DENİZİN İNCİSİDİR, ANNELERİMİZ

Denizin İncisidir, Annelerimiz

Mayıs ayının ikinci pazarında, bambaşka pencereden bakarız dünyaya…

Senenin geri kalan günlerinin kıtlığına kıran girmişcesine, herkes heyecan doludur o gün.

Vuslat günüdür, anneler günü…

O kutsal ve bir o kadar da ebedi sevgiliye ulaşma düşüncesiyle…

Bizler heyecanlı…

Anneler, kat be kat daha heyecanlı daha telaşlı…

Evlatlarını göreceği sevinciyle, gün ağırdığından beri koyulmuşlardır, işe güce…

Temiz bir ev, leziz bir anne yemeği sunma derdinde…

Gelecek olanlar, sanki dış kapının mandalıymış gibi hazırmışcasına denetlenmeye…

En güzel kıyafetleriyle, saatler öncesinden başlarlar, beklemeye…

Kimi kulak kabartmış kapıya ya da telefonun sesine…

Kimi gözler yolu, kimi de oturmuştur pencere önüne…

Sessizce, dalar giderler geçmişlerine…

Dillerinde dua, gözlerinde rüya oluruz, son demlerinde.

Bir de kapı çalındı mı? Yüreği avucunda koşarlar, delicesine…

Şefkatli kollarıyla sarılırlar, soğuk, sessiz ve karanlık bir geceden gelen hasret dolu sevgiyle…

Koklarlar, ciğerlerinin taa derinliklerine…

Dizlerine korlar başımızı, okşarlar saçlarımızı, hiç ama hiç bırakmayacak gibi kavradıkları küçücük elleriyle…

Gün boyunca büyük bir mutluluk içerisinde evlat evlat diyerek, bir taraftan çocukları öte yandan torunlarıyla hoşbeş ederler.

Ya uzaktakiler, gurbettekiler…

Gönüllerince seçtikleri, kendi kokulu bembeyaz çicekleri gönderirler, annelerine…

Bu öyle bir sevda öyle bir tutku ki, uzak kalabilmek ne mümkün.

Boşuna söylenmemiş “Kadınlar doğum sancısını, denizciler fırtınalı günleri unutmasaydı, ne denizci olurdu ne de çocuk” diye.

Denizin incisidir, anne.

Kah kabuğunu kırarız 9 ay 10 gün sonra, kah ses veririz ufuk ötesinden önümüzü aydınlatan fener olsun diye…

Bazen sessiz ve dingin, bazense kızgınlığını belli etmez, sahile vuran dalgaları hatırlatırcasına…

Hoşgörü, gayret, sabır vardır, sıcak sımcıcak affedesi yüreklerinde…

İstedikleri mi!..

Tek şey vardır, onlar için temiz, tertemiz berrak dünyalarında…

Bir ses, bir nefes, bir dokunuş…

Bir de sırtını okşayıp, yanaklarına kondurdunuz mu bir öpücük, onlardan mutlusu yoktur artık…

Yeter mi!..

İşte budur, onları mesut eden, yaşama sevincini tattıran, geleceğe umutla bakmalarını sağlayan…

Arayalım, soralım, nafile bekletmeyelim.

Allah’ın başka bir günü yokmuş gibi senenin sadece bir gününe sığdırmayalım.

Anne annem diyelim, çoşku, sevinç ve içtenlikle varlık sebebimiz velinimetlerimize…

Gün gelecek, ölçebileceğimiz bir zaman olmayacağından bolca sohbet edelim, anılar biriktirelim.

En yüce ve en derin sevginin, anne sevgisi olduğunu unutmadan.

Hayat yolculuğumuzun başlangıcı, tüm annelerin anneler gününü kutlarken, “Eller” şiirimi ithaf ederim, yeri asla doldurulamayacak, o müstesna çiçeklerimize…

Öyle bakımlı

Öyle güzel

Öyle küçüktü ki…

Değil dokunmaya

Bakmaya bile cesaret ister

Mana doluydu o eller…

Şefkat dolu annemin

Öpülesi elleriydi

Onlar…

İSMET HERGÜNŞEN