDAN HIRSIZ GİRMEZ!

Teşekkürler İmdat kaptan… Enkaz kaldırmanın sırrını aşağı yukarı öğrendik sayılır…

— Yoo, daha tam sırrı vermedim… Onu söylemem kolay kolay!.. Ama bir diyeceğim daha var!..

— Buyur!..

— Gemi enkazını aldın çektin kızağa… İçeriye girerken elini öpen, boynuna sarılan, yağlayan vardır ya!.. İşte o’lara bakacasun, dikkatli bakacasun!.. O’lar sen gemiden ayrılınca arkadan mal kaçırır!..

— Bekçileri unutmayacasun!.. Güvenilir adamlar olacak bekçilerin!.. Enkaza dışardan hırsız gelmez!.. Daima enkazın içindedir hırsız!.. İşte, buna da dikkatli olasun!..”

Rahmetli Yılmaz Çetiner bu röportajı yapmasa acaba kaçımız İmdat Gündoğdu Kaptanı bilecektik? Muhtemelen onun gemi sökümün öncülerinden biri olduğundan haberimiz olmayacaktı. “Söz uçar yazı kalır- Verba volant, scripta manent” derler, işte tam bu deyimi söylemenin zamanı. Denizcilik tarihinin unutulmaya yüz tutmuş olaylarının belge, gazete ve arşiv kayıtlarıyla ortaya konulması, geçmişin kalıcı hâle getirilmesinin en güvenilir yollarından biridir.

Kaynaklar

https://www.denizcilikdergisi.com/yazarlar/uluc-hanhan/huseyin-ilhami-soker/

İzmir Körfezi Batıkları, Uluç HANHAN, 2021.

Osman Öndeş, https://www.denizticaretgazetesi.org/makale/halicten-aliagaya-gemi-sokumculeri-5580

Milliyet, 4 Aralık 1978, s.9-14

www.nadirkitap.com

www.alibozoglu.com

The post İstanbul’un Unutulan Gemi Sökümcüsü İmdat Gündoğdu (1905–?) appeared first on Denizcilik Dergisi.

DENIZCILIK DERGISI – Haber Linkine Gitmek İçin Tıklayın !
DemirHindi
14 Eylül 2026 – 23:20