Ege Denizi’ndeki banklar (resifler) korunmalı

Deniz altında kum taş veya mercan kayalıklarının bir araya gelip tabakalaşmasıyla oluşmuş sığılık bank veya resif olarak tanımlanır. Bu banklar genellikle o bölgede deniz haritası yapan kişi veya kurumlar tarafından isimlendirilir. Kuzey Ege de bilinen dört bank (resif) deniz haritalarında sinaya, broker, manuel ve Johnston isimleriyle bilinir (harita 1). Midilli adasının arkasında bulunan bu banklar açık denizde olmaları nedeniyle özgün nitelikler taşırlar.

Sinaya ve Johnson bankından daha önce 2008 yılında kısa bir çalışmadan sonra örnek almış ve bu çoğunun örneklerin koralijen olduklarını görmüştük. Koralijen oluşumlar, Akdeniz de deniz çayırlarından sonra en önemli ekosistem olarak bilinirler. Bu kendine özgü yapılar az ışık alan ortamlarda büyüyen kabuksu algların birikimi sonucu oluşur ve oldukça yüksek çeşitliliğe sahiptir.

Bu oluşumlar; bio çeşitlilik bakımında tropik bölgelerdeki mercan resifleriyle kıyaslanabilir. Ve bir anklamda koralijenli oluşumlar mercan resiflerinin Akdenizdeki karşılıkları olarak kabul edilirler. Koralijen Eko sistemler genel olarak önce kalkerli kırmızı algler tarafından oluşturulur ve bu alıler denize kayalık zeminler üzerinde binlerce yıl birikme sonucu resif benzeri katı yapıları oluştururlar. Bu tür özel habitatın oluşumuna başta süngerler, deniz kestaneleri, kabuklular, sert ve yumuşak mercanlar, yosun hayvancıklar ile tüplü kurtlar ölümleri nedeniyle katkıda bulunurlar.

Koralijen resifler yapısal ve işlevsel olarak karmaşık yapılardır ve dolayısıyla bu yaşam alanlarında biyolojik çeşitlilik yüksektir. Mesela; Akdeniz de yaşayan denize türlerin %20 si bu restlerde bulunur. Koralijen topluluklar arasında süngerler, mercanlar, tül mercanlar ve tulumlular en çok görülen omurgasız hayvanlardır. Koralijen topluluklar; başta balıkçılık, kirlilik, demirleme olmak üzere ilklim değişimi gibi nedenlerle tehtit altındadır.

Bu nedenle de Avrupa Birliği Denizel habitatlar kırmızı listesine aldı. Diğer yandan Barcelona Sözleşmesi kapsamında bu oluşumların. İzlenmesi ve korunması için ülkemizinde içinde bulunduğu “Akdeniz deki koralijen ve diğer kalkerli biyolojik yapıların korunması eylem planı” yapılmaktadır.

Son zamanlarda karşılıklı tehditlerin havada uçuştuğu Ege Denizi’nde uluslararası sularında bulunan bu hasar Eko sistemler için Türkiye ve Yunanistanın koruma konusunda işbirliği yapması gerekmektedir. Böylece her iki ulus da gelecek kuşaklara sürdürülebilir bir deniz bırakmış olur. Burada, denize canlıların atlama taşları olan bu alanların korunması için daha fazla araştırma ve ayrıntılı koruma planlarında geç kalmamız gerekiyor. Bizde “Anadolu”, “Batı Anadolu Resifi” gibi isimler ile azda olsa bilinen biolojik çeşitlilik açısından değerli bu oluşumlar için artık harekete geçme zamanıdır.

Prof. Dr. Bayram Öztürk

Kaynak: Deniz Bilimleri

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir