Karadeniz’deki mayınlar

Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle, geçen yılın mart ayında başlayan ve kâbus haline gelen Karadeniz’deki serbest halde yüzen demirli mayınlar; şu sıralar çok sık anılmasa da tehdit olma özelliğini sürdürüyor. Bu konuda dışarıdan gözlemlediğim hususları ve yorumumu paylaşmak istiyorum.

Yabancı açık kaynaklar, Karadeniz genelinde, son 1 yıl içerisinde tellerinden kopmuş ve su üstünde sürüklenen Rus menşeili takriben 40 adet demirli mayın zarfının imhasının yapıldığını iddia ediyorlar. Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Gürcistan kıyılarında tespit edilenlerin sayısı kısmen biliniyor.

4 mayın bulundu

Kısmen diyorum, çünkü bunların bazıları mayına benzer cisim olarak basında geçiyor ve yabancı ajanslar bunları da mayın olarak toplam sayıya katabiliyorlar. Ancak Ukrayna açıklarında ortaya çıkanlar, harp şartları nedeniyle, daha fazla teyide muhtaç bir durum içeriyor. Elbette ki resmi makamların elinde kesin bir sayı mevcuttur. Bu yılın başı itibarıyla, Trakya sahillerimizin açıklarında toplam 4 adet yüzen demirli mayının bulunup imha edildiği basında yer almıştı.

Savaşan taraflardan biri kendi kıyılarını savunmak amacıyla diğeri ise taarruzi maksatla bu mayınları dökmüş olabilir. Toplamda 420 adet mayın döküldüğü belirtilmişti. Aralarında dip mayını da olabilir. Ancak bizim sorunumuz; kuzeyde dökülen demirli mayınların bir kısmının tellerinden kopup Karadeniz’e açılmalarıyla oluşturdukları risk.

Önce kopan tellerden başlayalım. Demirli mayın zarfına bağlı tellerin kopması; bakımsızlıktan ve/veya mayın tarama/avlama harekâtı esnasında telin tarama/avlama teknikleriyle kesilmesi sonucu gerçekleşebilir. Teli kesilmiş olanların, harekât sonrası herhangi bir nedenden dolayı toplanamamış ya da imha edilememiş olması mayın zarflarının serbest kalmalarını sağlayabilir. Diğer bir opsiyon ise teli kesilmiş bir mayının manipülasyon maksatlı olarak hedef sahaya sürülmesi olabilir.

Meseleye bunları dökenler açısından baktığımızda; tehdidin ilk zamanlarında 1907 Lahey Sözleşmesine göre satha çıkan demirli mayınların kendini etkisiz hale getirmesi gerektiği tartışılıyordu.

Eski Rus mayınları

Evet, doğru. Ancak bunlar eski tip Rus mayınları ve böyle bir şeyin olmayabileceği yönündeki tahminlerim nitekim doğru çıktı. Resmi makamlar, incelenen mayınlarda böyle bir tertibatın olmadığını açıkladılar.

Diğer yandan, bırakın böyle bir mekanizmayı, kimi mayın zarflarında kontağı sağlayacak boynuzların üzerindeki metal kılıfların bile çıkarılmamış olduğu görüldü. Bunu Romenlerin tespit ettiği mayının fotoğraflarından anlıyoruz. Aceleyle döküldükleri çok belli.

Bir demirli mayının telinin kopup satha çıkmasıyla mayın kendisini nasıl etkisiz hale getirir?

Teknik ayrıntılara boğulmadan açıklayayım. Modern demirli mayınlarda, mayın zarfı içinde derinliğe göre basınç farklılığını algılayan ve algıladığında da sürülmüş fünyeyi geri çekebilen sistemler olabiliyor. Mayın satha çıktığında, fünye geride kalacağından, zarf bir gemiye çarpsa bile etkisi olmayacaktır. Diğer yandan, zarf satıhtayken, içindeki kimyasal bir maddenin erimesiyle ya da bir tehir saatinin çalışmasıyla devreye giren diğer bir mekanizma; zamana bağlı bir şekilde ikinci bir fünyeyi patlatabiliyor. Bunun amacı, zarfta delik açıp içeriye suyun dolması ve sistemin tamamen etkisizleştirilmesi.

Tabii bütün bunlar kitabi sözler. Garantisi var mı? Yok elbette. Olmadığını da gördük. Bu mekanizmalar yoksa ve mayın fark edilmezse batarya ömrüne bağlı olarak tehdit olmaya devam eder.

Eski ya da yeni tip fark etmez, sürüklenen demirli bir mayın görüldüğünde varsayımlarla hareket edilmez. Nitekim öyle de yapılıyor. Mayın harbi dalgıçlarımız işin gereğini mahallinde hallediyorlar.

Gece tespitleri zor

Karadeniz genelinde imha edilenlerin dışında tespit edilemeyen ya da kuzeydeki döküş sahalarından peyderpey kopup gelmesi muhtemel olası diğer mayınlar Karadeniz için nasıl bir risk oluşturuyor?

Demirli mayınlar, döküldükleri mevkilerde su altında bulunarak bir kanal ya da sahayı kirletmiş olsalardı harekât sonrasında ortaya çıkan mayın zarfı miktarına göre klasik hesaplamalarla bir risk yüzdesi elde edilebilirdi. Ancak ortada her yerde karşımıza çıkabilecek yüzen mayın zarfları var ve gece vakti tespitleri oldukça zor. O takdirde, kuzeyde mayınlarla kirletilmiş deniz sahaları olduğu sürece, değişken su üstü ortam şartları ile gece ve gündüz görünürlüğe bağlı olarak sürekli bir riskten bahsedebiliriz. Bu risk, savaş devam ettiği sürece var olacak.

Diğer yandan harekatın ve kıyıdaş ülkelerle yapılan koordinasyonun sürekliliği; sahillerimiz ve İstanbul Boğazı yaklaşma suları açısından, riskin minimum seviyede tutulmasını sağlamış görünüyor. Ancak riskin minimumda tutulması tehlikeyi ortadan kaldırmıyor. Sıkı durmaya devam edeceğiz.

Mayın Filomuz, tecrübeli ve köklü bir filodur. Denizde ve havada bu kapsamda mücadele veren tüm unsurlarımızın pruvalarının neta olmasını diliyorum. Selametle…

Alp Kırıkkanat

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir