Denizkurdu-13 Tatbikatı ve Düşündürdükleri

Denizkurdu Tatbikatları Cumhuriyet Donanmasının ulusal kullanım doktrin ve planlarının en üst seviyede uygulandığı büyük çaplı tatbikatlardır. Bu tatbikatlarda deniz harbinin her türlü temel harp türleri fiilen uygulanır ve atışlar yapılır. Türk deniz gücünün tüm dünyaya ilan edildiği Denizkurdu tatbikatlarının, özellikle bir gün süren seçkin gözlemci gününde yapılan fiili atışlar ve deniz harekatı gösterileri sancak gemisine davet edilen deniz ataşeleri ile dost ve müttefik ülke gözlemcilerine doğrudan verilen bir mesajdır. Kısaca, “biz boş laf üretmiyoruz. Kuvvet ve komuta yapımız, stratejimiz ve doktrinimiz çerçevesinde şekillendirdiğimiz deniz gücünü gördüğünüz gibi etkinlikle kullanıyoruz” mesajı verilirdi. Seçkin gözlemci günü, Türkiye Cumhurbaşkanı huzurunda icra edilen donanmanın resmi geçidi ile son bulurdu. 

Bu sene de 40 amirali ve yüzlerce denizcisi tutsak Cumhuriyet Donanması gönlü kırık, aklı Hasdal, Silivri, Şirinyer ve Sincan’da kalmış bir şekilde Mayıs ayının son iki haftasında Ege ve Akdeniz’de bu önemli tatbikatı icra etti. Bu tatbikatlara teğmenliğimden, tümamiralliğime kadar onlarca kez katılmış bir denizci olarak, son tatbikatla ilgili gözlemlerimi hapiste basından takip edebildiğim kadarıyla sizinle paylaşayım.  

Seçkin Gözlemci Günü neden yapılmadı? 

Öncelikle bu sene seçkin gözlemci günü yapılmaması ve hükümetten/devletten sivil hiçbir temsilcinin tatbikata davet edilmemesi dikkat çekicidir. Doğaldır, son dört yıldır dinci ve neo liberal medyada en aşağılık hakaretlerle küçük düşürülen, iftiralar denizinde terk edilen, sahteciliği binlerce kez ispat edilen isimli davalar ve “grotesque” mahkemeler yoluyla tutsak edilerek mesleklerinden, sevdiklerinden, eşlerinden ve küçücük çocuklarından koparılan denizcilerin yarattığı karanlık ve melankolik tabloda yer almak kolay bir karar değil. Subaylardan birisi çıkıp, Genelkurmay Başkanı ve Deniz Kuvvetleri Komutanının yanında, sahte deliller ile haksız yere yıllardır hapiste tutulan gemi ve silah arkadaşları için “ne yapıyorsunuz?” diye sorsa ne cevap verilecek? 

Yunan ihlalleri ne anlama geliyor? 

Diğer gözlemim tatbikata Yunan gemi ve uçaklarının gösterdiği yoğun müdahaleler oldu. Yunanistan’ı anlamak gerçekten zor. Ege ve Doğu Akdeniz’de ulusal çıkarları koruma etkinliğinin siyasi otoritenin Atlantik politikalarına çıpalanarak terk edildiği bir ortamda, komuta yapısı son dört yılda darmadağın edilmiş, morali çökertilmiş Türk donanmasından neden bu kadar çekiniyorlar? Yoksa Cumhuriyet Donanmasının isminden korkma komplekslerini yenemiyorlar mı? Tabi haklılar. Tarihten ders alıyorlar. Gölcük’teki tüm rıhtımlarını ve tersanenin önemli bölümünü kaybettiğimiz 17 Ağustos 1999 Marmara depreminden donanma olarak bir yıl içinde daha da güçlenerek çıkmıştık. Depremden bir buçuk ay sonra, 4 Ekim 1999 günü bir NATO Karargâhının açılış töreni için Yunanistan’a gitmiştim. Yunan Deniz Kuvvetleri Karargâhından subaylarla birlikte yediğimiz öğle yemeğinde, onların Harekat/İstihbarat Başkanlığından bir Albay, bana dönerek üzüntüden zevk alan (schadenfreude) bir tonda  Cem Albayım, Donanmanızın rafineri yangından kaçarken İzmit körfezinde sergilediği tablo bizleri çok üzdü, içimiz parçalandı” demesi üzerine ben de “Albayım, merak etmeyin Türk Donanması Anka Kuşu gibidir” demiştim. Yunanistan tarihinden ders almaya devam etmelidir.  Bugün de aynı düşüncemi tekrar ediyorum. Teorisi Mustafa Kemal olan Cumhuriyet Donanması, Anka Kuşu gibi küllerinden yeniden doğmayı her zaman başarmıştır ve başaracaktır. 

Bayan Deniz Teğmen: Varlığımızı Atatürk’e borçluyuz

Tatbikatın liman safhalarında savaş gemilerine gazetecilerin de davet edildiğini renkli medyamızdan izledim. Her zaman olduğu gibi özellikle bayan subaylara duydukları ilgi yüksekti. Röportaj yapılan genç bayan teğmenlerden birisinin “burada bulunmayı Atatürk’e borçluyuz” demesi bence tatbikatın en önemli açıklamasıydı. Deniz Kuvvetleri veya Donanma Komutanından bu kadar yalın bir açıklamanın beklenemeyeceği bir siyasal konjonktürde, gepegenç bir bayan teğmenin bu açıklaması, Cumhuriyet Donanması ruhunun en yalın dışa vurumuydu. 

Donanmanın Resmi Geçit Geleneği 

Bu sene yapılmadı ancak Denizkurdu tatbikatlarının en görkemli anı “Denizde Resmi geçit” törenidir.Tüm millet adına, Cumhuriyet Donanmasının yaklaşık 40 – 50 parça gemisi,5-6 helikopteri ve Deniz Karakol uçakları Cumhurbaşkanının bulunduğu Sancak Gemisini çimariva ile selamlar ve üç kez “sağ ol” diye haykırır. Bu haykırış Türk Milletine ve Devletine bir vefa haykırışıdır. Bu bir şükran ifadesidir. Cumhuriyet Donanmasının onurlu geçmişinden, parlak geleceğine, zaman boyutunu aşarak Mustafa Kemal’in “Donanmasız Anadolu olmaz” sözlerine verilen kutsal bir cevaptır. Akdeniz’in bağrından fışkıran Donanma, ona güç ve ruh veren Anadolu’yu bu söz ile selamlar. Toprak Gemi Anadolu, Cumhuriyet Donanması ve Mavi Vatan’ın bütünleşmesini somutlaştıran bu muhteşem tabloyu izleyenler büyülenir.  Duygular saklanamaz ve ağlayanlar olur. Görkemli Cumhuriyet Donanmasının beyaz köpükler ile kükreyen dümen suyunda çekilen acılar, tarihten alınan dersler olarak yerini alır. Mondros Mütarekesi sonrası dönemde, Bahriyenin İzmit Tersanesi duvarı önünde İngiliz Savaş Gemisi HMS Revenge’nin askerleri tarafından kurşuna dizilen Kuva-yı Milliyeciler; İnebolu’ya Rusya’dan cephane taşırken fırtınada kaybolan isimsiz denizciler; İnönü savaşlarına denizci üniforması ile katılmış Bahriyeliler; Atılay’da, Dumlupınar’da görevlerine hala devam eden şehitlerimiz; 20 Temmuz sabahı Girne’de Yavuz plajına kapak atmaya, yani ölüme koşarak giden deniz piyadelerimiz ve çıkarma araç komutanları, Donanmayı uzaktan takdir ve vefa ile sessizce izlerler. İçlerinden haykıran sesleri zor duyarsınız, ama sonunda duyarsınız. “Bir daha asla….”derler. Evet, bu coğrafya bir daha asla Donanmasızlığa izin vermemelidir. Anadolu’nun etrafındaki denizleri kaybedenler sonunda toprak ve onurlarını kaybetmeye mahkûmdurlar. 1915’te bunu yaşadık. Donanmasız Anadolu, Gelibolu’da 70 bin evladını kaybetti.ç 

Cumhuriyet Donanmasının Rotası Değişmez

İlginçtir, 1882 yılında Amerikan Donanmasının büyümesini ve açık denizlere çıkmasını isteyen gruba “Jön Türkler (Young Turks)” adı takılmıştı. O zamanın ruhuna göre dünyada en ilerici ve devrimci gruplara verilen lakap buydu. Jön Türkler. II’nci Abdülhamit’i tahtından indirenler de onlar oldu. Daha sonra Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarında Çılgın Türkler’e dönüştüler. Cumhuriyet Donanmasını da onlar kurdu. Onu açık denizlere ve okyanuslara gene onlar taşıdı. Marmara Depreminden güçlenerek onlar çıktı. MİLGEM’i inşa ettiler. İsimli davalarla ve içimizdeki bir avuç satılmışın iftiraları ile çok acı çektiler. Aileleri ile birlikte tutsak edildiler. Ama boyun eğmediler. Teslim olmadılar. Onlar yenilmediler. Zira onlar genç Türkler. Onların en büyük gücü tarihin durdurulamaz akışı ve Mustafa Kemal’dir. Kimsenin şüphesi olmasın Cumhuriyet Donanmasının rotası, çılgın Türklerin ölümsüz ve değişmez tek lideri Atatürk’ün rotasından şaşmayacaktır.

Yunanistan’a gelince. Cumhuriyetin Onuncu Yıldönümü kutlanırken, Yunan Başbakanı Venizelos ilk defa Türkiye’yi ziyaret ediyordu. Türk Ocağı salonlarında verilen baloda meraklı Amerikan gazetecileri Büyük Atamızın etrafını sarıp sormuşlardı: “Ekselans, İstiklal Savaşına başlarken, Yunanistan’ın muntazam ordularına karşı sizin kuvvet denecek bir birliğiniz yoktu. Yunanlıları nasıl yendiniz?” Atatürk de tereddütsüz cevap vermişti: “Orası hiç de önemli değil. Bir şeyler öğrenmek istiyorsanız, Yunanlılarla nasıl dost olduğumu araştırınız.” 

Cem Gürdeniz

 

1 Çimariva: Gemici dilinde gemi personelinin güverte boyunca eşit aralıklarla dizilmesi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir