İstihbarat gündemi

Gelecek olaylara dair öngörülerde bulunmak epey zorlaştı. Çok fazla bilgi var ve çevremizde ve dünyada çözümlenmesi zorlaşan istihbarat oyunları ise tüm hızıyla sürüyor. Bu kapsamda Rusya-Ukrayna savaşı, öncesinde beklenmeyen sonuçların görüldüğü farklı taktik ve stratejik bir istihbarat laboratuvarına dönüştü. Savaşa dair bir önceki değerlendirmemde; Rusya’nın başa çıkmakta zorlandığı iki sorunun olduğunu belirtmiştim. Birincisi: Ukrayna’ya sağlanan Batı desteği. İkincisi ise bazı yönlerden hazırlıksız olduğu görülen ordusu. Bu iki soruna da kısa sürede çözüm bulmasının zor olduğu ve politik hedefleriyle konvansiyonel askeri gücünün niteliği arasında bir tutarsızlık olduğunun açıkça görüldüğü kanaatimi paylaşmıştım.

Her ne kadar Rusya’nın Ukrayna genelinde verdiği hasar çok büyük olsa da harekât temposu, istihbarat, personel ve lojistik açıdan sahadaki koordinasyonda ve sonuç almada zorlanıyorlar.

Bu yazımda ise meselenin istihbarat tarafını biraz daha açmak istiyorum.

Bazı Batılı düşünce kuruluşları, bu yılın başlarında Rus istihbaratının sahada Rus ordusundan daha başarılı olduğu yönünde bazı değerlendirmelerde bulunuyorlardı. Bir bütün olarak istihbaratın diğerinden daha başarılı olduğu fikrine katılmıyorum. Rus servislerinin haber toplama ve bilgi ağı kurma yönünde usta olduklarını söylemek yanlış olmaz. Ancak burada istihbarat üretim sürecini tamamlayan en önemli unsur değerlendirme işlemidir. Bu kapsamda bir kısım sıkıntıları olduğu artık daha net bir şekilde görülmeye başlandı.

Genellikle Doğu Blokunun kapalı geleneğinden gelen yönetimlerin, istihbaratın idaresi, haber değerlendirme ve bilgi aktarım sistemlerinde aksamalar olması kaçınılmaz olabiliyor. Çünkü, karar vericilerin baştan aldığı yanlış ve hatta sorgulanamaz türdeki kararları; istihbarat üretim sistemi içinde birçok hatalara sebebiyet verebiliyor. Batı ülkelerinde de bunlara rastlanabiliyor. Bu kapsamdaki istihbarat isteklerinin yaratacağı yanlış sorular; kısmen haber toplama faaliyetlerinde ve özellikle değerlendirmelerde tereddütler yaratabilir. Bu anlamda bir sıkışma yaşanınca da ya da yaşanmışsa gerçeği göründüğünden farklı göstermek veya saklamak gibi akut boyutta sorunlar ortaya çıkabilir.

Nitekim bunun önüne geçebilmek için Rus dış istihbarat örgütünün; savaştan önce Rus yönetimine hazırlık için daha fazla zamana ihtiyaç olduğu ve harekatın ertelenmesi gerektiği yönünde uyarılar yaptığı fakat cevap alınamadığı mealinde, teyit gerektiren, bilgiler de açık kaynaklara yansıdı.

Rusların savaşın başından bu yana sahada taktik istihbarat başarıları olmuştur. Açık kaynaklarda, Rusların elektronik harp, espiyonaj ve haber ağları oluşturma hususlarında belirgin bir muvaffakiyete sahip oldukları yönünde örnekler veriliyor.

Ancak bütün bu taktik başarılar, öncesinde idarenin yanlış kararlarını veya politik kararları oluşturmaya yardımcı olan stratejik istihbarat değerlendirmelerindeki yanlışlarını karşılamıyor. Böyle olunca, Wagner meselesinde de görüldüğü üzere, prestij kayıplarına kadar varan sonuçlar ortaya çıkıyor.

Sahada casus ağı oluşturuyorsun ama sana müzahir olduğunu düşündüğün özel askeri şirketin başındaki adamı kontrol edemiyorsun. Bu çelişki; yönetim kısıtlarının ve hatalı isteklerin, istihbarat üretiminin her aşaması üzerinde yarattığı baskı ve çekincelerin bir neticesidir.

Üstelik içeride bu baskı ve çekinceleri görenlerin bunu terse çevirmek adına yapabileceği olası hamleler de Rus yönetiminin başına daha farklı sorunlar açabilir. Peki, bundan sonra ne olabilir?

Bu kadar arbededen sonra, kendi iç düzenlerini toparlamak adına, savaşı makul bir süre kontrollü bir vaziyette ve alçak tempoda yürütmek isteyebilirler. Çünkü zamana ihtiyaçları var. Fakat karşı taraf da buna fırsat vermek istemeyecektir. Nitekim Batı’nın sağlı sollu agresif nitelikli istihbarat hamleleri hızlanmaya başladı. Mayıs ayındaki Ivan Khurs isimli Rus istihbarat gemisine İstanbul Boğazının 43 mil açığında yapılan dron saldırıları; bu manada, Batı’nın Ruslara nefes aldırmayacağının güçlü bir emaresi sayılabilir. Gemiye bir şey olmadığı söylense de istihbarat üretim yapısına yönelik daha şiddetli saldırılar beklenebilir. Wagner olayı sonrası psikolojik üstünlük de karşı tarafta gözüküyor.

Netice itibarıyla, plansız istihbarat olmaz ya da değişik saiklerle planı aceleye getirip bilgi üretim faaliyeti ve buna bağlı istihbarat harekâtına kalkışılmaz. Böyle durumlarda sızma ve yönlendirmelere açık hale gelme olasılığı artar. Tabi bütün bunlar her ülke için geçerli. Rakiplerin de bu kapsamda önemli açıkları var.

Rusların bu durumu terse çevirebilmeleri şimdilik zor gibi gözükse de politik duruşlarındaki devamlılıklarına bağlı olarak sahada sürpriz yaratma potansiyellerini de göz ardı etmemek gerekiyor.

Alp Kırıkkanat

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir