MUTLULUK KAVRAMININ BİLİMSEL TANIM SORUNU

THE SCIENTIFIC DEFINITION PROBLEM OF HAPPINESS CONCEPT

Özet:
Antik çağdan bu yana, felsefe ile ilgilenen düşünürler, yaşadıkları sosyal çevrenin özellikleri doğrultusunda, “Mutluluk nedir?” sorusuna cevaplar aramış ve çeşitli tanımlamalar yapmışlardır. Genel olarak varılan kanı, “Mutluluğun bilimsel bir tanımının yapılamayacağı” doğrultusundadır. Gerekçe olarak da, mutluluğun kişiye, zamana ve mekâna göre değişeceği, yani göreceli bir kavram olduğu kabul görmüştür.

Bu çalışmanın amacı, mutluluğun zamandan ve mekândan, dolayısı ile kişilerden bağımsız bir tanımının yapılıp, yapılamayacağını incelemektir.
Bu çalışma mutluluk olgusunu birey, gurup ve toplum ölçeğinde inceleyip, analitik düşünme tekniği ile multidisipliner bir bakış açısıyla ve tümden gelim metodu ile ele almaktadır. Gözlem ve geçmişte yapılan tanımlar ışığında, elde edilen bulgular da incelenmiştir.
Bu çalışma aynı zamanda, mutluluğun bu güne kadar bilimsel bir tanımlamasının neden yapılamadığını da ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenlerin başında, bazı kavram ve tanımlamaların doğru kullanılmadığı ve bir takım ön kabullerin yanlış olduğu gelmektedir.
Sonuçta mutluluk konusunda hem birey, hem gurup, hem de toplum ölçeğinde geçerli bir mutluluk tanımı önerisinde bulunulmuştur. Bu tanım zamandan ve mekândan bağımsız olup, bu güne kadar yapılmış, mutluluk tanımlarını da kapsamakta veya izah edebilmektedir.
Anahtar kelimeler: Mutluluk, İhtiyaçlar , Kaynaklar

Abstract:
Throughout history, philosophers have searched for the answer of the question “What is happiness?” related to the characteristics of the social environment in which they live. The common opinion is that a scientific definition of happiness cannot be made since the idea of ‘the happiness changes according to person,place and time ‘ is enough reason for them
The aim of this study is to find out whether happiness can be defined independently from time ,place and people.
This study suggests a new approach to the phenomenon of happiness at the individual, group and community levels and deals with it by means of the analytical thinking technique from a multidisciplinary perspective and an overall development method. In the light of observation and past definitions, the findings have also been examined.
This study also reveals the reason why a scientific definition of happiness has not been made up to this day, because some concepts and definitions are not used correctly and some preliminary assumptions are wrong.
As a result, it has been suggested that happiness is defined as a valid happiness in terms of individual, group and society. This definition is not dependent on time and place and it covers all the happiness definitions made until today.
Keywords: Happiness, Needs, Resources

GİRİŞ

Mutlu bir yaşam sürmek, her bireyin arzusu ve hakkıdır. Toplumları yöneten veya yönetmeye talip olan politikacıların istisnasız hepsinin söyleminde “toplumun ve bireyin mutluluğu için çalışacağı” vaadi vardır ve de öyle olması gerekir. İnsanlığın başlangıcından bu yana, bireyler ve toplumlar, mutlu bir yaşam arayışının peşinde mutluluk nedir ve nasıl mutlu olunur sorularına cevap aramışlardır.

Kimine göre mutluluk, dingin bir ruh halidir. Bunun içinse erdemli (yüksek ahlaklı) olmak gerekir. “Mutlu olmak için yapılacak şey, ruh dinginliğine erişmektir. Ruh dinginliğine erişmek için de sarsıcı tutku ve duygulanımlardan kaçmak gerekir. Sokrates’e göre erdemli olmak, mutlu olmak demektir. Erdemlilik ise bilgiye dayanır. Çünkü doğru bilgi insanı iyi eyleme götürür. Bilgiden doğan iyi ise insanı mutlu yapar, ruha sağlık kazandırır. Platon da benzer düşüncededir.” (GÖKBERK, 1996, s. 40, s 50, s. 60)

Bazılarına göre ise mutluluk en yüksek hazza veya faydaya ulaşmaktır. “Duygucu mutluluk anlayışlarına sahip filozoflara göre insan bizzat mutluluğun kaynağıdır. Dolayısıyla insanın tattığı her haz ve elde ettiği her fayda mutluluğu oluşturur. Aristippos’a göre haz biricik iyi olandır, hayatın amacı da en yüksek hazza ulaşmaktır. Mutluluk ile hazzı özdeşleştiren Epikurus’a göre ise mutluluğun kaynağı maddi olan hazlarda değil, zihnin hazlarındadır. En yüksek olan haz en yoğun olan değil bütün yasam boyunca sürebilendir.” (AKARSU, 1997, s 21- 22 )

İçgüdüsel isteklerin engellenmeden doyurulmasını mutluluk olarak tanımlayan psikanaliste bir başka psikanalist karşı çıkar ve erdemli yaşamanın mutluluk için en temel şart olduğu söyler. “Freud’a göre mutlu ve sağlıklı bir ruha sahip olabilmek için tüm içgüdüsel isteklerin engellenmeden doyurulması gerekmektedir. Fromm, Freud’un görüsüne karsı çıkar. Ona göre bütün klinik gerçekler de göz önüne alınırsa tüm içgüdüsel isteklerin karşılanması, bırakın mutluluğun yolu olmasını deliliği bile önleyici olamamaktadır” der. (FROMM, 2003, s. 84)

Mutluluk kelimesinin karşılığına sözlüklerden baktığımızda “Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu. Genellikle insanların kendilerine en yüksek erek olarak koydukları değer. Bilinci dolduran tam bir doygunluk durumu. İstek ve eğilimlerin tam bir uyumu ve doygunluğu. Değerli şeylerin bolluğu içinde alınan nesnel durum.” diye çeşitli tanımlarla karşılaşmaktayız.

Mutluluk kavramına pratikte verilen anlam ise “Acı, keder ve ızdırabın yokluğu ve bunların yerine sevinç, neşe ve tatmin duygularının varlığıyla karakterize edilen durum; hayattan genel olarak memnun olma hali” iken, memnuniyet için de “İhtiyaçların ve isteklerin karşılanmasından doğan tatmin duygusudur.” denmektedir. (Yaşam Memnuniyeti Araştırması, 2010)

1- MUTLULUK KAVRAMININ BİLİMSEL TANIMI VAR MI?

Mutluluk nedir diye sorduğumuzda aldığımız cevaplar, genelde “bana göre…” veya “filancaya göre…” ifadeleriyle başlar. Kişinin içinde bulunduğu duruma, aldığı eğitime, sosyal ve kültürel seviyesine göre farklılık gösterir. Mesela bir tıp doktoruna sorduğumuzda “mutluluk serotonin ve endofrin hormonunun salgılanmasıdır.” diyebilir.

Gerçi herkesin söylediğinde doğruluk ve geçerlilik payı mevcuttur. Ancak tam ve tüm bunları kapsayıcı bir tanımlama maalesef yapılamamıştır.

Bu tespite gelen cevap da “Yapılamaz çünkü mutluluk göreceli – izafi – rölativ bir kavramdır” şeklinde olmaktadır. Yani kişiye coğrafyaya ve zamana göre mutluluk kavramı değişir” denmektedir.

Görüleceği gibi bırakınız bilimsel bir tanımlamayı, herkesin üzerinde mutabık kalacağı bir mutluluk tanımı bile bu güne kadar yapılamamıştır.

Mutluluğun bilimsel bir tanımı yapılmadan insanların mutluluğu için toplumu yönetenler, konusu insan olan bilim dallarının akademisyenleri, nasıl ve neye göre projeler üretebilecekler?

Bizzat kişiler, kendi mutlulukları için neler yapmaları gerekeceğini nasıl bilebilecekler?

Bilimsel tanımdan kastım, zamandan ve mekandan bağımsız bir tanımdır. Başka deyişle, binlerce yıl öncede geçerli veya binlerce yıl sonrada geçerli olacak, Ankara’da da geçerli, Tokyo’da da geçerli veya evrenin herhangi bir yerinde de geçerli olacak bir mutluluk tanımıdır.

Elbette ki bu tanımın, bu güne kadar yapılmış ve bir kısmına yukarıda değindiğimiz tanımları da kapsaması veya açıklayabilmesi gerekir.

Böyle bir tanım yapılması durumunda, insanların mutluluğu için yeni kuramlar ortaya çıkabilir, yeni toplumsal projeler hazırlanabilir, insanların mutsuzluğuna neden olan sorunlar ve yapılar bilimsel olarak tespit edilip mücadele edilebilinir.

2- İNSAN

İşe insan denen varlığı inceleyerek başlayalım.

a) Öncelikle fiziksel bir bedene sahibiz. Yani insanın fiziksel bir boyutu vardır.

b) Sürü halinde yaşarız Yani insanın sosyal bir boyutu vardır.

c) Duygulara sahibiz. Kızarız, seviniriz, üzülürüz. Yani insanın birde psikolojik boyutu vardır.

Özetle insan fizyolojik,psikolojik ve sosyal boyuta sahip bir varlıktır.

Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü (WHO), sağlıklı insanı, “Fiziksel, psikolojik, sosyal olarak tam iyi olma ve bu durumu sürdürülebilir olması” olarak tanımlamıştır.

Buradan hareketle insanın içinde yaşadığı koşulları da fizyolojik, psikolojik ve sosyal koşullar olarak sınıflandırabiliriz.

3- İHTİYAÇLAR

İnsanın bu üçlü yapısı ve içinde bulunduğu bu üçlü koşullar da, insan ihtiyaçlarını belirler.

Bu sebeple ihtiyaçları da,
a) Fiziksel ihtiyaçlar,
b) Psikolojik ihtiyaçlar,
c) Sosyal ihtiyaçlar,
olarak sınıflandırabiliriz.

Bu ihtiyaçların neler olduğunu da, aşağıdaki gruplandırma ile ele alabiliriz.
a) Beslenme ihtiyacı
b) Barınma ihtiyacı
c) Güvenlik ihtiyacı
ç) Tıbbi ihtiyaçlar
d) Cinsel ihtiyaçlar
e) Üretim ihtiyacı
f) Öğrenme ihtiyacı
g) Adalet ihtiyacı
h) Enerji ihtiyacı
ı) Ulaşım ihtiyacı
i) İletişim ihtiyacı
j) Eğlenme ihtiyacı
k) Dinlenme ihtiyacı
l) Kabul görme ihtiyacı
m) Sevgi ihtiyacı
n) Özgürlük ihtiyacı
o) Kimlik ihtiyacı

İhtiyaçlar, istek ve beklenti olarak tezahür eder. (ortaya çıkar, kendini gösterir) Bunda kişilerin aldıkları eğitim, aile ve sosyal çevre belirleyicidir.

Ulaşım ihtiyacını farklı araçlarla karşılayabiliriz. Örneğin bisiklet, araba, toplu taşıma araçları, uçak, gemi, tren vb. Hangi araçla ulaşım ihtiyacımızı karşılayacağımıza, içinde bulunduğumuz sosyal, fiziksel ve psikolojik koşullarımız belirler. İstek ve beklentilerimiz bu koşullarla şekillenip tezahür eder ( ortaya çıkar) . Yani Ulaşım ihtiyaçtır, araba istek ve beklentidir.

Günümüzde “Sosyal çevre” içinde değerlendireceğimiz moda, reklam ve medya sektörleri, tüm toplumu etkilemekte, istek ve beklentileri şekillendirebilmektedir.

İhtiyaçlar değil, istek ve beklentiler sınırsızdır.

İnsanın, sosyal boyutundan dolayı, mensubu olduğu gurubun (aile, arkadaş, meslek örgütü vb.) ve toplumun da ihtiyaçlarından kaynaklanan istek ve beklentileri de ayrıca önem arz etmektedir. Kişi, kimlik ihtiyacından dolayı, aidiyet duyduğu gurup ve toplumun da, istek ve beklentilerinin karşılanmasını ister.

4- KAYNAKLAR

İstek ve beklentiler kaynaklarca karşılanır.

Kaynakları 5 gurupta ele alabiliriz.

1. Kişisel Kaynaklar.

Sahip olduğumuz bedenimiz, bilgimiz ve şahsi eşyalarımız kişisel kaynaklarımızdır.

2. Gurupsal Kaynaklar.

Aidiyet duygusu ile bağlı olduğumuz, ailemizin, arkadaşlarımızın ve meslek örgütleri gibi gurupların sahip olduğu kaynaklardır.

3. Toplumsal Kaynaklar.

Aidiyet duygusu ile bağlı olduğumuz topluma ait olan kurum ve kuruluşların sahip olduğu kaynaklardır.

4. Küresel Kaynaklar.

İçinde bulunduğumuz yerkürenin sahip olduğu dağ, deniz, orman ve bunun gibi coğrafik kaynaklardır.

5. Evrensel Kaynaklar.

Başta Güneş olmak üzere evrenimizde mevcut olan kaynaklardır.

İhtiyaçlardan kaynaklanan kişisel, gurupsal ve toplumsal istek ve beklentilerimiz, bu 5 kaynak tarafından karşılanmaktadır.

5- SONUÇ

Psikoloji bilimi, mutluluğu da, korku, öfke, heyecan gibi bir duygu
durumu olarak ele alır. Bu doğru bir yaklaşımdır. Mutluluk da, korku, öfke, heyecan gibi yaşanır ve biter.

İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak, onları mutlu etmeğe yetmemektedir. Bunun yanı sıra istek ve beklentileri karşılanan insanların mutlu olduğu da bilinen bir gerçektir.

İstek ve beklentilerin de kaynaklarca karşılandığını da göz önüne alırsak, zamandan ve mekandan bağımsız, bu güne kadar yapılmış pek çok tanımı da kapsayacak veya izah edebilecek bir tanım yapmamız mümkün olabilmektedir.

Bu tanım şudur;

Mutluluk, ihtiyaçlardan kaynaklanan istek ve beklentilerin, kaynaklarca karşılandığında yaşanan duygusal bir durumdur.

Bu tanım kişisel mutluluğun yanı sıra gurupsal ve toplumsal mutluluğu da tanımlayabilmektedir.

Bu tanım doğrultusunda, mutlu olmak için bilinçli olmamız gerekir.

a) Kaynaklara karşı bilinçli olmak.

1- Var olan kaynakları korumak,
2- Var olan kaynakları geliştirmek.
3- Yeni kaynaklar bulmak.
4- Kaynakları akılcı (rasyonel) kullanmak.

b) İhtiyaçlara karşı bilinçli olmak.

1- İstek ve beklentilerimizi, kontrol altına almak.
2- Sosyal çevrenin (özellikle de medya, moda,reklam sektörünün)
istek ve beklentilerimizi şekillendirmesine izin vermemek.
3- İstek ve beklentilerimizi, kaynaklarımıza zarar vermeden
karşılamak.
4- Gurubun, toplumun, dünya ve evrenin kaynaklarını da istek ve
beklentilerimizin karşılanması için doğru kullanmayı bilmek.

İhtiyaçlarımıza ve kaynaklarımıza karşı bilinçli olmamız, bizim daha çok mutlu anlara sahip olmamızı sağlayacaktır.


MEHMET TURGAY KÜRÜM

 

KAYNAKÇA

AKARSU, B. (1997). Mutluluk Ahlakı. İstanbul: İnkılap Yayınevi.
FROMM, E. (2003). Sevme Sanatı. İstanbul: Doruk Yayımcılık.
GÖKBERK, M. (1996). Felsefe Tarihi, İstanbul: Remzi Kitapevi.
YAŞAM MEMNUNİYETİ ARAŞTIRMASI, 2010. TÜİK Bülteni Sayı:47 04 Mart 2011


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir