Denizde Yaşamın Yükü: Aday Uzakyol Vardiya Zabitlerinin/Mühendislerinin Gemideki Yaşam Koşulları ve Stres Algıları

Gemiler uzun kontrat süreleri, vardiyalı çalışma sistemi, yoğun operasyonal sorumluluklar ve aileden uzak yaşam gibi nedenlerle yüksek stres düzeyinin görüldüğü meslek alanlarından biri olarak kabul edilmektedir. Bildiği üzere denizcilik fakültelerinde öğrenim gören uzakyol zabiti/mühendisi adayları, staj dönemlerinde farklı gemi türlerinde görev alarak mesleğin zorluklarını ilk elden deneyimlemektedirler. Bu süreçte karşılaşılan çalışma koşulları, yaşam standartları ve sosyal çevre, öğrencilerin stres algılarını doğrudan etkileyebilmektedir. Bu nedenle uzakyol zabiti/mühendisi adaylarının gemide yaşadıkları deneyimlerin incelenmesi, hem denizcilik eğitimi hem de gemi insanı refahı açısından önem taşımaktadır. Bu alanda yapılan çalışmalar ışığında; Dokuz Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi (DEÜ-DF) Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği (DUİM) Lisans Programı kapsamında öğrencilerimiz Kerem UZUNÖZ, Fahrettin Berk AYDIN ve Bahadır BUDAK’ın danışmanlığımda hazırladığı diploma projesinin araştırma raporu özetlenerek yazılı metine dönüştürülmüştür.

Araştırmanın Künyesi

Bu çalışma, denizcilik fakültelerinde öğrenim gören son sınıf zabit/mühendis adaylarının gemideki yaşam koşullarına ilişkin algılarını ve algıladıkları stres düzeylerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öğrencilerin “fiziksel ortam”, “yaşam alanları”, “beslenme koşulları”, “iletişim imkânları”, “kültürel uyum” ve “algılanan stres” boyutlarına ilişkin değerlendirmeleri analiz edilmiştir. Araştırmanın hedef kitlesi; Türkiye’de lisans düzeyinde öğrenim gören mezun olma potansiyelindeki Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği (DUİM) ve Gemi Makineleri İşletme Mühendisliği (GMİM) bölümü 4. sınıf öğrencileri olarak belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmış ve araştırma kapsamında gemi staj deneyimine sahip toplam 201 zabit/mühendis adayından veri elde edilmiştir. Bu doğrultuda oluşturulan çevrimiçi anket formu, (5’li Likert ölçeğinde “Kesinlikle Katılmıyorum” yanıtı 1, “Kesinlikle Katılıyorum” yanıtı ise 5 olarak kodlanır.) ulaşılabilen okullara/öğrencilere gönderilmiş ve katılımcıların kişisel bilgilerinin gizliliği sağlanmıştır. Araştırmaya, Türkiye’nin farklı üniversitelerinde öğrenim gören toplam 201 [150’si (%74,6) erkek, 51’si (%25.4) kadın] uzakyol vardiya zabiti/mühendisi adayı katılmıştır. Katılımcılardan 165 kişi (%82,1) DUİM öğrencileriyken 36 kişi (%17,9) GMİM öğrencisidir. Katılımcılardan 86 kişi (%42.7) tanker, 31 kişi (%15.4) konteyner, 49 kişi (%24.2) dökme yük, 4 kişi (%1.9) yolcu, 18 kişi (%8.9) RoRo gemilerinde stajlarını yapmıştır. Ayrıca katılımcıların 135’i (%67.1) yabancı personelle çalışmıştır. Toplanan veriler SPSS 21 programı kullanılarak analiz edilmiş; güvenilirlik, normallik ve tanımlayıcı istatistik analizleri uygulanmıştır.

Araştırma Bulguları-1: Fiziksel Ortam ve Yaşam Koşulları

Araştırma sonuçlarına göre öğrenciler gemilerdeki fiziksel ortam koşullarını genel olarak orta ve orta üzeri düzeyde değerlendirmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde, katılımcıların en yüksek ortalamayı A7; ‘Kamaraların ve yaşam alanları yeterince aydınlatılmıştı.’ ifadesine verdiği görülmektedir (Ort. = 3,8955). Bu durum, öğrencilerin ilgili ifadeye daha yüksek düzeyde katılım gösterdiğini ortaya koymaktadır. En düşük ortalamanın ise A6; ‘Gemi bakım işleri sırasında oluşan gürültü seviyesi normaldi.’ ifadesinde olduğu belirlenmiştir (Ort. = 3,1493). B1; ‘Kamaraların ve yaşam alanları temiz ve bakımlıydı.’ ifadesine verdiği görülmektedir (Ort. = 3,5522). Bu durum, öğrencilerin ilgili ifadeye daha yüksek düzeyde katılım gösterdiğini ortaya koymaktadır. En düşük ortalamanın ise B2; ‘Kamaraların ve yaşam alanları iyi düzenlenmişti/dekore edilmişti.’ ifadesinde olduğu belirlenmiştir (Ort. = 3,2836). Özellikle yaşam alanlarının aydınlatılması konusunda yüksek memnuniyet görülürken, bakım faaliyetleri sırasında oluşan gürültü seviyeleri daha olumsuz değerlendirilmiştir. Ayrıca yaşam alanlarının temizliği ve bakımlı olması öğrencilerin olumlu görüş bildirdiği konular arasında yer almaktadır. Bulgular, gemideki fiziksel çevre koşullarının öğrencilerin genel memnuniyet düzeyleri üzerinde çok etkili olduğunu göstermektedir.

Araştırma Bulguları-2: Beslenme ve Sağlıklı Yaşam Algıları

Katılımcılar gemilerde sunulan içme suyu kalitesini ve beslenme koşullarını genel olarak olumlu değerlendirmiştir. Araştırma kapsamında beslenme/sağlık boyutuna ilişkin dağılım değerleri incelendiğinde, değişkenlerin ortalama değerlerinin 3,40 ile 3,89 arasında değiştiği görülmektedir. En yüksek ortalama değerin C4; ‘Gemide sağlanan içme suyu yeterli ve kaliteliydi.’ değişkenine ait olduğu (Ort.=3,8905), en düşük ortalama değerin ise C3; ‘Gemide sunulan içecek çeşitliliği yeterliydi.’ değişkeninde olduğu (Ort.=3,4080) tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde, katılımcıların en yüksek ortalamayı Özellikle içme suyunun yeterli ve kaliteli olması en yüksek ortalama değere sahip bulgulardan biri olmuştur. Buna karşılık içecek çeşitliliği konusunda memnuniyet düzeyinin nispeten daha düşük olduğu görülmüştür. Sonuçlar, beslenme ve sağlıklı yaşam koşullarının öğrencilerin yaşam kalitesine olumlu katkı sağladığını göstermektedir.

Araştırma Bulguları-3: İletişim İmkânları ve Sosyal İzolasyon

Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri iletişim boyutunda ortaya çıkmıştır. Araştırma kapsamında iletişim boyutuna ilişkin dağılım değerleri incelendiğinde, değişkenlerin ortalama değerlerinin 2,4826 ile 3,0547 arasında değiştiği görülmektedir. En yüksek ortalama değerin D1; ‘Gemide çalışırken internete sık sık erişebildim.’ değişkenine ait olduğu (Ort.=3,0547), en düşük ortalama değerin ise D3; ‘Gemide televizyon/uydu bağlantısına sık sık erişebildim.’ değişkeninde olduğu (Ort.=2,4826) tespit edilmiştir. Katılımcılar internet erişimi konusunda orta düzeyde memnuniyet bildirirken, televizyon ve uydu bağlantılarına erişim konusunda daha düşük değerlendirmelerde bulunmuştur. Bulgular, aile ve sosyal çevre ile iletişim kurabilmenin öğrencilerin psikolojik durumları açısından çok önemli olduğunu göstermektedir. Özellikle uzun süre denizde kalan öğrenciler için iletişim imkanlarının refah düzeyini etkileyen önemli bir unsur olduğu anlaşılmaktadır.

Araştırma Bulguları-4: Kültürel Uyum ve Sosyal İlişkiler

Araştırmaya katılan zabit/mühendis adayları, farklı kültürlerden ve milliyetlerden gelen personellerle çalışmaya genel olarak olumlu yaklaşmıştır. Araştırma kapsamında kültürel uyum boyutuna ilişkin dağılım değerleri incelendiğinde, değişkenlerin ortalama değerlerinin 3,6866 ile 4,0348 arasında değiştiği görülmektedir. En yüksek ortalama değerin E1; ‘Gemide farklı dini inançlara sahip kişilerle çalışırken kendimi rahat hissettim.’ değişkenine ait olduğu (Ort.=4,0348), en düşük ortalama değerin ise E3; ‘Farklı kültürlerden gemi adamlarıyla iletişim kurarken jest ve mimikleri anlamakta zorlanmadım.’ değişkeninde olduğu (Ort.=3,6866) tespit edilmiştir. Çok uluslu mürettebat yapısının günümüz denizcilik sektöründe yaygın olması nedeniyle öğrencilerin kültürel uyum konusunda olumlu tutum sergilemeleri önemli bir bulgu olarak değerlendirilmektedir. Bu durum, iletişim becerilerinin ve kültürel farkındalığın denizcilik mesleğinde giderek daha önemli hale geldiğini göstermektedir.

Araştırma Bulguları-5: Stres Düzeyi ve Gemi Türlerinin Etkisi

Araştırma kapsamında stres boyutuna ilişkin dağılım değerleri incelendiğinde, değişkenlerin ortalama değerlerinin 3,2985 ile 3,7114 arasında değiştiği görülmektedir. En yüksek ortalama değerin S5; ‘Uyku düzenimin bozulması stresimi artırdı.’ değişkenine ait olduğu (Ort.=3,7114), en düşük ortalama değerin ise S7; ‘Gemideki sosyal ortam stres düzeyimi etkiledi.’ ve S8; ‘Genel olarak gemideki çalışma ve yaşam koşullarından memnundum.’ değişkenlerinde olduğu (Ort.=3,2985) tespit edilmiştir. Araştırmanın en önemli bulgularından biri, öğrencilerin stres düzeylerinin özellikle uyku düzeninin bozulması, iş yükü, vardiya sistemi ve aileden uzak kalma gibi faktörlerden etkilenmesidir. Ayrıca farklı gemi türlerinin öğrenciler üzerinde farklı düzeylerde psikolojik baskı oluşturduğu belirlenmiştir. Tanker gemilerinde emniyet baskısı ve operasyonel disiplin ön plana çıkarken, konteyner gemilerinde operasyon yoğunluğu ve zaman baskısının daha fazla hissedildiği görülmüştür. Bu sonuçlar, gemi türünün stres algısı üzerinde etkili olabileceğini göstermektedir.

SONUÇ OLARAK…

Bu araştırma, uzakyol vardiya zabiti/mühendisi adaylarının gemideki yaşam koşullarına ilişkin algılarının yalnızca fiziksel çevreyle sınırlı olmadığını; çalışma düzeni, sosyal yaşam, iletişim olanakları, kültürel etkileşim ve psikolojik faktörlerin bütüncül etkisi altında şekillendiğini ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular, denizcilik mesleğinin teknik yeterlilik kadar insan faktörüne dayalı bir meslek olduğunu bir kez daha göstermektedir. Araştırmada özellikle vardiya sistemi, yoğun iş yükü, uyku düzeninin bozulması ve aileden uzak kalma gibi unsurların öğrencilerin algıladıkları stres düzeylerini artırdığı belirlenmiştir. Bu durum, denizcilik sektöründe sıklıkla dile getirilen “insan hatası” kavramının arka planında çoğu zaman çalışma ve yaşam koşullarının bulunduğunu düşündürmektedir. Nitekim fiziksel ve psikolojik olarak yıpranan bir gemi insanının emniyetli operasyon yürütme kapasitesinin de olumsuz etkilenebileceği açıktır.

Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de iletişim olanaklarının gemi insanlarının refahı üzerindeki belirleyici rolüdür. Günümüzde internet erişimi artık bir ayrıcalık değil, gemi insanlarının psikolojik dayanıklılığını destekleyen temel bir ihtiyaç olarak değerlendirilmelidir. Aileleriyle ve sosyal çevreleriyle düzenli iletişim kurabilen gemi insanlarının yalnızlık hissini daha az yaşadığı ve stresle daha etkili mücadele edebildiği görülmektedir. Bu nedenle armatörlerin ve işletmecilerin iletişim altyapılarına yapacakları yatırımlar, yalnızca personel memnuniyetini değil, aynı zamanda operasyonel emniyeti ve personel bağlılığını da güçlendirecektir. Diğer yandan araştırma bulguları, çok uluslu mürettebat yapısının öğrenciler tarafından genel olarak olumlu karşılandığını göstermektedir. Farklı kültürlerden gelen gemi insanlarının ortak mesleki hedefler doğrultusunda uyum içerisinde çalışabilmeleri, denizcilik sektörünün evrensel yapısının önemli bir göstergesidir. Bu sonuç, kültürel farklılıkların bir risk unsurundan ziyade doğru yönetildiğinde bir zenginlik ve öğrenme fırsatı olarak değerlendirilebileceğini ortaya koymaktadır.

Araştırmanın bir diğer önemli çıktısı ise staj döneminin mesleki gelişim kadar psikolojik uyum açısından da kritik bir süreç olduğunu göstermesidir. Bu nedenle denizcilik eğitim kurumları ile sektör temsilcilerinin iş birliği içerisinde hareket ederek stajyerlere yönelik mentörlük uygulamalarını yaygınlaştırmaları, gemilerde usta-çırak ilişkisinin güçlendirilmesi ve genç denizcilerin mesleğe adaptasyon süreçlerinin desteklenmesi büyük önem taşımaktadır. Kendisini ekibin bir parçası olarak hisseden ve rehberlik desteği alan öğrencilerin gemideki stres algılarının daha düşük olduğu değerlendirilmektedir.

Sonuç olarak, gemiler yalnızca yük ve yolcu taşıyan teknik sistemler değil, aynı zamanda insanların aylar boyunca yaşadığı, çalıştığı ve sosyal ilişkiler kurduğu yaşam alanlarıdır. Denizcilik sektörünün sürdürülebilir başarısı; gemilerin teknik donanımından önce, bu gemilerde görev yapan insanların refahına, psikolojik dayanıklılığına ve yaşam kalitesine verilen önemle doğrudan ilişkilidir. Bugünün zabit/mühendis adayları, yarının kaptanları ve başmühendisleri olacaktır. Bu nedenle onların gemideki yaşam koşullarına ilişkin algılarını anlamak ve stres kaynaklarını azaltmaya yönelik adımlar atmak, yalnızca bireysel refah açısından değil, deniz emniyetinin ve sektörün geleceğinin güçlendirilmesi açısından da stratejik bir gerekliliktir.

Doç. Dr. Kpt. Barış Kuleyin

Dokuz Eylül Üniversitesi

Denizcilik Fakültesi

Öğretim Üyesi

7DENIZ – Haber Linki İçin Tıklayın !
DemirHindi
25 Haziran 2026 – 15:16