BM GÜVENLİK KONSEYİ’NDE BİR İLK: DENİZ GÜVENLİĞİ TOPLANTISI

9 Ağustos 2021 tarihinde BM Güvenlik Konseyi (BMGK), dönem başkanı Hindistan liderliğinde konseyin beş daimî üyesi ve 10 geçici üyesi ile birlikte ‘’Denizde Uluslararası Barış ve Güvenliğin Korunması’’ adı altında bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıyı önemli kılan BMGK’nin Hindistan Başkanlığında toplanıp deniz güvenliği konusunda tarihinde ilk kez ortak bir bildiri yayınlaması oldu.

Denizde Çok Ciddi Yeni Güvenlik Sorunu

Toplantının zamanlaması çok önemliydi. 29 Temmuz 2021 tarihinde Umman açıklarında Mercer Street isimli Liberya bandıralı, İsrail sahipli 50 bin tonluk tankere Umman açıklarında dron saldırısı gerçekleştirildi ve biri Romen diğeri İngiliz,2 mürettebatöldü. Aynı dönemde Arap Denizinde BAE açıklarında bazı ticaret gemileri dümen kontrolünü kaybettiler. İran’a yönelik bir gemi kısa süre için kaçırılıp serbest bırakıldı. Kısacası denizde asimetrik savaş hızlanıyor. İsrail ve İran arasında son yıllarda adı konmamış denizde asimetrik bir savaş yaşanıyor. Geçen yıl içinde gerek Kızıldeniz gerekse Akdeniz’de Suriye’ye yardım götüren İran gemilerinde esrarengiz patlamalar, yaralanmalar ve hatta batış hadiseleri yaşandı. Küresel medya ABD ve İsrail kontrolünde olduğu için batan veya yaralanan İran gemileri, hasar gören İsrail sahipli gemiler kadar dikkat çekmiyor.Eğer deniz ticaretinin akışına bu tip karşılıklı kumpas ve kışkırtmalar devam ederse, küresel deniz ticaret çevriminde deniz haydutluğunun yanısıra ulus devletler arası asimetrik saldırıları eklememiz gerekir ki bu durumdan herkes etkilenir.

Hindistan’ın Öncü Rolü

İşte BMGK deniz güvenliği toplantısı bu konjonktürde gerçekleşti. Hindistan Başbakanı Modi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıya tüm konsey üyeleri katılırken üst seviyede, Rusya Devlet Başkanı Putin, Kongo, Kenya ve Nijer Cumhurbaşkanları, Vietnam Başbakanı ve ABD Dışişleri Bakanı telekonferans ile katıldı. Toplantı sonunda BMGK bir bildiri yayınladı. (S/PRST/2021/15)Toplantıdan 3 gün önce (6 Ağustos 2021 tarihinde) G7 Dışişleri Bakanlarının ortak bir deklarasyonla Mercer Street olayını kınayan ve İran’ı suçlayan bir bildiri yayınladığını burada hatırlatalım. Denizler doğrudan kıyılarda yaşayan 3 milyar insanın hayatını etkiliyor. Okyanus ve denizlerde yaşanan ve her geçen gün artış eğilimi gösteren deniz yetki alanı tartışmaları, doğal kaynakların tükenmesi, terörizm, silahlı saldırılar, sınırötesi suçlar, uyuşturucu, insan ve silah kaçakçılığı, deniz haydutluğu, korsanlık, petrol hırsızlığı, yasadışı göç ve doğal tehlikeler domino etkisi ile tüm küresel akış ve çevrimleri baltalıyor. Can kayıplarının yanısıra çok ciddi ekonomik kayıplar ve ulus devletler arası silahlı çatışmayı tırmandıracak olaylar zincirini tetikliyor. Son iki yılda Covid nedeniyle azalan deniz trafiğine rağmen deniz haydutluğunun %20 artması bile son derece endişe verici. Batı Afrika, Malakka ve Singapur Boğazları ve Güney Çin Denizi’ni etkileyen deniz haydutluğu özellikle Gine Körfezi’ndebenzeri görülmemiş düzeyde güvensizlik yaratmaya devam ediyor.

BM Güvenlik Konseyi İkazları

Toplantıda yapılan konuşmalara baktığımızda değişik yaklaşımlar öne çıkıyor. BM Genel Sekreterliği adına yapılan konuşmada vurgu yapılan ‘’tartışmalı sınırlar ve uluslararası hukuka uymayan seyir rotaları etrafındaki zorluklar’’ söyleminde Rusya’ya ve Çin’e gönderme yapıldığı açıkça anlaşılıyor. BM Uyuşturucu ve Suçlarla Mücadele Ofisi (UNODC) Direktörünün konuşmasında en çok dikkat çeken husus, denizler üzerindeki faaliyetlerde suçun artmasına vurgu yapması. Örneğin 2020’de denizlerde rekor miktarda kokain ele geçirildi.

Modi’nin Yarattığı Fırsat

Toplantının düzenlenmesine öncülük eden Hindistan Başbakanı Modi’nin konuşmasında Hindistan’ın deniz güvenliği konusunda geliştirdiği girişimler ve Bengaldeş ile başardıkları deniz yetki alanı sınırlandırma anlaşması sonrası güvenilir bir arabulucu rolü oynayabileceğini ima etmesi dikkat çekiyor. Hindistan’da bu yüzyılın en önemli potansiyel çatışma alanı olan Asya Pasifik ve Hint Okyanusunda kontrolü kaybetmek istemiyor. Modi konuşmasında okyanuslarda barış ve istikrar için beş prensibe vurgu yapıyor: 1. Deniz ticareti önündeki engelleri kaldırmak. 2. Deniz yetki alanı sorunlarını uluslararası hukuk çerçevesinde çözmek. 3. Doğal afetlerle ve devlet dışı aktörlerin oluşturduğu tehditler le mücadelede müşterek hareket etmek.4. Deniz doğası ve kaynaklarını korumak. 5. Denizcilik alanında işbirliği sağlayacak devletler arası ilişkileri teşvik etmek. Modi’nin bu saydıklarını Asya Pasifik bölgenin mevcut konjonktüründe ve büyük güçler mücadelesinde gerçekleştirmesi çok zor. Ancak Asya çağında gerek ABD ve Rusya gerekse Çin’in Hindistan’ı yanına çekmek istediği biliniyor.Hindistan bu avantajını herkesi bir araya getirecek deniz güvenliği alanında oynamaya çalışyor.

Putin’in Hindistan Yaklaşımı

Toplantıya video konferans ile bizzat katılarak Modi’ye prestij sağlayan Putin, konuşmasında Hindistan’ın bölgede deniz güvenliği konusundaki öncülüğünü övüyor. Rusya’nın Afrika kıyılarında meydana gelen deniz haydutluğu ile mücadelede rolünü öne çıkaran Putin, ayrıca Hindistan ile Hint okyanusunda deniz güvenliği konusunda iş birliğine ilgi duyduklarını hatırlatıyor. Putin’in konuşmasında konuyu büyük güçler mücadelesine getirmemesi ve BM kuralları ile uluslararası hukuka sürekli vurgu yapması dikkatlerden kaçmıyor. Hindistan’a deniz alanında işbirliği konusunu ima etmesi ise her geçen gün etkinleşen Pacific Quad(ABD, Avustralya, Japonya ve Hindistan) içinde ABD’ye yaklaşan eski dostu Hindistan’ı yanına çekmeye çalışıyor şeklinde değerlendirilebilir.

Vietnam’ın Yumuşak Çin Mesajı

Toplantıda Vietnam Başbakanı, ciddi sorunların yaşandığı Güney Çin Denizini diplomatik nezaket içinde gündeme getiriyor. Vietnam’ın ASEAN ve Çin ile birlikte 2002 tarihli ‘’Güney Çin Denizinde Tarafların Tutum Bildirgesi’’ni ciddi, eksiksiz ve etkin bir şekilde uygulamak için çalışma kararlılığını dile getirmesi önemli.

Yarası Kanayan Afrika

BMGK’nın geçici 10 üyesi içinde denizde kıyısı olmayan tek ülke olan Nijer Başbakan Yardımcısının konuşmasındaki şu sözleri aslında Afrika ve özellikle Gine Körfezinde yaşanan sorunu özetliyor: ‘’Afrika, açık denizlerde işlenen suç eylemleri nedeniyle ağır bir bedel ödüyor. 2000’lerde Somali kıyıları ve Aden Körfezi deniz haydutluğunun merkez üssüydü. Ancak denizlerdeki güvensizlik, özellikle petrol endüstrisinde deniz haydutluğu ve fidye için rehin alma ile uyuşturucu ve insan kaçakçılığının yaşandığı Gine Körfezi’ne sıçradı ve sıradanlaştı. Komşularının kıyı şeridindeki güvenlikteki herhangi bir bozulmanın etkisi, deniz güvenliğinin uluslararası ticareti bozduğu için başkenti en yakın giriş limanına 1000 kilometre uzaklıkta bulunan denize kıyısı olmayan ülkemiz Nijer’i etkiliyor.’’

ABD’nin Bilinen Tutumu

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinkin, konuşmasında, her ne kadar ABD imzacı olmasa dauluslararası toplumun uzun süredir denizcilik faaliyetleri için yasal çerçeveyi belirleyen 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin (UNCLOS) kurallara dayalı denizcilik düzeninden yararlandığını söylüyor. Ancak ilerleyen dakikalarda küçülen ve etkinliği azalan donanmalarına rağmen okyanusların hegemonu olduklarını hatırlatmayı ihmal etmiyor ve büyük güç mücadelesi atmosferi altında ikazlarını yapıyor. Sanki Amerikan gemileri FONOPS (Seyir Serbestisi Operasyonları) kışkırtmalarını yapmıyormuş gibi savaş gemileri arasında tehlikeli karşılaşmaların yaşandığı Güney Çin Denizinin tehdit altında olduğunu söylüyor. ABD’nin Çin’in kışkırtıcı davranışlarını protesto ettiğine vurgu yaparken bir yandan da BM DaimiHakem Mahkemesinin (PCA) 12 Temmuz 2016 tarihli Güney Çin Denizi kararını hatırlatıyor. (Bu davayı Filipinler’in tek taraflı açtığını ve kararı Çin’in tanımadığını vurgulayalım.) Blinken, deniz yetki alanları anlaşmazlıklarını güç kullanarak çözme çabalarını eleştiriyor.Tarafları devletlerin egemen eşitliği çerçevesinde anlaşmazlıkların barışçıl çözümüne davet ediyor. Bu da tipik bir Amerikan yaklaşımı. Kendi çıkarlarına uyumlu ise uluslararası hukuk sonuna kadar kullanılıyor. Aksi takdirde sessiz kalıyor. (Örnek Golan, Batı Şeria, Kudüs vb. İsrail uygulamaları.) Diğer yandan Umman açıklarında 29 Temmuz’ 2021 tarihinde Mercer Street isimli tankere yapılan saldırıya atıfta bulunarak doğrudan İran’ı suçluyor ve kışkırtıcı bir davranış modelinin parçası olduğunu söylüyor. Aynı zamanda Karadeniz ve Azak Denizi üzerinden Rusya’yı toplantıya Putin’in katıldığı bir ortamda ağır şekilde eleştiriyor. Sonunda Ukrayna’nın egemenliğine verdiği desteği teyit ediyor.

Fransa ve Doğu Akdeniz Vurgusu

Fransa Dışişleri Bakanı Drian, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimi azaltmaya kararlı olduklarını söylerken, Mercer Street gemisine düzenlenen ölümcül saldırıyı kınıyor. Bu arada Türkiye’yi ilgilendirdiği yönü ile tüm toplantıda Doğu Akdeniz’e tek vurgu yapan kişikendisi oluyor. Şöyle diyor: ‘’Ayrıca, Güney Çin Denizi ve Doğu Akdeniz’deki gerilimlere de odaklanmanın sürdürülmesi gerekiyor, bu tehditleri birlikte ele almaya ihtiyaç var.’’

İngiltere, ABD Dümen Suyunda

İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace da ABD ile birlikte açıktan Umman Açıklarındaki saldırıda İran’ı suçlu ilan ediyor ve devam ediyor: ‘’Uluslararası toplum, denizdeki düşmanca devlet faaliyetlerini ve kabul edilemez davranışları caydırmaya ve cezalandırmaya hazır olmalıdır.’’

Çin’in ABD Uyarısı

Çin temsilcisi konuşmasında Çin’in “ortak deniz güvenliği”ni savunduğunu kaydederek, bazı ülkelerin Asya-Pasifik bölgesinde özel bölgesel stratejiler izlemesini eleştiriyor. Ayrıca Japonya’yı Fukushima’nın atık sularını okyanusa salma konusundaki kararını iptal etmeye davet ediyor. Konuşmada en önemli vurgu Güvenlik Konseyi’nin Güney Çin Denizi meselesini tartışmak için doğru yer olmadığına işaret etmesi oluyor. Devamında Çin ve ASEAN ülkelerinin ortak çabalarıyla Güney Çin Denizi’ndeki durumun istikrarlı olduğunu vurgu yapıyor. Temsilci, tüm ülkeler, uluslararası hukuka uygun olarak seyrüsefer özgürlüğüne sahiptir derken, Çin ve ASEAN ülkelerinin 2002 tarihli Tarafların Güney Çin Denizindeki Tutum Bildirgesi’ni tam olarak uygulamaya kararlı olduklarını kaydediyor ve şöyle diyor: ‘’ABD kışkırtma maksadıyla bölgeye keyfi olarak askeri gemiler ve uçaklar gönderiyor. Bu bir aldatmacadır. Konuyu BM Güvenlik Konseyine taşıması ise tamamen siyasi gösteridir.”.

Denizcilik Tarihinde İlk

Bu toplantı denizcilik tarihinde bir ilk oldu. 7,5 milyar insanın hayatını bu kadar ciddi etkileyen ancak kamuoyunun bu kadar uzağında olduğu gerçekleri en azından dünyanın en üst seviyedeki uluslararası teşkilatında gündeme getirerek farkındalık yarattı. Zamanında Churchill’in dediği gibi ‘’Eğer deniz ulaştırması olmasaydı dünya nüfusunun yarısı ya açlık ya da soğuktan ölürdü.’’ Bugün de benzer yorumu şöyle yapabiliriz: ‘’Eğer deniz ulaştırması olmasaydı dünya ticareti sekteye uğrardı.’’

Denizcilikte Tehlikeli bir Dönem

Kanaatimce bu toplantıyı tetikleyen en önemli faktör Mercer Streetsaldırısı oldu. İlk kez bir ticaret gemisine barış zamanı açık deniz alanında dron ile saldırı yapılıyor ve insanlar ölüyor. Her iki taraf kabullenmese de İsrail’in Kızıldeniz, Akdeniz ve Arap Denizinde İran gemilerine, benzer şeklide de İran’ın da İsrail sahipli veya bayraklı gemilere asimetrik saldırılar yaptığı yabancı medyada yer alıyor. Mercer Street olayı ve olaylar zincirini deniz haydutluğu ve silahlı gemi soygunlarından ayrı tutmamız gerekir. Zira asimetrik saldırı, ulus devletler arası güç mücadelesinin ateş gücü ile denize yansımasıdır. Diğeri yani haydutluk BMGK kararı ile oluşturulacak bir koalisyon gücü ile kontrol altına alınabilir. Somali ve Aden körfezinde 2009-2015 arasında yaşanan buydu. Eğer ulus devletler kontrolündeki asimetrik saldırılar durdurulamaz ise dronlar, mayınlar, su altı özel kuvvetleri, kontrol dışı yerlerden ateşlenen füzeler ile icra edilen saldırılar devam edebilir. Bu son derece tehlikeli bir gidiştir. Eğer deniz ticaret rotaları ve düğüm noktalarında tıkanmalar ve aksamalar olursa yüzde 89’u deniz ulaştırmasına bağımlı olan küresel ticaret tepetaklak olur. Eğer güç mücadelesi denizlere çekilir ve gemiler esrarengiz şekilde yaralanmaya veya batmaya, limanlarda benzer olaylar meydana gelmeye başlarsa henüz Covid 19 hasarının devam ettiği konjonktürde oluşacak istikrasızlıklar küresel ve bölgesel ekonomileri zora sokar. BM Güvenlik Konseyinin bu toplantısı tüm dünyaya ciddi bir ikazdır. Dilerim her ülke bu ikazdan ders alır. Zira deniz güvenliğinde oluşacak bir hasar, çağlayan etkisi ile büyür. Bu mücadelenin kazanını olmaz. Tüm dünya kaybeder.

Yunanistan’ın Acıklı Durumu

Diğer yandan Yunan medyasının söz konusu toplantıyı Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye verilen caydırıcı mesaj diye sunması da akla ziyan bir gelişme. ABD’nin bir sömürgesine dönüşmüş olabilirler ancak ABD Dışişleri Bakanının (yukarıda özetlediğim) konuşmasını GreekReporter sitesinde ‘’Bakan Blinken Türklere tokat attı’’ şeklinde vermeleri gülünç olmaktan öte. Ülkemiz dahil müesses nizam medyasının düştüğü acıklı durum işte bu.

(Değerli Okuyucularım ve takipçilerim, zaman zaman uzun ve teknik detayda yazılar yazdığımın farkındayım. Bu konuda eleştiri alıyorum. Bunu yapmamın temel nedeni, sınırlarımız dışında yaşanan ve nihayetinde sonuçları bizi etkileyecek bu yazıdaki gibi konulara maalesef medya, akademi dünyası ve kamu kayıtsız kalabiliyor. En azından tarihe not düşmek ve bu konulara odaklananlara- bir kişi bile olsa- yol göstermek için yazıyorum.)

(Bugünkü varlığımızı borçlu olduğumuz İstiklal Yolunun geçtiği Kastamonu ilimiz, seller sonucu büyük kayıplar yaşadı. Hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına sabır ve metanet diliyorum. Orman Yangınlarından sonra sel baskınlarından devlet ve milletimizin gereken dersleri çıkaracağına inancımızı tazeleyelim.)