Bugün gerek dünyadaki gerekse Coğrafyamızdaki gelişmeleri tam olarak anlayabilmek için tarihi mutlaka bilmek ve bizleri bu sonuca getiren koşulları, olaylar dizinini çok iyi değerlendirmek gerekiyor. Özellikle son 35 yılda, sadece Orta Doğu’da değil Afrika ve Balkanlar da dahil geniş bir coğrafya adeta kesintisiz kan gölü ve yıkım. Dilimize çok kötü bir şekilde “Amaca giden her yol mübahtır.” diye çevrilmiş Prens’deki meşhur cümlesinde Macchiavelli aslında böyle demez. Cümlesi İtalyanca’da şu şekildedir; “İl fine giustifica i mezzi ” yani “Sonuç araçları yasallaştırır” ve/veya “Sonuç araçları haklı çıkartır”. Ne kadar kötü bir biçimde dilimize yerleşmiş bu cümle , değil mi ? Çok çeşitli kaynaklardan yararlanarak hazırladığım bu yazımda bir kac referans kaynağı vermem pek mümkün değil, doğrudan alıntıdan ziyade pek çok kaynaktan yararlanarak Kaddafi ve Libya’yı mercek altına aldığım bir analizdir bu makalenin bütünü ve hareket noktam da sonuçtan hareketle geriye yönelerek Macchiavelli’nin dediği gibi araçları değerlendirmek amacındayım çünkü o aynı araçlar bugünü de belirledi ve sadece Libya özelinde de değil, gerçekte Bölgenin dışında küresel olarak da.
Önce bir Kaddafi kimdi ve Libya’da ne oldu hatırlayalım ; Libya’nın Devrik Lideri Muammer Kaddafi 1977-2011 yılları arasında “Libya Sosyalist Halk Cemahiriyesi’nin “Kardeşçe Lideri ve Bir Eylül Büyük Devriminin Rehberi” unvanını kullanarak, resmî bir görevi olmadan toplam 42 yıl boyunca Libya’yı yönetti. Başlangıçta Arap Sosyalizmi’ni benimsemiş olan Kaddafi daha sonraki yıllarda “3.Evrensel Teori” adı altında Kapitalizm ve Marksizme alternatif , İslam, Sosyalizm ve Doğrudan Halk Demokrasisini harmanlayan bir yönetim şekli geliştirmiş, bu tezini “Yeşil Kitap” adı altında 110 sayfalık bir kitapta toplamış, bu kitap yine kendisinin kurduğu ve Anayasası olmayan ” Libya Sosyalist Halk Cemahiriyesi” nin “Resmî İdeolojisi olmuştur. Çok kısaca değinmek gerekirse ne diyor Yeşil Kitap ? Halk Demokrasisi ve Siyaset: Parlamenter sistemleri ve parti yönetimlerini reddeder. Kararların ve yönetimin doğrudan “Halk Kongreleri” ve “Halk Komiteleri” aracılığıyla tabandan yukarıya doğru işlemesi gerektiğini savunur. Ekonomi ve Sosyal Adalet: Üretim araçlarının mülkiyetine odaklanır. Ev, ulaşım ve temel gelir gibi ihtiyaçların üretimi yapan herkesin ortak hakkı olduğunu, özel mülkiyetin ve ücretli işçiliğin “Kölelik” anlamına gelebileceğini iddia eder.
Toplumsal Yapı: Aile, kabile ve milliyet kavramlarının toplumun temel taşı olduğunu vurgular. Kadın ve erkeğin biyolojik olarak farklı yaratılışta olduğunu ve toplumsal rollerinin buna göre şekillenmesi gerektiğini belirtir. Kuşkusuz “Yeşil Kitap” Atatürk’ün Nutkunun hiç bir biçimde yerini tutmasa da hiç de fena bir yönetim şekli sunmuyor Libya Halkına düşünecek olursak ve bu Kitapta ifade ettiği tüm düşüncelerini de taviz vermeksizin uyguladı.
Kaddafi 1969 yılında Ordu içinde, Batı destekli Senusi I. İdris Monarşisi’ni 1969 Darbesinde deviren devrimci bir grup kurmuştu. Bu şekilde İktidara gelen Kaddafi, Libya’yı önce ” Devrim Komutanlığı Konseyi” tarafından yönetilen bir Cumhuriyete dönüştürdü. Kararnameye göre Libya’nın İtalyan ve Yahudi nüfusunu sınır dışı etti ve Batılı askeri üsleri ülkeden çıkardı. İslamcı Modernist, Hukuk Sisteminin temeli olarak Şeriatı ve “İslami Sosyalizm”i tanıttı ancak Libya hiç bir zaman klasik algıda bir “İslam Devleti” kimliğine de bürünmedi. Örneğin Libya Kadınları her türlü özgürlüklerine ve her alanda “Fırsat Eşitliği” ne de sahiptiler ve ekonomik girdilerden de erkeklerle eşit pay alıyorlardı. Petrol Endüstrisini kamulaştırdı. Batı, ABD, İsrail karşıtı tavrı son derece netti. Buna istinaden ilk önce Libya Vatandaşı olan bütün Yahudi ve İtalyanları tüm mal ve mülklerine el koyarak sınır dışı etti. İngiliz, İtalyan ve ABD şirketlerini kapattı. Libya Müslüman Ülkeler içinde Yahudileri süren ilk ve tek ülkedir. Diğer Müslüman Ülkelerde yasayan Yahudilerin boşaltılması basta Mısır ve Irak olmak üzere İsrail Devleti’nin ve Mossad’ın gerçekleştirdiği ve Yahudileri hedef alan “Sahte Bayrak Operasyonları” sonucu bu Yahudileri, İsrail’e nüfus kazandırmak amacı ile , onlar için can güvenliği kaygısı yaratarak göçe zorlamaları neticesinde olmuş ve bu nüfus nakli Mossad tarafından gerçekleştirilmiştir. Irak Yahudilerinin İsrail’e göçü en çok belgelenmiş ve yaklaşık 130.000 Iraklı Yahudinin İsrail’e naklinin Mossad Operasyonu olduğu tüm açıklığı ile resmî olarak belgeleriyle kanıtlanmış en belirgin dosyadır.
Kaddafi’nin ilk iktidar döneminde Libya yaklaşık 6 milyonluk bir nüfusa sahipti. İktidarı döneminde bu nüfus devlet destekli çeşitli programlarla 10 milyona kadar çıktı ve halkın refah düzeyi de son derece arttı. Her Libya vatandaşının evinin mülkiyeti kendisine aitti. Evlenecek çiftlerin hesabına 250.000 dolar “Çeyiz Parası” nakden yatırılıyordu. Herkesin sağlık ve eğitim fonu vardı. Eğitim ve sağlık tamamen ücretsizdi ve her iki alanda da devlet kesintisiz yatırım yapıyordu. Kız ve erkek binlerce öğrenci son derece iyi Devlet Eğitim Burslarıyla dünyanın en iyi üniversitelerine gönderiliyor, her alanda nitelikli insan gücü kazandırılıyordu. Kamulaştırılmış petrol gelirinden elde edilen kar, eşit miktarda, her Libya vatandaşının doğrudan banka hesabına yatırılıyordu. Her ailenin bir aracı vardı ve benzinin galonu ( yaklaşık 3.78 litre) 0.60 ABD doları idi. Ülkede fakir yoktu. Pek çok Sosyal Program’ın da desteği ile Libya Halkı Kuzey Afrika’nın en yüksek yaşam standardına ve istikrarlı yönetimine sahip Halkı’ydı. Hani insanın “Size rahat mı battı ? ” diyesi geliyor. Peki 2011’de ne oldu ? Gerçekte halkı için kendi kulvarında son derece iyi bir yönetici olan Kaddafi’yi ABD, İsrail ve Avrupa neden “Turuncu Devrim” sürecinde dünyaya “Kötü, acımasız, zalim bir diktatör” olarak sundu ? Mesele acaba gerçekten insan hakları, bireysel özgürlükler, demokrasi miydi ? Eğer öyleyse sonuç neden bugün parçalanmış, bölünmüş, başta ekonomi olmak üzere dağılmış bir de değil iki ve hatta üç devlet var ortada ? Neden refah içinde yaşamış bir toplum yok olmak üzere ? Kaddafi’nin döneminde tam bir refah toplumu olan Libya’da neden bugün “Köle Pazarları” kuruluyor ? Kaddafi’nin hangi eylemi bu sonucu hazırladı ve başta ABD, Israil olmak üzere bütün Küresel Siyonist Finans Kapital’i ürküttü ve yok edilmesini gerektirdi ? Hiç bunları düşündük mü ?
Bugün tamamen Batı destekli bir “Sözde Devrim olan” Arap Baharının etkisiyle 15 Şubat 2011 tarihinde Bingazi şehrinde Kaddafi’ye karşı ilk protestolar başladı, 23 Ağustos 2011 tarihinde Trablus’un düşmesiyle Kaddafi rejimi yıkıldı. 20 Ekim 2011 tarihinde, Kaddafi Sirte’de, NATO destekli Ulusal Geçiş Konseyi askerleri tarafından yakalanarak feci bir şekilde linç edildi ve sonrasında vuruldu. Bu katliamın haksızlığı daha sonraki yıllarda pek çok Batılı Siyasetçi ve Devlet Adamı tarafından da kınanmıştır. Bu süreci hazırlayan gerçek gerekçe Kaddafi’nin “Altın Dinar Projesi”dir, Batı’nın sözde vaadi olan demokrasi, insan hakları vs değil. Kaddafi Afrika ve Arap Birliğine siyaseten çok önem veriyordu ve kendisi aynı zamanda “Afrika Birliği Başkanı” idi. Afrika’nın ve Orta Doğu’nun tüm yabancı unsurları saf dışı ederek kendi kaynaklarını kendisinin islemesini, zenginliklerin Afrika ve Orta Doğu Halkları lehine kullanması gerektiğini, bunun için de önce “Petro-Dolar” ve Euro egemenliğinden kurtulunması gerektiğini savunuyor ve tüm Afrika’da ve Orta Doğu’da kullanılacak altına dayalı bir “Altın Dinar Para Sistemi” ne geçilmesi önerisini getiriyordu. Kaddafi’nin Altın Dinarı , Amerikan Doları ve Euro’nun hakimiyetini kırmak, yerine doğrudan altınla desteklenen bağımsız bir para birimi ve ekonomik sistem getirmek amacıyla önerilen devrim niteliğindeki proje ve tasarıydı ve işte bu noktada Küresel Siyonist Finans Kapital’in doğrudan ayağına bastı. Bu proje çok tehlikeliydi ve Kaddafi’nin yok edilmesi artık kaçınılmazdı.
Altın Standardı: Kağıt paranın karşılıksız basılması yerine, dolaşımdaki para miktarının doğrudan sahip olunan fiziki altın rezerviyle ölçülmesi ve eşitlenmesi hedefleniyordu. Libya o yıllarda çok yüksek hacimli altın ve gümüş stoklarına sahipti.
Petrol Ticareti: Küresel Petrol ticaretinin ABD doları (Petrodolar) üzerinden yapılması sistemine meydan okunarak, petrolün altın destekli bu yeni dinar ile satılması amaçlanıyordu.
Afrika Birliği Vizyonu: Kaddafi, bu Projeyi sadece Libya için değil; tüm Afrika kıtası çapında tek ve bağımsız bir ortak para birimi olarak tasarlamıştı. Afrika ülkelerinin kendi yeraltı zenginliklerini ve kaynaklarını Batı Hegemonyası’ndan kurtararak ekonomik bağımsızlıklarını kazanmaları amaçlanıyordu. İşte Kaddafi’nin de Libya’nın da sonunu getiren gerçek neden budur ve önce Yabancı İstihbarat Teşkilatlarının desteği ile kışkırtılan Libya Halkın başlattığı isyan, servis edilen “Kötü, zalim diktatör” algısı ve sahte özgürlük ve demokrasi vaadi ile dünya kamuoyu nezdinde özellikle Fransa, İsrail ve ABD’nin girişimleriyle gündeme gelen Nato Müdahalesinin aklanmasıyla bir Finansal Proje, Bir Lider, bir Devlet ve bir Ülke yok edildi. ABD, İsrail, Avrupa hiç bir ülkeye demokrasi, barış, özgürlük getirmez, sadece Hegamonyasını devam ettirip hedefindeki tüm ülkeleri sömürür. Macchiavelli’nin dediği gibi ” Sonuç araçları doğrular ” !
Müge Ataman










