Asker Türk ulusunun kendisidir

Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu değiştirilirken, ordudan ayrılan askerlere yasaklar getirecek bir madde eklenince, iki söyleşi aklıma düştü.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, şöyle ifade etmiştir.

Komutanlar, emir vermiş olmak için emir vermezler. Gerekli, uygulanabilir olan hususları emrederler. Emir verirken kendini, o emri yerine getirecek olanların yerine koymak ve emrin nasıl yerine getirilip uygulanacağını düşünmek ve bilmek gerekir.

ABD eski başkanlarından John F. Kennedy ise şunu demiş.

Siz, profesyonel askerler strateji, taktik ve lojistik bilmelisiniz. Bunun yanında ekonomi, siyaset, diplomasi ve tarihi de bilmelisiniz. Askeri Güç’ün limitlerini bilmelisiniz. Sorunların, tek başına güçle tam ortadan kalkmayacağını da bilmelisiniz.

Tartışılan maddenin yasak getirmeyerek emekli askerlere yönelik “denetim” olduğu açıklanmış olsa da, neyse ki geri adım atıldı.

Sivil asker ilişkileri, her ülkede tartışılan ve özünün tam olarak anlaşılmadığı bir konudur.

Oysa, siyasetçiler ve askerler arasında herhangi bir konunun ele alınış biçimine farklı yaklaşımlar getirilmesi, doğanın kanunuyla eşdeğerdir.

Askerlik mesleğinin arkasında ülkenin kuruluş felsefesi, alınan çoklu eğitim ve öğretim, önemli deneyim ve yaşanmışlıklar mevcuttur.

Diğer mesleklerden ayrılan en temel özelliği ise maddi gereksinimlerin hiç düşünülmemesidir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, son bir asırdır üniter devlet yapısında varlığını sürdürüyorsa, bu durum öncelikle Türk Ordusu’nun eşsiz mücadelesine bağlıdır.

Türk Ordusu sadece ulusal güvenliğin sağlanmasında değil, aynı zamanda ülkenin modernleşmesinde de öncü rol oynamıştır.

Bu başarının temelinde, Türklerin ¨Asker Millet¨ olması ve ¨Ordu-Millet¨ bağı bulunmaktadır.

Ulusal güvenlik kavramı her geçen gün yenilenip genişlerken, tehdit ve riskler çeşitlenmektedir.

Ordu ve Donanma bünyesinde gerçekleştirilen teknolojik gelişmelerin son durumu, geçtiğimiz günlerde icra edilen “Deniz Kurdu” ve “İlk Hedef” serisi tatbikatlarla bir kez daha gözler önüne serildi.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ayrılan personelin de bu harp ve silah araçlarının gelişimi ve üretiminde deneyim ve katkıları üst düzeydedir.

Ayrıca akademik camiada ve ilgi duydukları başka alanlarda da mesleki yeterlilik ve kazanımlarını sürdürerek topluma yararlı olma gayretindedirler.

Ülke güvenliğine ve uluslararası ilişkilere yönelik konularda, danışmanlık yapmaları ya da kitle iletişim araçları üzerinden açıklamalarda bulunmaları gayet normaldir.

Toplumun, askerlik mesleğini icra edenlerin bilgisine ve uygulamalarına güven duyması ise yaşamın olağan akışına uygundur ki, Batı Dünyası’nda da durum böyledir.

Kaygı içeren bazı olaylarda askerin farkındalık yaratan açıklama ve davranışlarının o günden bugüne güncelliğini koruduğunu anımsamakta yarar var.

Irak’ın parçalanabileceği öngörüsünde bulunan görevdeki Genelkurmay Başkanı, dönemin cumhurbaşkanı ile görüş ayrılığına düşünce şöyle demiştir:

“İnandığım prensiplerle ve devlet anlayışımla hizmete devamı mümkün görmediğim için istifa ediyorum.” 

Yüksek Askeri Şura’ya getirilen bazı kararlara dönemin Başbakanı ve Milli Savunma Bakanı (MSB) tarafından şerh düşülmesinin, FETÖ’nün kanlı darbe kalkışmasına giden yolun taşlarını döşediği görmezden gelinemez.

Kumpas davaları süresince, hukuku gözetecek şekilde mesaj vermeye çalışan ancak anlaşılması mümkün olmayan dönemin Genelkurmay Başkanı’nın istifası dikkate değerdir.

Ukrayna Savaşı öncesi Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne yönelik açıklama ve yazılar, halen güncelliğini ve kıymetini korumaktadır.

Askerlerin gündeme getirdikleri konu, öneri ve kaygılarının yetkili otorite tarafından dikkate alınmamasının, ülke gündemini ne denli meşgul ettiği ortadadır.

Yapılması gereken ise düşüncelere yasakçı zihniyetle yaklaşmak değil, hangi meslek grubundan olunursa olunsun samimi ve güven dolu bir şekilde duyarlılık gösterilerek saygı duyulmasıdır.

Zaten son sözü siyasi otorite söyleyeceğine göre endişe, çekingenlik ve alınganlık niye? Anlaşılır bir tarafı yoktur.

Son sözse; şeref ve onuru her şeyin üzerinde olan askerlik mesleği, bir meslekten öte yaşam, davranış ve ahlaki değerler silsilesidir.

İsmet Hergünşen

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir