Denizin huyuna gidilir

Yeryüzünde büyük emek ve çabalarla elde etmiş olduğu kazanımlarını, kolayca berhava eden başka bir ülke yoktur.

Maddi ve manevi kayıplı ardı ardına yaşanan olaylar, ülkemizi üçüncü dünya ülkesi konumuna sokuyor.

Kazalar konusunda da sicili oldukça kötü olan ülkemizde yaşanan her olay bu kadarı da olmaz dedirtircesine.

Ama çoklu ama bireysel ölüm ve yaralanmalı kazalar insanımızı derin bir üzüntüye boğarken ilgililerin bilgisiz, bilgililerin ilgisizliğine ne demeli?

Her olay sonrasında çaresizlik ve hamaset gözler önünde.

Mahcup olmak mı? Ara ki bulasın.

Ders çıkarmak mı? Hiç ama hiç mümkün olmuyor.

Hele ki; istifa müessesesi bu topraklara hiç uğramamış.

Özgürlüğün ve sonsuzluğun adeta bir simgesi olan denizlerimiz de geri kalacak değil ya!..

Son sekiz yılda 3 bin 223 deniz kazasında 677 ölü, 390 kayıp, kurtarılan kişi sayısı 24 bin 975.

Yakın zamanda 3 deniz kaza ve olayı daha.

Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesinde fırtınada Türk bayraklı KAFKAMETLER gemisi mendireğe çarparak battı.

Yine bir Türk bayraklı gemi BATUHAN A Marmara Denizi’nde kaynadı.

Soçi açıklarında balık avında bulunan EMİNOĞLULARI 4 isimli balıkçı teknesinde zehirlenme oldu.

Olayları bırakın açık denizlerde arama kurtarma sahalarımızda bile değil hemen burnumuzun dibinde.

İnsan hataları, doğal olaylar, teknik arızalar ve güvenlik önlemlerinin ihlali ve denizcilik kurallarına uymama kazaların tümünde mevcut.

Deniz kazalarının önlenmesi için güvenlik önlemlerinin güçlendirilmesi ve bu tür olaylar yaşanmadan gereğinin yapılması önemlidir.

Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO: International Maritime Organization)’nun yoğun çabalarına rağmen kazalar devam etmektedir.

Tanımlanabilir risk faktörlerini ele alacak önlemler alınmadığı sürece kazaların olma olasılığı ve olası etkileri daha da ivmelenecektir.

Gelecekte kazaları en aza indirmek için yüksek riskli alanlar öncelikli olarak kıymetlendirilmelidir.

Katkıda bulunan faktörler ve endişe duyulan alanlar, bu olayların deniz ortamı üzerindeki etkileriyle birlikte değerlendirilmediği sürece hikâyenin sonu hep acıklı olacaktır.

Çevresel etkinin şiddetli doğası, zayıf gemi işletimi ve denizcilik mevzuatının tam bilinmemesi meydana gelen kazaların ana nedenleridir.

Bayrak devletlerinin tutum ve davranışları, seyir güvenliği ve emniyeti ile uluslararası kural ve düzenlemelerin uygulanmasına ilişkin sorumlulukların yetersizlikleri de diğerleridir.

Veriler, bayrak devletlerinin düşük performansları yanı sıra temel uluslararası düzenlemelere uymadıklarını göstermektedir.

Kazalara güçlü bir şekilde katkıda bulunan başka kriterlerde var.

Yaşları oldukça yüksek, bakımı kötü yapılan ve işletilen gemilerin insan hayatına, gemi kaybına neden olma ve deniz ve kıyı ortamını etkileme olasılığı çok yüksektir.

20 yıldan daha eski gemilerin ticarete devam ettirilmesi için gemi sahiplerinin onları az sayıda saygın bayrak devletine kaydettirmesi başka olumsuzluklardandır.

Yaşlı, materyal yorgunu ve daha önce kaza geçirmiş gemiler yeterli titizliği göstermeyen klas kuruluşlarına yönlendirilmektedir.

Denizcilik sektörünün itibarını olumsuz yönde etkileyen çok sayıda bayrak devleti var.

Bayrak devletlerinin, kendi bayrağını taşıyan gemiler üzerinde etkin yetki ve kontrol uygulayıp uygulamadığına daha fazla odaklanması gerekir.

Kazaların yüzde 90 fazlası insan kaynaklıdır.

Hatalar zinciri insan hayatına mal olmasının yanı sıra maliyet, zaman kaybı, çevreye zarar verilmesini beraberinde getirmektedir.

Tabii ki; en önemlisi Gemi Adamlarının eğitimleri.

Her seviyede nitelikli gemi adamı yetiştirmenin alt yapısı oluşturulmalı ve eğitim kurumlarının denetlenmesinde açık kapı bırakılmamalıdır.

Akademik eğitim kurumlarında olduğu gibi Özel Denizcilik Eğitim kurumlarında da geçerli not alınacak şekilde sınavlar yapılması usul haline getirilmelidir.

Deniz kazalarını incelemek ve incelemelerin sonucunda kazaya sebep olan kök nedenleri bulmak amaçlanmalıdır.

1974 tarihli Denizde Can Emniyeti Uluslararası Sözleşmesi (SOLAS) Birinci Bölüm, 21 numaralı kuralı, “Kazalar” başlığı altında bayrak devletlerine deniz kazalarının incelenmesinde sorumluluklar yüklemektedir.

İleride olabilecek benzer kaza ve olayların önlenmesine katkı sağlayacak tavsiyelerde bulunan https://ulasimemniyeti.uab.gov.tr/deniz sitesinden akademik ve hizmet içi eğitimlerde yararlanılmalıdır.

Öğrencilerin staj durumu üzerinde durulması gereken belki de en önemli konudur.

Ne yazık ki; stajyerlere etkin ve verimli bir gemi ve yat ortamının sağlanamadığı ve nitelikli tatbiki eğitim verilemediği apaçık ortadadır.

Yetkili otorite inisiyatif kullanarak, haddizatında askeri gemiler dahil staj yapma imkânına öncülük etmelidir.

Son yıllarda gemi inşa sanayinde hatırı sayılır bir ilerleme söz konusudur.

Ticaret hacmimiz özellikle de Karadeniz-Akdeniz çanağında taşımacılığın Türk bayraklı gemiler ile yapılmasını dikte etmektedir.

Hal böyle olunca çevre denizlerimize ve ticaretimize uyumlu Türk tipi geminin tasarlanmasıyla deniz ticaret filomuzun yenilenmesi teşvik edilmelidir.

Son sözse; “Nitelikli denizciler, sektörün itici gücüdür.”

İsmet Hergünşen

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir