LOZAN, MAVİ VATAN VE TÜRK DÜNYASI

Bu sene Kurban Bayramının ilk günü 20 Temmuz gününe denk geldi. Aynı gün Montrö Türk Boğazları Sözleşmesinin imzalanmasının 85’inci; Girne’de kıyıbaşını tuttuğumuz Kıbrıs Barış Harekatının 47’nci yıldönümüydü. Aynı anda üç bayram kutladık. Montrö zaferi ile boğazlarımızın tam egemenliğini geri; Kıbrıs Barış Harekâtı ile Doğu Akdeniz jeopolitiğimizi güvence altına aldık.

LOZAN ZAFERİ EN BÜYÜK BAYRAMDIR

Ancak asıl bayram 24 Temmuz’da geldi. Havasını soluduğumuz, suyunu içtiğimiz, bayrağının gölgesinde bağımsız yaşamanın onurunu tattığımız Cumhuriyetimizin doğum belgesi olan Lozan Antlaşmasının 98’inci yıldönümüydü. Türk’ün Akdeniz coğrafyasında yerini tescillemesinin yeni başlangıcının müjdesinin yıldönümüydü.

TÜRKLÜK BİLİNCİ OLMAYAN OSMANLI

30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkesi ile dünya tarihinde Balkanlar, Ortadoğu, Doğu Akdeniz, Kafkasya ve Kuzey Afrika tarihinde 600 sene rol oynamış, Osmanlı imparatorluğu çöktü. Denizci bir imparatorluk olamadığı, yaratıcı ve kurucu kökleri olan Türklüğü benimseyip ulus devlet aşamasına geçemediği için parça parça edildi. Zaman içinde akıl, mantık ve bilimden gücünü alan aydınlanmanın, sanayi devrimlerinin gerisinde kalarak 18. Yüzyıldan sonra emperyalizmin avına dönüştü. Çok milliyetli Osmanlı devlet sistemi üzerinden genişleyen İmparatorluk, Anadolu’nun Yarımada coğrafyasını nirengi yaparak Hint Okyanusu kıyılarına kadar ulaşsa da 18. Yüzyıldan sonra gerilemeye başladı. İmparatorluk coğrafyasındaki tüm milliyetler Fransız Devrimi sonrası teker teker kendi milliyetlerini öne çıkararak koptular. Birlik ve bağları tutacak ne ekonomik ne askeri güç kalmıştı. Birinci Dünya Savaşı sonunda tarih sahnesinden tüm varlığı ile silindi. Eğer Mustafa Kemal Atatürk, tarih ve talihin hazırladığı yer ve zamanda ortaya çıkmasaydı, denizle buluşan son Türk kavmi Orta Asya içlerine geri dönmek ve denizlerden tamamen koparılmak zorunda kalacaktı. 1880’li yıllarda İngiltere Başbakanı Gladstone şöyle demişti: “Türkler insanlığın insan olmayan numuneleridir. Onları Asya steplerine geri sürmeli veya Anadolu’da yok etmeliyiz.”

BATI ASYA VE ORTA ASYA TÜRKLERİNİN DENİZ ÇIKIŞI

Osmanlının çöküşü her cephede o denli hızlı oldu ki emperyalizm Türkleri Anadolu’da küçük bir kara parçasına, Karadeniz’de 600 km. kıyı şeridine mahkûm eden Sevr’in uygulamasına geçti. Sevr sadece atalarımızı yani batı Asya Türklerini değil tüm Türk dünyasını denizden uzaklaştırıyordu. Vatanımız Anadolu, tarihin değişik dönemlerinde Türklerin Asya’dan denize doğru batıya yürüyüşünün son durağıydı. Sevr Antlaşması Atatürk ve büyük Türk milleti tarafından yırtılıp atılmasaydı bugün Türk dünyasından hiçbir ülke denizlerle buluşamıyor olacaktı. Dünya tarihinde deniz ve okyanuslara erişemeden imparatorluk kuran devletler sonunda mutlaka yıkılmaya mahkumdurlar. Hamdullah Suphi Tanrıöver şöyle söylüyor: ‘’Milli tarihimiz, Asya’nın iç topraklarından, denizlere doğru binlerce sene zarfında devam eden bir yürüyüş hareketi kaydeder. Türk ırkının siyasî merkezleri, Orta Asya’dan sürekli Akdeniz sahillerine yaklaşmak üzere mevkiini değiştirmiştir. Diyebiliriz ki, Türk milletinin siyasi istikrarı, Akdeniz sahillerine vardıktan sonra meydana gelmiştir.’’

LOZAN VE TÜRKÜN DENİZLE TEKRAR BULUŞMASI

Dünya, 1919 sonlarında teslimiyetçi Osmanlı hanedanının dönemin hegemonu İngiltere baskısı altında artık emperyalizmin her talebini yerine getireceğini bekliyordu. Fakat 1919 ile 1922 arasında Mustafa Kemal liderliğinde Türk isyan etti. Kurtuluş her cephede kanla kazanıldı. Kemal’in askerleri 26 Ağustos 1922 şafağında dünya tarihinin yeni bir safhasını başlattı. 9 Eylül 1922’de Türk’ün ateş, kan ve ihanetle sınanmasının askeri cephesi denizle buluşarak noktalandı. 10 Ağustos 1920’de Vahdettin Hükümetince imzalanan Sevr Antlaşması neredeyse yoktan var olan ve yeniden tarih sahnesine çıkan Anadolu Türk’ünün gücüyle yok edilmişti. Türk her cephede tekrar denizle buluşmuştu.

EMSALSİZ BİR SİYASİ ZAFER

Askeri zafer 1 yıl sonra 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Antlaşması ile siyasi zafere dönüştü. Dökülen kan, toprağa düşen her Mehmet, 1000 yıllık vatan coğrafyasında Türk’ün tarihteki yerini tekrar alarak egemenlik ve bağımsız varlığını tasdik eden Lozan Antlaşmasının itici gücü ve varoluş nedeni oldu. Sevr Antlaşması yırtılıp atılıyor, yepyeni çağdaş, bağımsız, laik Türkiye Cumhuriyeti’nin doğum belgesi ortaya çıkıyordu. Bir İngiliz tarihçisi o günlerde şunları yazıyordu: “Hemen hemen her konudaki Türk istekleri Lozan’da Birinci Dünya Savaşı’nın galipleri tarafından kabul edilmiştir. Dünya, tarihte eşi olmayan bir olayla karşı karşıya kalmıştır. Yenilmiş, parçalanmış bir ulus bu harabe içinden ayağa kalkmışı ve dünyanın en büyük uluslarıyla tam ve eşit koşullar içinde karşı karşıya gelerek, büyük savaşın bu galiplerini dize getirerek her isteklerini kabul ettirmiştir.’’ Atatürk de diyor ki: “Lozan Anlaşması Türk ulusuna yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Anlaşması’yla tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın önlenmesidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş belgesidir.”

MAVİ VATAN VE ORTA ASYA TÜRKLERİ

Bugün, sadece Anadolu ve Trakya’daki, batı Asya Türkleri olarak değil, dil, kültür ve ortak tarih birliği içinde bulunduğumuz doğumuzdaki beş Orta Asya Türk devleti (Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan) adına denizlere ve okyanuslara erişim gücüne ve coğrafyasına sahip 98 yaşında bir cumhuriyet olmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Sahip olduğumuz Mavi Vatan sadece Anadolu’nun açık deniz ve okyanuslara erişiminin ve Batı Asya Türklerinin denizcileşmesinin lokomotifi değil, aynı zamanda doğumuzdaki Türk dünyasının da denize çıkışı ve denizcileşmesinin bir unsuru ve atlama tahtasıdır.

BATI ASYA VE ORTA ASYA TÜRKLERİ ORTAKTIR

Anadolu yarımadasından Çin’e uzayan topraklar üzerinde, aynı varoluş nedeniyle ortak kültür, dil ve tarihe sahipliğimiz, yaklaşık 200 milyon nüfusa, 5 milyon km2 yüzölçümüne ve 1,5 trilyon dolar milli gelire sahip altı ülkeyi bir araya getirecek temel özelliklere sahiptir. Büyük Atatürk, sırf bu nedenle geleceği görerek Türk Tarih ve Dil Kurumlarını kurdu. Akdeniz ile buluşan Batı Türklerini, Orta Asya Türkleri ile buluşturmak onun hedefiydi. Türklüğü yeni kurduğu devletin en belirleyici ve bağlayıcı çimentosu olarak görüyordu. Bu sorumluluk son 100 yılda, Atatürk’ün Lozan Antlaşması ile tescillediği cumhuriyet sayesinde yerine getirilebilmiştir. Eğer Lozan yerine Sevr’e boyun eğilmiş olsaydık, bugün Orta Asya Türk devletlerinin denize çıkışının değil olasılığı, umudu bile olamazdı. Günümüzde gerek Azerbaycan’ın 10 Kasım 2020’de mühürlediği Karabağ zaferi gerekse 2017 yılında devreye giren Kars- Tiflis- Bakü demiryolu ile Hazar deniz ulaştırma rotaları üzerinden tesis edilen Orta Koridor sayesinde Anadolu yarımadasının Orta Asya Türkleri ile buluşması 100 yıl öncesiyle kıyaslanamayacak derecede artmıştır.

TÜRK DEVLETLERİ TOPLULUĞU DENİZE ODAKLANMALIDIR

Mavi Vatan üzerinden denizcileşme aşamasına giren Türkiye Cumhuriyeti Kazakistan Devlet Başkanı Nazarbayev’in büyük katkıları ile 2009 yılında kurulan ve 2010 yılında hayata geçirilen Türk Keneşi (Türk Konseyi) üzerinden Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin açık denizler ve okyanuslara erişiminin terminal ülkesi olmalıdır. Orta Asya Türk Cumhuriyetleri-Hazar Denizi-Anadolu- KKTC-Mavi Vatan ekseninde tesis edilecek kara yolu, teren yolu ve deniz yolu ulaştırma hatları üzerinden Büyük Bozkır ve Altay Dağlarından doğan Türk’ün açık denizlere ve okyanuslara erişimi 21. Yüzyılda hedeflenmelidir. Bu çerçevede bağımsız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yegâne Türk ada devleti olarak ABD ve AB’nin baskılarına karşı Akdeniz’deki varlığı sonsuza kadar korunmalıdır. 12 Kasım 2021’de yeni adının Türk Devletleri Topluluğu (TDT) olması beklenen Türk Keneşinin (Konseyi) hazırlanmakta olan 2040 Stratejik Vizyon Belgesinde açık denizlere çıkışı olmayan kardeş devletlerin Türkiye üzerinden uluslararası denizcilik endüstrisinde yer almaları sağlanmalıdır. Deniz Ticaret Filoları, Tersaneler, Balıkçılık Filoları kurmaları, Deniz Turizmi yatırımlarını Anadolu ve Mavi Vatanımız üzerinden gerçekleştirmeleri için imkân sağlanmalıdır. Doğu Akdeniz’de 2006 yılından bu yana devam eden Akdeniz Kalkanı Harekatımıza katılmaları için Hazar’da kıyısı olan Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan Deniz Kuvvetlerine Türkiye tarafından savaş gemisi hibe edilerek kardeşlerimizin sembolik de olsa Doğu Akdeniz’de yanımızda varlık göstermeleri fırsatı yaratılmalıdır. Gladstone’a ve içimizdeki cumhuriyet ve bağımsız KKTC düşmanlarına inat, Orta Asya’ya sürülmesi istenen Batı Asya Türkleri, 100 yıl sonra Orta Asya Türklerini denize çıkarmalıdır. Lozan sadece Anadolu’da yaşayan Türklere değil tüm Türk dünyasına en büyük armağandır.

Yaşasın Lozan, Yaşasın Cumhuriyet, Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk.

CEM GÜRDENİZ