Ali Boratav Türkiye’nin yat turizmini mercek altına aldı

Amatör denizcilik konulu yazılarından ve kaleme aldığı rehber kitaplardan tanıdığımız Ali Boratav, Gazete Oksijen’deki köşesinde Türkiye’nin yat tuırizmini inceledi. “Denizlerimizde 2020 ile başlayan çılgın Covid ilgisi, 2026 sezonu itibarıyla bitmiş ve mevsim normallerine dönülüyor gibi görünüyor” diyor ve şöyle devam ediyor: “Ama bu, çok sancılı bir süreç ve bir doğal seleksiyon yaşatıyor…”

Denizlerde 2026: Sukünet artıyor 

Gökova’da haziranın son günleri temmuzun ilk günleri denizdeyiz.

Hava şahane ve fakat şaşırtıcı bir durum, koylar alabildiğine sakin. Örneğin koskoca İngiliz Limanı’nda 3-5 tekne ile karşılaşıyoruz; yaz boyu güç bela yer bulunan 4 tekne kapasiteli Ballısu Koyu’nda 2 tekne geceleme lüksü yaşıyoruz; haftalık Gökova turlarının Bodrum’a dönüşünden 2 gece önce, yani perşembe günleri tıklım tıklım gulet dolan (en aşağı 8-10 tane) Tuzla’da sadece 2-3 gulet görüyoruz.

Hisarönü Adaboğazı’ndan haber geliyor, “Burası bomboş deniz pırıl pırıl”. Zorlu günlerde 150 teknenin üst üste demirlediği Dirsek’ten bir arkadaşın mesajı: “20-30 tekne var, kaçırılmayacak fırsat, koşun gelin.”

Bir dostumuz Knidos’ta gecelemiş, “Koyda 10 tekne demirli, iskelede 2 tekne var” diyor. Şaka değil… 10 gün önce Hisarönü Bencik’e giren bir denizci, arkadaşını arıyor, “Yahu ben duymadan bir şey mi oldu, Bencik’te tek başımayım, ne bir gulet ne bir yelkenli, kimse yok. Bir olay mı var?” diye soruyor. Göcek malum, ücretli tonozlara sempati az

Temmuz ortası deniz dolar, diyoruz. Ama sükûnet devam ediyor. Bu yazıyı yazarken Datça Kurucabük’ten (Aktur) rakam geldi. Normalde bu mevsimde en aşağı 35-40 tekne bulunan koyda alargada 12, yarımada tarafında kıçtankara sadece 3 tekne var.

TEKNELER MARİNALARDA YATIYOR…

Gördüklerime, okuduklarıma, işittiklerime inanamıyorum. Yoğunluğu ölçmek için en garantili yöntem: Marina yöneticileri ile konuşmaya başlıyorum. Tüm körfezlerde marinalarda doluluk yüzde 70-80 seviyelerinde, teknelerinin sadece yüzde 20-30‘u seyirde.

Örnek 1 Gökova Ören Marina: Gökova’nın ortasında, gezgin ve yelkenli teknelerin ağırlıkta olduğu bir marina. Genel Müdür Alp Can Demirezen’e sordum. Bu yazıyı yazdığım saatlerde denizdeki tekne oranı yüzde 19.

Demirezen, “Geçtiğimiz yıllarda hafta sonu 2-3 gün çıkan kalabalık bir grup olurdu. Şimdi hafta sonu da gelen giden az. İki kişi İstanbul-marina yolculuk maliyeti nereden baksanız 15 bin lira diyor. Ören’de bu kadar çok yatan tekne olmasına şaşırıyorum. Diğer marinalara da durumu sorup doğrulamak istiyorum.

Örnek 2 Datça Kairos Marina: Gökova’nın güney batı ucunda Datça’ya yakın bir marina. Burada da yoğun olarak tüm yaz boyunca seyir yapan yelkenli tekneler ağırlıktadır. 20 Temmuz günü denizdeki tekne oranı yüzde 36. Kairos’un sahibi Dr. Murat Özdemir, “Çıkan teknelerin çoğu da Yunan adalarına gitti” diyor. İkinci gözlemi de şu: Hisarönü ve Gökova’da gezen tekne sayısı da çok az. Geçen yıla kadar günde ortalama 4-5 tekne bizim marinaya kısa süreli giriş yapardı. Bir tamirat ya da çamaşır, elektrik, su, yakıt ikmali, alışveriş, bir restorana gidip ayağını karaya basma isteği, Datça ziyareti gibi nedenlerle. Bu yıl çoğu günler tekne gelmedi, bazen de 1-2 tekne.”

Örnek 3 Orhaniye Palmiye Marinet: Hisarönü’ne geçelim. Orhaniye Koyu’ndaki Palmiye Marina 50 tekne kapasiteli bir küçük işletme. Rağbet çok. Çünkü Türkiye kıyılarında maviye en kolay ulaşabileceğiniz iskelelerden biri. Bu iskelede bağlı teknelerin 15’i bir kiralık tekne şirketine ait. Bu filo, Hisarönü’ndeki kiralık yelkenlilerin yaklaşık üçte birini oluşturuyor. Konumu ve uygun fiyat politikası nedeniyle her zaman yüzde 100 dolulukla çalışırdı. Bu yıl yüzde 60-70 doluluk ile çalışıyormuş.

Bu rakamları Palmiye’nin sahibi Doğan Saygılı’dan alıyorum. Geri kalan 35 sözleşmeli teknenin 15’inin sahibi 20 Temmuz itibariyle henüz hiç teknesine gelmemiş. Diğer 20 teknenin sahiplerinin sezon başından itibaren 1-2 kez geldiğini, tekne bakımlarının yapılmasından sonra taş çatlasa 5-10 gün denize çıktıklarını söylüyor. Saygılı “Çoğu sadece hafta sonları gelip, İnbükü-Çamurlu gibi yakın koylara gidip döndü. Bu yıl denize çıkanların sayısı uçuruma düşmüş gibi azaldı diyor.

GÖCEK’TEKİ DURUM…

Tüm kıyılarda durum aynı mı? Bir de bu yıl hayli sohbet konusu olan Göcek’e bir göz atalım diyorum.

Örnek 4 Göcek Club Marina: Göcek marinalarındaki teknelerin kabaca yüzde 40’ının seyirde olduğunu öğreniyorum. Göcek’in en köklü kurumlarından biri olan Club Marina’nın Genel Müdürü Ender Alıcı ile konuşuyorum. Hemen günlük rapora bakıp, “Şu anda teknelerimizin yüzde 37’si seyirde, arkadaşlarımızdan aldığım bilgiye göre Göcek marinalarının tümü açısından bu oran 40-45 olabilir diyor. Göcek marinalarının Gökova’ya göre daha yüksek olan seyir oranının iki nedeni var.

Birincisi Hisarönü ve Bodrum’a demir atmak üzere marinadan çıkmış büyük motoryatlar var. Nitekim Ender Alıcı da Göcek motoryatları temmuz, ağustos aylarında serin sulara gider, güzel bir yere demiri atar, eylülde dönerler” diyor.

İkinci neden ise, ekonominin stresinden daha çok orta ve orta/üst gelir grubuna ait denizcilerin etkilenmiş olması. Göcek’te muhkim üst gelir grubu ağırlıklı denizci profili alıştığı yaşam biçiminden kopmuş değil.

Bir bütün olarak marina doluluk oranlarına baktığımızda, denizde hayli az tekne bulunduğu ortaya çıkıyor. Geçen yıl aynı dönemde seyirdeki teknelerinin oranı en azından yüzde 30 daha fazlaydı. 2024’te ise belki yüzde 50 daha fazla…

TONOZ SİSTEMİNE DEVAM

Türkiye Çevre Ajansı’nın yönettiği Göcek Tonoz Sistemi bu yıl hayli konuşuldu. Peki, şu anda durum ne?

Birincisi, bu proje hazırlanırken Muğla Valiliği’nin verdiği ‘ÇED gerekli değildir’ kararı hakkında Muğla 2. İdare Mahkemesi iptal ve yürütmeyi durdurma verdi. Bunun pratik işleyiş açısından pek bir anlamı yok. Sistem devam ediyor, ama yeni bir ÇED süreci yaşanacak ve bazı konularda kamu idaresinin hatalı uygulamaları yasal düzlemde düzeltme fırsatı olacak.

İkincisi, TÜÇA ve Çevre Bakanlığı Göcek ve mavi kıyılardaki olası benzer tonozlama çalışmalarının işleyişine ilişkin yasal çerçeveyi oluşturmak için bir yönetmelik hazırlığı içinde. Bu önemli, çünkü halen bir Göcek tonozunun dibine demir atacak bir tekne için hiçbir yasal engel yok. İş rica-minnet ile yürüyor.

MİLYONLUK YAT BİLE “BEDAVA YER” PEŞİNDE…

Üçüncüsü, bu hukuki konular bir yana Göcek’te pratikte sezon ortası tekne yoğunluğu aşağı yukarı yarı yarıya azalmış durumda. Şöyle ki: Göcek’te geçtiğimiz 3-5 yıl ortalaması yüksek sezonda 1500 civarı tekne olurdu. Şu anda Deria sistemi kabaca yüzde 50 kapasite ile çalışıyor, yani 400 civarı tekne4 koya tonoz atılmadı, yat mola noktalarına ve o koylara tıkış tepiş 400-500 tekne daha bağlanıyor.

Bu acıklı bir durum tabii! Düşünsenize, 20-30 milyon dolarlık 30 metrelik bir yat alan, 1 kaptan, 1 aşçı, 2 gemici çalıştırıp, ayda 500-600 bin lira personel gideri olan bir ‘amatör denizci’, günlük 5.750 lira tonoz ücretinden yüksünüp Domuz Adası, Yassıca, Bedri Rahmi ya da Hamam Koyu’nda tıkış tepiş bağlanıyor veya Göcek’i terk ediyor.

(Bu arada… Benim rastlantısal ölçümlerime göre 
TÜÇA-Deria tonoz kullanım (doluluk) sayıları da şöyle: 
Toplam kapasite 856. Rezerve tonoz sayıları; 23 Haziran 86, 
3 Temmuz 395, 17 Temmuz 461, 21 Temmuz 403.)

EN FAZLA 3 GÜN KONAKLAMA KURALI

Dört… Hamam Koyu’nda geçtiğimiz günlerde yaşanan gulet yangınına müdahale eden TÜÇA ekiplerinin profesyonel yaklaşımı da dahil olmak üzere, kamu idaresinin bu projesinin nasıl olumlu sonuçlar verebileceğini Göcek’te şimdiden görüyoruz. Koylarda 3 gün konaklama sınırlaması ve şu an için yetkilendirilmemiş olmakla birlikte kolluk gücü kimliğiyle dolaşan TÜÇA görevlilerinin denetim görüntüsü ile denizin ve koyların nasıl temizlenmiş olduğu tek kelimeyle takdire şayan…

Yıllardır söylüyoruz; “Göcek Koyları’nda en fazla 3 gün konaklama kuralını uygulayın, Göcek’teki deniz kirliliği önemli ölçüde temizlenir!”

TÜRKBÜKÜ’NDE YER KAVGASI …

Dedik ya, 3-5-35 milyon euro bedelli yatla gezip 5-6 bin lira tonoz ücretine yüksünenler var… Peki, ne yaptı, nereye gitti bu tekneler?

Bu teknelerin büyük çoğunluğu Hisarönü Tavşanbükü, Sucağız koyları, Bodrum Türkbükü ve benzeri şöhretli motoryat konaklama koylarına girmeye çalışmaktalar.

Ve bu koylarda öyle bir izdiham, demir üstüne demir atma, sağdaki soldaki teknenin palamar halatını kemirmece durumları olmuş ki, geçen yıl Bodrum’da ‘koylarımızı bize bırakın’ isyanına giren guletçi ve günübirlikçi denizciler kenara çekilmiş ve ‘yiyin birbirinizi’ moduna geçmişler.

“REZERVASYONLAR SAVAŞ YÜZÜNDEN İPTAL”

Guletler… Muğla geneli doluluk oranı yüzde 50 imiş.

Bodrum Denizciler Derneği Başkanı Tuna Altunkaya ile konuşuyorum. Tuna Hanım, can alıcı konularda çok doğru konuşuyor. Sektörün bugününe ilişkin özetle şu bilgileri verdi:

  • “Büyük ticari yat işletmeleri 2-3 yıldır ABD müşteri portföyünü geri kazanmak için büyük bir tanıtım yatırımı yapıyorlardı. Sektör, iç talepteki gerilemeyi de göz önünde bulundurarak ABD rezervasyonlarına büyük umut bağlamıştı. Savaş başlayınca rezervasyonların yüzde 60’ı iptal oldu. Bu, tüm sektöre çok büyük bir darbe anlamına geliyor.” 
  • “Geçmişten bu yana iyi bir yerli/yabancı müşteri portföyü olan tekneler 2026’da 18-20 hafta yerine 12-14 hafta rezervasyon ile gidiyor. İyi bir müşteri portföyü olmayan teknelerin ise bu yıl sadece 8-10 hafta rezervasyonu var. 8-10 hafta bir guletin zaten yıllık masrafını ancak karşılayacak cirodur. Peki, o aile yıl boyu nasıl geçinecek, çocuğu hangi parayla okula gidecek?” 
  • “Üstelik… Yabancı rezervasyonları iptal olunca, sektör yerli müşteriye yöneldi ama… Yerli müşteri de artık oyunun kurallarını öğrendi. Son günler bekleniyor, haftalık kiralamada 2-3 bin euro indirim talep ediliyor. 3-5 günlük kırık hafta isteniyor. Tekne limanda yatacağına çok düşük rakamlarla sefere çıkıyor ama yıllık gelir düşünüldüğünde bu seferler zarar hanesine işleniyor.”

PRO’DA İKİNCİ BOYUT: BARBEBOAT FİLOSU

Türkiye kıyılarında kabaca 750 teknelik bareboat (kiralık kaptansız tekne) filosu var…

Büyük çoğunluğu yelkenli, az sayıda küçük motor yat. Bu şirketlerin yaklaşık yüzde 80’i 10-15 teknelik şirketler. Geri kalanı 1-2 teknelik aile işletmeleri.

Bu şirketler bir araya geldi, bir dernek kurdu. Derli toplu bir veri tabanı oluştu. Ankara Kaptan şirketinin sahipleri Benhür ve Candan Tokyürek’ten aldığım bilgiye göre, geçen yıl ortalama tekne doluluğu 18 hafta, bu yıl ise 13-14 hafta kiralama gözüküyor. Yani yüzde 25’lik bir azalma.

Tıpkı guletlerde olduğu gibi 8-10 hafta teknenin masraflarını ancak karşılıyor. Ya yatırım amortismanı? Geçimini bu tekneden elde edeceği gelire bağlamış küçük yatırımcı, ortak tekne hisse sahibi?..

Kıyılarda durum araştırmamı yaparken Marmaris limanını soruşturmaya başlıyorum. Ve acı bir tablo; Marmaris’teki en ünlü iki bareboat (kiralık yelkenli) şirketi de yaşama devam açısından kritik bir noktada… Çünkü pahalılık nedeniyle Ruslar da Türkiye’yi terk ettiler.

Profesyonel boyutta herkes dertli görünüyor.

Ve dikkat… Bu dertli kesimlere marinalar da dahil olmaya başlıyor.

MARİNALAR İZLİYOR …

Bu yıl marinaların pek çoğu euro bazında zam yapmadı. Oysa 5 yıldır marinalarımız arz talep dengesizliğinden de güç alarak, her yıl yüzde 20-30 ölçüsünde euro bazında ücretlere zam yapıyorlardı.

Ve Türkiye marina ücretleri Monaco, St. Tropez, Portofino, Ibiza gibi uluslararası buluşma noktalarına göre pahalı hale gelmişti.

Sanırım bugün, denizde denklemler çok ciddi bir şekilde değişme eğiliminde.

Herkes denizciler Yunan adalarına gidiyor diye konuşuyor. Bu trend 4-5 yıldır var. Asıl önemlisi son iki yılda Türk marinalarından Yunan marina ve barınaklarına ciddi bir tekne transferi yaşandı.

DENİZ TUTKUNLARI TEKNELERİNİ SATIYOR

Acı olan da şu, aşırı maliyetlere bir çözüm bulamayan orta ve orta/üst gelir grubu deniz sevdalılarının ciddi bir bölümü teknelerini satılığa çıkarmış durumda.

(Bu satırların kaleme alındığı saatlerde 1001 adet yelkenli ve 4236 adet motoryat, toplamda ise 10.740 tekne, en ünlü online satış web sayfalarında sergilenmekteydi. Bu sitenin ücretsiz ilan süresinin 30 gün olduğunu göz önünde bulunduracak olursanız, bu rakamı en az ikiyle çarpın. Satışa çıkan tekne sayısı geometrik olarak artıyor ve tekne satışları neredeyse durmuş durumda.)

EKO-SİSTEM…

Denizlerdeki çıplak görüntü: Seyir halindeki tekne sayısındaki azalma.

Amatör ve ticari denizcilik teknelerinin arka planında ise büyük bir eko-sistem var. Yedek parça ticareti, bakım-tamirat sektörü, marina, iskele ve barınaklar, deniz kıyısı restoranları… Bu eko-sistemin tüm kademelerinde yaşanan aşırı pahalılığın da, maliyetler ve tüm ekonomik göstergelerden etkilenen bir denklemi var. Bu ayrı bir yazı konusu…

Şimdilik şu düşüncemizi kayda geçirerek 2026 sezon ortası gözlemlerimizi noktalayalım:

Denizlerimizde 2020 ile başlayan çılgın Covid ilgisi, 2026 sezonu itibarıyla bitmiş ve mevsim normallerine dönülüyor gibi görünüyor. Ama bu, çok sancılı bir süreç ve bir doğal seleksiyon yaşatıyor. Bakalım mütevazı amatör denizci grubunun, diğer deyişle orta ve orta/üst gelire sahip denizci segmentinin yüzde kaçı bu türbülansı atlatabilecek?

Kaynak: Ali BORATAV (Gazete Oksijen)

TURKSAIL Haber Linki İçin Tıklayın !
DemirHindi
24 Temmuz 2026 – 18:01