YANGIN YERİ

Ülkemizde yaşanan orman yangınları, hepimizi üzdü ve kahretti. Birçok yerde eş zamanlı sayılabilecek aralıklarda bu yangınların çıkması, kafalarda birçok soru ve şüphelerin oluşmasına neden oldu. İklim değişiklikleri, ihmal ve sabotaj olasılıklarının birbiri içine girdiği bu ortamda, olaylara dair nedenlerin tam olarak açıklığa kavuşması zaman alabilir. Aslında önceki orman yangınlarından ders alınması gerekirdi. Kimi yetkililer sabotaj ihtimalini ön plana çıkarıyorlar. Ancak şimdilik herhangi ciddi bir veri de ortada gözükmüyor. Sebep her ne olursa olsun, bu yaz sezonu için neden yeterli ve etkili önlemlerin alınmadığı sorusu karşımıza çıkıyor. Önlem alınmadığı takdirde, sabotajcısı, piknikçisi ya da sorumsuz herhangi biri kendilerince elverişli buldukları koşullar içerisinde kasıtlı ya da cehaletten kaynaklanan birçok ağır sorunlara yol açabilirler. Bu kişiler elbette her kimse bulunsun ancak üzerimize düşenleri de yapalım.

Biraz kendimize geldikten sonra, tartışmaların odağında bulunan Orman Genel Müdürlüğü ve Türk Hava Kurumu gibi kurumların kuruluş ve görevlerinin yeniden masaya yatırılması gerekir diye düşünüyorum. Evet, koşullar zor ama organize olmakta da zorlanıldığı anlaşılıyor. Herkes birbirini suçluyor. Bunları söylemek kurum çalışanlarının moralini bozmak anlamına da gelmez. Aksine, farklı fikirler; zamanında ve uygun ekipmanlarla bu tip yangınları en az hasarla nasıl atlatırız sorusuna makul çözümlerin getirilmesine yardımcı olur. Mevcut görevlilerimizin nasıl cansiparane çalıştıkları ve halkımızın da çalışmalara bir o kadar yardımcı olduğu görüldü. Ancak, kâfi evsafta yangın söndürme uçağı bile olmayan bir ülke görünümüyle ki ilk açıklananlardan bu anlaşıldı, bölgemiz için ifade ettiğimiz iddialı siyasi hususların ve hamasi lafların da bir anlamı kalmıyor ve gerçekten ayıp oluyor. Şimdi de 16 uçak ve 51 helikopterden bahsediliyor. Bunlar yangının büyüme istidadı göstermesiyle birlikte muhtemelen acilen kiralanmış olabilir. Bilgi kirliliğini aşmak zorundayız.

Bununla birlikte, mesele küresel ısınmaya bağlanacaksa; ormanlar dâhil olmak üzere birçok yerde konunun iklim krizi boyutunun çok ötesine geçmiş olabileceğini de düşünmemiz gerekir. Kaldı ki buna ne kadar hazırız? O nedenle yerleşim yerlerimizin ve kurumlarımızın bu yeni afetler dönemine hazır olması gerekir. Alt yapısı itibarıyla 50 bin kişinin yaşaması gereken yere geçici bile olsa 1 milyon kişi dayanırsa daha başka sonuçlar da olur. Ancak ilk olarak, politize olmamış işi bilen liyakatli kişilerin, sorumlu makamlara getirilmesi gerekiyor. Bu, işin sadece bir yönü…

Diğer yandan, kamuoyunun ekseriyeti bu yangınların sabotaj olduğu konusunda hemfikir. Yazımın başında da ifade ettim: ortaya konan ciddi bir kanıt yok. Ama ardı ardına gelen farklı yerlerdeki yangınlar bu ihtimali şimdilik güçlü kılıyor. İlerleyen günlerde, varsa, mutlaka ortaya çıkacaktır. PKK terör örgütü bu konuda elbette baş zanlı. Şahsi düşüncem: küresel ısınma, ihmal ve benzeri faktörlerden biriyle başlayan ve terörist örgüt tarafından da fırsata çevrilen bir durumla karşı karşıya olabiliriz.

Komplo teorilerini hiç sevmem ama bu bulanık olaylar serisinde insan düşünmeden de edemiyor. Terör örgütü bu işi yaptıysa, bu defa ne maksatla kullanılmış olabilir? Bir önceki sıcak gündem maddesi olan Afganistan konusu, bu konuda bir ipucu olabilir mi? Burada meydana gelen gelişmelerin, kısa ve orta vadede bizi farklı noktalarda zorlayabileceği endişesini taşıyorum. Çünkü burası yıllardır bir kurtlar sofrası. Buna hazır mıyız?

Afganistan meselesi gündemimize oturduğundan bu yana rahat yüzü görmedik. Sayıları artan göçmenlerin oluşturacağı tehdit tartışmaları sürerken, bir anda yangınlar başladı. Sosyal medyanın bir kısmında bazı Afganlıların ormanlık alanda yakalandığı iddiaları yayıldı. Eğer bu doğru değilse; ilgisiz ve nerede olduğunu bilmeyen adamları oraya atıp alın size Afganlı denilmek mi isteniyor? Buna da çok dikkat etmek ve oyuna da gelmemek lazım.

Kimi kaynaklarda Türkiye’nin, eskiden olduğu gibi sadece Kabil havaalanını korumadan ibaret kritik bir görevi üstleneceği belirtiliyor. Bu ise mahiyeti itibarıyla, Taliban’ın hedefindeki Kabil hükümetinin ayakta kalabilmesine yardımcı olabilecek bir görev. Ama bölge fazlasıyla karışık.

Batılı açık kaynakların bir kısmı bu yılın başından itibaren Çin istihbaratının özellikle Kabil’de bir yapılanmaya girmiş olabileceğinden bahsediyor. Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru projesi tüm hızıyla sürüyor. Pakistan’ın Gwadar limanı işletimini üstlenen Çin’in Afganistan pazarını hedeflediği biliniyor. Çin’in Afganistan’da cirit atabilmesi, Taliban’ın en önemli destekçileri arasında yer alan Pakistan’ın yardımlarıyla olabilecek bir husus. Çünkü orada olmanın bir yolu da Taliban’la anlaşmak. Böyle bir gerçek de var. Ancak, Çin’in de bu konuda temkinli davrandığı belirtiliyor. İşte tam bu noktada; Türkiye-Pakistan ilişkileri üzerinden Çin’in Afganistan’daki etkisi dizginlenmeye çalışılıyor olabilir mi?

Diğer yandan meseleyi, Türkiye’nin tarihi misyonu açısından açıklamaya çalışan yurtiçinde başka bir kesim de var. Üstelik kimseden izin almadan orada olacakmışız vs. İlk bakışta güzel bir fikir gibi geliyor. Ancak bu konuda Atatürk’ün dediği gibi: ‘‘…Dünyanın bugünkü genel şartları ve asırların dimağlarda ve karakterlerde biriktirdiği hakikatler karşısında hayalperest olmak kadar büyük bir hata olamaz. Tarihin ifadesi budur, ilmin, aklın, mantığın ifadesi böyledir…’’ Orası için şartlar bugün de pek değişmiş sayılmaz. Süper bir güç değiliz maalesef.

Buradaki durumu, şimdilik kültürel ve akrabalık bağlarının ötesine ve ittifak görevlerinin dışına taşımaya başladığınız andan itibaren sıkıntılar çıkabilir. Konuyu çok yakından takip edenler arasında Rusya da var. Rus basını bu yılın başından itibaren konuyu sıcak tutan yayınlar yapıyor. Diğer yandan, bu bölgede önemli görevlerde bulunanlar tarafından bile orada olmamız gerektiği belirtiliyor ancak, gerekçeler konusunda ise doyurucu bir açıklama yapılamıyor. Üstelik Taliban daha şimdiden Türkiye’yi hedef alacaklarını açıklamaya başladı.

Bazı açık kaynaklarda bu işin ABD tarafından bizden istenildiği söyleniyor. Ama aynı ABD’nin bir generali, birkaç gün önce PKK-YPG terör örgütünün yıllık bir kongresinde görüldü ve sosyal medyada görüntüleri yayımlandı. Malum general, terörist başının resimlerinin asıldığı bir salonda konuşuyor ve orada olmaktan onur duyduğunu ifade ediyor. Bu nedenle bir yerde adım atarken, kime ve neye güveneceğimizi de iyi tahlil etmemiz gerekiyor. Kaç Amerika var, onu da bilmiyoruz.

2017 yılı itibarıyla PKK terör örgütünün sadece Afganistan’dan Avrupa’ya giden Afgan eroininden yıllık 50 ile 100 Milyon dolar arasında bir gelir elde ettiği açık kaynaklara yansıyan resmi kurum bilgileri olarak geçmişti. Narko-terörizm kapsamında Taliban ve PKK ilişkisini bu boyutta tasavvur ettiğimizde, ülke içinde PKK’nın Afganistan özeli eylemlerde kullanılması ihtimalini de göz önünde bulundurmalıyız diye düşünüyorum.

Netice itibarıyla, Afganistan meselesi birçok çevreyi fazlasıyla rahatsız etmiş gibi görünüyor. Türkiye’ye gönderilen Afganlı ve tabi ki Suriyelilerle ülke içinde bir maraza çıkartılması için herkesin içini dağlayacak bir olayı planlamış ya da küresel ısınmanın spontane bir sonucunu bu anlamda kullanmak istiyor olabilirler. Bazı orman kenarlarında Afganlı mizansenlerine ya da doğruysa gerçekten Afganlı yakalanmasına dikkat etmek gerekir. Eğer böyleyse, o takdirde bu yangınlar; hem Afganistan ve diğer dış politikaları kökten değiştirmeye yardımcı olmak hem de Türkiye’yi dibine kadar istikrarsızlaştırmak için de kullanılabilir. Bu, benim tahmini bir yaklaşımım…

Konu konuyu açınca epey bir ufuk turu yapmış olduk. Gerçek veriler yayımlanmadan, şimdilik bunları birer beyin fırtınası olarak düşünelim.

Ancak bütün bunlar, göçmen politikalarımızdaki yanlışlarımız ile orman yangınlarındaki organizasyon eksikliklerimizi ve hatalarımızı görmemize engel olacak değil elbette. Bize hiç yakışmayan bu durumları en kısa sürede çözmemiz gerekiyor. Kimse ülkemizin bir yangın yerine dönmesini istemez.


ALP KIRIKKANAT

Kaynaklar:
‘‘3 bakandan yangın bölgesinde flaş açıklamalar: 16 uçak 51 helikopterle mücadelemiz sürüyor’’, Sabah Gazetesi, 02 Ağustos 2021, https://www.sabah.com.tr/gundem/2021/08/02/son-dakika-yangin-bolgelerinde-son-durum-ne-3-bakandan-ortak-aciklama (02 Ağustos 2021)

Mehrdad, Ezzatullah, ‘‘Did China Build a Spy Network in Kabul?’’, The Diplomat, 17 Ocak 2021, https://thediplomat.com/2021/02/did-china-build-a-spy-network-in-kabul/ (01 Ağustos 2021)

‘‘China weighs risk and reward in a Taliban-led Afghanistan’’, France24, 15 Temmuz 2021, https://www.france24.com/en/live-news/20210715-china-weighs-risk-and-reward-in-a-taliban-led-afghanistan (01 Ağustos 2021)

Derek, Grossman, ‘‘China and the Taliban Begin Their Romance’’, Foreign Policy, 21 Temmuz 2021, https://foreignpolicy.com/2021/07/21/china-taliban-afghanistan-biden-troop-withdrawal-belt-road-geopolitics-strategy/ (01 Ağustos 2021)

Özbudun, Ergün, Prof.Dr., ‘‘Siyasi Lider Olarak Atatürk, https://atamdergi.gov.tr/tam-metin-pdf/494/tur sayfa 652, (01 Ağustos 2021)

‘‘Rusya’dan Turancılık açıklaması’’, Yeniçağ Gazetesi, 20 Şubat 2021, https://www.yenicaggazetesi.com.tr/rusyadan-turancilik-aciklamasi-428989h.htm (01 Ağustos 2021)

‘‘Hikmet Çetin: Türkiye Afganistan’da mutlaka olmalıdır ancak bunun önemli bir şartı var’’, Independent Türkçe, 17 Temmuz 2021, Hikmet Çetin: Türkiye Afganistan’da mutlaka olmalıdır ancak bunun önemli bir şartı var | Independent Türkçe (indyturk.com) (01 Ağustos 2021)

https://twitter.com/RojavaNetwork/status/1421789990284103690 (01 Ağustos 2021)

‘‘NarkoTerörizm ile Mücadele Uyuşturucu ve PKK/KCK’’, İçişleri Bakanlığı, Şubat 2017, https://www.icisleri.gov.tr/kurumlar/icisleri.gov.tr/IcSite/strateji/deneme/YAYINLAR/İÇERİK/narkoteror_almanca.pdf (01 Ağustos 2021)