23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla birlikte ortaya çıkan millî egemenlik fikri, 1921’de “Hakimiyet-i Milliye Bayramı” olarak resmileşmiş; ancak bu günün toplumsal bir şenliğe dönüşmesi büyük ölçüde basının yönlendirmesi ve şehirlerdeki uygulamalarla gerçekleşmiştir. Dönemin gazete arşivleri incelendiğinde Ankara, İstanbul ve İzmir’de kutlamaların hem benzer hem de şehirlerin sosyal dokusuna göre farklılaşan yönleri olduğu açıkça görülmektedir. Ankara’da yayımlanan Hakimiyet-i Milliye gazetesi, 1920’lerin ortalarından itibaren 23 Nisan’ı yalnızca bir siyasi dönüm noktası olarak değil, çocukların da merkezde olduğu bir bayram olarak sunmaya başlamış; 1924 ve 1926 yıllarında “çocuk günü” vurgusunun giderek güçlendiği görülmüştür.
23 Nisan 1927 kutlamalarının ertesi günü gazetenin “Çocuk Bayramı sevinçle kutlandı” başlığıyla verdiği haberde, sabah saatlerinden itibaren Meclis çevresinde toplanan kalabalıklar, öğrencilerin ellerinde bayraklarla yaptıkları yürüyüşler, askeri birliklerin düzenli geçitleri ve çocuklara yönelik özel programlar ayrıntılı biçimde aktarılmıştır. Aynı haberlerde çocuklar için düzenlenen müsamereler, şiir okumaları, okul temsilleri ve akşam saatlerinde verilen konserler yer almakta; Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin rozet satışlarıyla yardım topladığı ve bu gelirlerin kimsesiz çocuklara ayrıldığı özellikle vurgulanmaktadır. 1930’lu yıllara gelindiğinde Ankara’daki kutlamalar daha kitlesel bir boyut kazanmış, gazeteler stadyumlarda yapılan toplu jimnastik gösterilerini, yüzlerce öğrencinin aynı anda sergilediği hareketleri ve tribünleri dolduran halkın coşkusunu ayrıntılarıyla betimlemiştir; bu gösteriler Cumhuriyet’in disiplinli ve modern nesil yetiştirme idealinin bir yansıması olarak sunulmuştur. İstanbul basını ise aynı dönemi daha canlı ve gündelik hayatın içinden bir bakışla yansıtmaktadır. Cumhuriyet gazetesi başta olmak üzere şehir gazetelerinde Beyoğlu ve İstiklal Caddesi çevresindeki kutlamalar geniş yer bulmuş; caddelerin bayraklarla süslendiği, dükkan vitrinlerinin çocuklara yönelik temalarla donatıldığı ve sabah saatlerinden itibaren kalabalıkların sokaklara döküldüğü aktarılmıştır.
Gazete haberlerinde en dikkat çekici unsurlardan biri çocuk kortejleridir; farklı okullardan öğrenciler bandolar eşliğinde yürümekte, bazıları folklorik kıyafetlerle geçit yapmakta, bazıları ise temsili sahneler canlandırmaktadır. 1927 ve sonrasında yayımlanan haberlerde çocukların otomobillere bindirilerek şehir turu yaptırıldığı, park ve bahçelerde oyun alanları kurulduğu, salıncaklar ve eğlence düzenekleri hazırlandığı, akşam saatlerinde ise tiyatro gösterileri ve konserler düzenlendiği açıkça belirtilmektedir. İstanbul basını, bu kutlamaları aktarırken yalnızca resmi programı değil, ailelerin çocuklarıyla birlikte katıldığı kalabalıkları, sokaklardaki neşeyi ve bayramın şehir hayatına kattığı canlılığı da ön plana çıkarmıştır. İzmir’de ise yerel basının dili daha da toplumsal ve gözlemsel bir karakter taşımaktadır. Anadolu gazetesi ve Ahenk gazetesi gibi gazetelerde 23 Nisan, doğrudan halkın katılımıyla gerçekleşen bir şenlik olarak anlatılmıştır. 1920’lerin sonlarından itibaren şehir meydanlarında kurulan etkinlik alanlarında çocuklar için yarışmalar düzenlendiği, koşular yapıldığı, çeşitli oyunların oynandığı ve sahne gösterilerinin sergilendiği aktarılmıştır. 1930’lu yıllarda Kültürpark ve çevresi kutlamaların merkezi haline gelmiş; burada kurulan alanlarda çocukların eğlenmesi için özel düzenlemeler yapılmış, bandolar eşliğinde yürüyüşler gerçekleştirilmiş ve öğrencilerden oluşan alaylar şehir içinde dolaştırılmıştır.
Yerel gazeteler bu etkinlikleri aktarırken özellikle çocukların sevinci, ailelerin katılımı ve şehirde oluşan bayram havasını detaylı tasvirlerle vermiş; resmi söylemden ziyade yaşanan atmosferi öne çıkarmıştır. Ayrıca İzmir basınında da yardım kampanyalarının önemli bir yer tuttuğu, çocuklar adına bağış toplandığı ve bu faaliyetlerin gazetelerde duyurulduğu görülmektedir. 1950’den sonra Demokrat Parti döneminde bu kutlama biçimlerinin büyük ölçüde devam ettiği, ancak basın dilinde kısmi değişiklikler olduğu anlaşılmaktadır. Ankara’da yine resmi törenler, stadyum gösterileri ve öğrenci geçitleri sürerken; İstanbul’da Taksim Meydanı çevresinde çocuk alayları ve halkın yoğun katılımıyla gerçekleşen etkinlikler öne çıkmış, İzmir’de ise fuar alanı ve meydanlarda yapılan şenlikler devam etmiştir. Bu dönemin gazetelerinde kutlamaların artık yerleşmiş bir gelenek haline geldiği, programların büyük ölçüde benzer şekilde tekrarlandığı ancak katılımın arttığı sıkça vurgulanmıştır. Böylece gazete arşivleri, 23 Nisan’ın Ankara’da daha resmi ve ideolojik, İstanbul’da görsel ve kitlesel, İzmir’de ise halkın doğrudan katılımıyla şekillenen bir şenlik olarak geliştiğini açık biçimde ortaya koymaktadır.
Umut Meriç Berberoğlu



