RUM ORTODOKS KİLİSESİ’NİN KIBRIS’TAKİ KARAR ALMA SÜREÇLERİNDEKİ ETKİSİ (3)

Megali İdea, Enosis ve Kilise

Eski Bizans, hatta İskender İmparatorluğu içindeki topraklarda, yani Yunanistan, Girit, Rodos, Kıbrıs ve Anadolu toprakları üzerinde başkenti İstanbul olması düşünülen Büyük Yunanistan’ı kurma ülküsü olarak kabul edilen ve yaşatılması ve nesilden nesile aktarılması görevini Rum Ortodoks Kilisesi ve Patrikhane’nin üstlendiği “Megali İdea” düşüncesini gerçekleştirmek adına kurulan “FilikiEterya (Dostluk Cemiyeti)” adlı örgüt, örgütlenme çalışmalarını Kıbrıs’a kadar uzattı ve başta kiliselerdeki papazlar olmak üzere, kiliselerin yoğun propagandasının etkisi altında bulunan Rumlar arasında geniş bir taban buldu.

1818 yılında, Mısır ve Kıbrıs’tan sorumlu FilikiEterya üyesi DemetriusHypatros, Kıbrıs Başpiskoposu Kiprianos’u örgüte kaydetmişti. Kiprianos, maddi olmasa da en azından moral yardımı yapacağına söz vermişti . 1821 Mora İsyanı, Rumların Kıbrıs’taki Enosis düşünceleri için de hareketlenmelerine neden oldu. Güçlenen Rum burjuvazisinin ve Ortodoks Kilisesi’nin önderliğindeki Yunan ulusçuluğu, 1821’deki Mora ayaklanmasıyla bir bağımsızlık mücadelesini başlattıktan sonra, bunun Kıbrıs’ta yankısız kalması mümkün olmayacaktı . Bu amaçla 19 Haziran 1821’de FilikiEterya liderlerinden Konstantin Kanaris Kıbrıs’a geldi ve Kıbrıs’ta da EtnikiEterya’nın bir şubesi kuruldu. Kıbrıs Başpiskoposu Kiprianos da Hypatros’a verdiği sözü yerine getirdi ve ayaklanma hazırlığına başladı. Hükümet karşıtı bu eylemlerin düzenlenmesinde başpiskopos, İngiltere, Fransa ve Rusya’dan da büyük ilgi ve destek gördü. “Dimitri” adlı bir Rum, yapılan ayaklanma hazırlıklarını Kıbrıs Valisi Küçük Mehmet (Mehmet Emin Paşa)’e bir mektupla ihbar etti . Bu ihbar sonucu isyan, henüz hazırlık aşamasında önlenmiş oldu. Vali, kiliseleri basarak isyan için depolanan silahlara ve saldırı aletlerine el koydu. Bazı kiliselerde ilaç sandıklarının içerisinde silahların gizlendiği, bir kilisenin ambarında da tamamen barut depolandığı tespit edildi. Bu arada Hacı PetrosVaskos adlı Rum tarafından Başpiskopos Kiprianos’a ve Mihail Kilikya adlı Rum’a yazılmış isyanla ilgili mektuplar da ele geçirildi. Sonuçta suçları kesinleşen asi önderlerinden Başpiskopos Kiprianos, Baf Piskoposu Hırisantos, Girne Piskoposu Laurentios, Kitium (Larnaka) Piskoposu Meletios’la isyanın diğer elebaşıları Padişahın buyruğu ile Saraya çağırıldılar ve Saraya gelir gelmez 9 Ağustos 1821’de idam edildiler .

Bu kapsamda sürgüne gönderilen papazların bir kısmı, 1821 sonlarında Roma’da toplanarak tarihte bilinen ilk “EnosisBildirisi”ni yayınladılar ve Hristiyan Krallarından Enosis’i gerçekleştirmek yönünde yardım isteminde bulundular . Bu olay, Avrupa’da Osmanlı Devleti aleyhine büyük tepkiler yarattı ve Kıbrıs’ta da aynı durum gözlendi. Rumlar intikam almak için Lefkoşa’daki Faneromani Kilisesi ’ne yüzü kapalı bir büst koydular. 1821 olayıyla başpiskopos ve piskoposların Ada’daki üstünlükleri bir süreliğine son buldu. Ancak, Kıbrıs, huzursuzluk kaynağı olan ve Ada’yı Yunanistan’a katmak isteyen başpiskopos ve piskoposlardan kolay kolay kurtulamayacak ve Mihail HıristodulosMuskos’un III. Makarios adıyla daha çok kanlı günler görecektir. Yine 1992’de Atina Başpiskoposu Serafim, 1954 yılında Baf kıyılarından Ada’ya sokulan silahların kendisi tarafından satın alındığını ve gönderildiğini açıklayacaktır .

1830 yılında Yunanistan’ın egemen bir güç olarak Osmanlı hükümetince tanınması, Kıbrıs Rumları’nın ve kilisenin Enosis yolundaki umutlarını tazeledi ve Ada’nın Yunanistan’a bağlanması için yeni girişimlerde bulunmalarını sağladı. Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanmasından sonra, 1833’de Osmanlı yönetimi, Kıbrıs’taki Hıristiyanlara Yunan uyruğuna geçme hakkı tanımıştı ve başta kilise olmak üzere Ada’nın güçlü Hıristiyan unsurları kendilerini, Osmanlı topraklarında büyüme amacından başka dış politika hedefi bulunmayan bir Yunanistan’la özdeşleştirmeye başlamışlardı .

Padişah II. Mahmut, uygulamaya koyduğu reformlar çerçevesinde Kıbrıs’ta da bazı yenilikler yaptı. Kıbrıs Başpiskoposu Banaredos’un temsilcileriyle yaptığı görüşme sonucunda, başpiskoposun isteği üzerine Ada’nın Vali ve askeri komutanların yıllık vergi tutarını düşürdü. Kişinin malına devletçe el konulması geleneğini kaldırdı. Tanzimat’ın 3 Kasım 1839 tarihinde ilanının ardından Lefkoşa’da valinin Başkanlığındaki Divan’da değişiklik yaparak, Türk üye sayısını dörde indirdi ve dört de gayrimüslim üye atanmasını sağladı. Bu dört yeni üye, Kıbrıs Başpiskoposu’yla Rum, Ermeni ve Maronit temsilcileriydi .

Buraya kadar anlattığımız Osmanlı yönetimi altında Rum Ortodoks Kilisesi, yalnızca Kıbrıs halkının temsilcisi niteliğini kazanmakla kalmamış, aynı zamanda, yukarıda da belirtildiği gibi Rum halktan serbestçe yardım toplayarak, ekonomik açıdan da Ada’nın en önemli merkezi durumuna gelmişti . Osmanlı yönetimince Rum Cemaatinin lideri, temsilcisi olan özerk bir dini kurum diye tanınan kilise, toplumsal ve ekonomik gücünü giderek artırdı . Böylece, 1878’de İngilizler Kıbrıs’ın yönetimini devraldıklarında, karşılarında, temsil yetkisiyle donatılmış, çok zenginleşmiş ve başına buyrukluğa alışmış bir kilisenin ve güçlenmeye başlamış bir Rum burjuvazisinin önderliğindeki Ortodoks Rum çoğunluk buldular . Ada’nın İngiliz yönetimine girmesinden sonra da İngilizlerin tüm çabalarına rağmen, kilisenin bu gücünü kıramadıkları açıklıkla görülecektir. Dolayısı ile kilisenin Kıbrıs politikalarındaki etkinliğinin günümüzde de halen devam edişinin nedenlerinin bugünlerde değil, tarihin o dönemlerinde aranması gerektiği de yadsınamaz bir gerçektir.

TURGAY BÜLENT GÖKTÜRK

1 “Yunan adası Kıbrıs’ta, kilisenin de Yunan kurtuluş savaşına katılması tabiidir. Ortaçağ’dan beri Kıbrıs’ta hakimiyet kilisenin elindedir. Cemaat başkanı ve sorumlusu başpiskopos idi. Kıbrıs Başpiskoposu ve rahipleri FilikiEterya’ya katılmışlardır.” Konstantin A. Vovolini, 1453-1933 Kurtuluş Savaşında Kilise, Atina, 1952, Cilt 1, s.122.; F. Kürşat, M. H. Altan, S. Egeli, Belgelerle Kıbrıs’ta Yunan Emperyalizmi, İstanbul, 1978, s.69-70.; Cemalettin Ünlü, Kıbrıs’ta Basın Olayı (1878-1981), Lefkoşa, 1976, s. 75.
2 Hill, IV, a.g.e., s.124.
3 Şükrü S. Gürel, Kıbrıs Tarihi 1878-1960, Kaynak Yay., Ankara, 1984, 1.cilt, s. 13.
4 İsmail Bozkurt, Kıbrıs Tarihine Bir Bakış, Ankara, 2001, s.10.
5 Hakeri, a.g.e., s. 276. Hill ve Maier ise, papazların Lefkoşa’da asıldıklarını yazmaktadır. (T.B.G.)
6 Bozkurt, a.g.e., s.11.
7 Bugün Ara Bölge’de Birleşmiş Milletler Barış Gücü kontrolünde bulunmaktadır. Ancak, ibadet için Rumların kullanımına verilmiştir (T.B.G.).
7 Hakeri, a.g.e., s. 276.
8 Gürel, a.g.e., s. 14.
9 Hakeri, a.g.e., s. 283.
10 Halil Fikret Alasya, “Osmanlı Hükümeti Tarafından Ortodoks Kilisesine Verilen İmtiyazlar”,Milletlerarası Birinci Kıbrıs Tetkikleri Kongresi (14-19 Nisan 1969) Türk Heyeti Tebliğleri, Ankara, s.131.
11 Michael A.Attalides, Cyprus-Nationalismand International Politics, Edinburg, 1979, s. 87.
12 Gürel, a.g.e., s. 14.



Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir