MÜNHASIR EKONOMİK BÖLGE, İRLANDA BALIKÇILARI VE RUS DONANMASI

İrlanda’nın en güney ucundaki Castletownbere merkezli Güney ve Batı İrlanda Balık Üreticileri Derneği Dublin’deki Rus Büyükelçiliğine bir hafta önce yazdıkları dilekçeye 30 Ocak 2022 günü olumlu bir cevap aldılar.

RUSYA VE İRLANDALI BALIKÇILARIN ETKİLEŞİMİ

Rusya, şubat başında açık denizde seyir ve uçuş serbestisi hakkını kullanarak, İrlanda kıyılarından 150 mil uzakta, (MEB) Münhasır Ekonomik Bölge içinde atışlı (top ve roket) deniz tatbikatı yapacağını NAVTEX ile duyurmuş, İrlandalı balıkçılar da bölgedeki canlı kaynaklara zarar vereceğini belirterek, tatbikatın 100 mil daha güneye kaydırılmasını Rus Büyükelçiliğinden dilekçe ile talep etmişlerdi. Bu talep Büyükelçi tarafından Rus Savunma Bakanlığına iletilmiş ve olumlu cevap alınmıştı. Bu gelişmeyi başta Amerikan ve İngiliz medyası Rusların büyük geri adımı olarak propaganda malzemesine çevirdi. Bu arada İrlanda’nın NATO üyesi olmadığını hatırlatalım.

ÇEVRE ODAKLI DEVLET UYGULAMASI

Aslında İrlandalı balıkçılar farkında olmadan ABD ve İngiltere gibi geleneksel denizci ve emperyalist devletlerin donanma ve ganbot diplomasi uygulamalarına menfi tesiri olacak bir devlet uygulamasını hayata geçirdiler. Unutulmamalıdır ki, denizdeki emperyalizm karasularının dışında her alanda ateşli silahlar dahil her türlü tatbikat ve manevrayı icra etmek ister. Rusya’nın pek nadir olarak Atlantik Okyanusunda AB üyesi bir ülkenin MEB’inde icra ettiği tatbikatın kıyı devletinin balıkçı derneğinin isteği üzerine güneye kaydırılması, gelecekte ABD ve İngiltere gibi hegemonya temsilcilerinin zayıf ülke MEB’inde icra edeceği tatbikatlara çevre endişeleri ile itiraz veya değişiklik yolunu açacağını söyleyebiliriz.

MEB’DE TATBİKATLAR KISITLANABİLİR Mİ?

Yaşanan bu olay 1994 yılında yürürlüğe giren 1982 tarihli BM Deniz Hukuku Sözleşmesi (BMDHS) ile deniz hukuku kodifikasyonuna ilk kez giren MEB içinde kıyı devleti dışındaki devletler fiili silah atışları dahil olmak üzere askeri tatbikat ve manevralar icra edebilir mi? sorusunu gündeme tekrar getirdi. Sözleşmenin 58(1) maddesine göre bu soruya seyir ve uçuş serbestisi kapsamında kısaca evet cevabı verilebilir. Zira BMDHS, MEB içinde diğer devletlere seyir ve uçuş serbestisi ile kablo ve boru hattı döşeme hakları veriyor. Ancak bu hakların (mare liberum) ve (mare clausum) yani hakların tamamen serbest olduğu açık deniz ve hakların kısıtlandığı kapalı deniz yaklaşımlarının hangisine yakın olacağı tartışılmaya devam eden bir konu. Seyir veya uçuş serbestisi büyük çaplı bir deniz ve hava tatbikatı yapmaya izin verir mi? Bu konuda denizci devletler mare liberum’u, zayıf korumacı kıyı devletleri ise bu hakları kısıtlayan mare clausum’u tercih ediyor. Diğer yandan Sözleşmenin 58(3) maddesine göre devletler, diğer devletin MEB’i içinde Sözleşme kapsamındaki haklarını kullanırken ve görevlerini yerine getirirken, kıyı devletinin hak ve görevlerini göz önünde bulunduracak ve kıyı devletinin Sözleşme hükümlerine göre kabul ettiği kanun ve yönetmeliklere uyacaktır. Benzer şekilde 300. Maddede de iyi niyet ve hakkın kötüye kullanılmaması vurgulanırken 301. Maddede toprak bütünlüğü ve siyasi bağımsızlığa saygı ile tehdit ve kuvvet kullanılmasına başvurmaktan kaçınma konu edilmektedir. Sözleşmenin 88. Maddesi de ayrıca şunu söylemektedir: ‘’Açık deniz alanları barışçıl maksatlar için kullanılacaktır’’. Bu maddenin açık denizlerden farklı hukuki rejime sahip MEB için geçerli olduğu da 58(2) maddesinde açıkça belirtilmiştir. Buradan özetle şu soru çıkarılabilir: ‘’Kıyı devleti MEB içinde başka devletlerin yapacağı askeri faaliyetleri kendi güvenliğine tehdit görebileceği gibi, korumakla sorumlu ve kullanmakla yetkili olduğu deniz çevresi ve kaynaklarına da tehdit olarak görebilir. Bu nedenle büyük çaplı ve ateşli silahların kullanılacağı tatbikatlar için kıyı devleti kendisinden izin alınmasını talep edebilir mi? ‘’

KORUMACI DEVLETLER KISITLAMA İSTİYOR

Genelde MEB’in diğer ülkeler tarafından askeri maksatlarla kullanımı 1982 BMDHS’in gerek hazırlık gerekse konferans sürecinin en karmaşık sorunu olmuştur. Bu kapsamda Brezilya, 10 Aralık 1982’de Sözleşmeyi imzaladığında, bir açıklama yayınladı: ‘’Brezilya Hükümeti, Sözleşme hükümlerinin diğer devletlere (MEB) münhasır ekonomik bölgede askeri tatbikatlar veya manevralar, özellikle de kıyı devletinin rızası olmaksızın silah veya patlayıcı kullanımını kapsayan askeri tatbikatlar veya manevralar yapma yetkisi vermediğini anlar.’’ Bu açıklamayı Brezilya Devletinin Güney Amerika kıtasının en büyük gücü olarak gelecekte ABD Donanmasını kıyılarından uzak tutmak amacıyla yaptığı açıktır. Bu arada not edelim, 1984 yılında yapılan bir deniz hukuku konferansında ABD yetkilisi Brezilya bildirgesini “açıkçası rezil” olarak kınamıştı. 1996 yılında Hollanda da yaptığı bir açıklama ile MEB içinde diğer devletlerin askeri faaliyetlerinin yasaklanamayacağını beyan etmişti. BMDHS, imzacı devletlere çekince (rezervasyon) koyma yetkisi vermez. Türkiye sırf bu nedenle karasularını 12 mile kadar genişletmeye olanak veren 3. Maddeye karşı sürekli ısrarcı (persistent objector) konumda olarak sözleşmeyi imzalamamıştır. Diğer yandan 310. Madde imzacı devlete kendi kanunları ile sözleşme hükümleri arasındaki ilişkiyi açıklayıcı, sözleşme hükümlerini dışlama veya değiştirme gücü olmayan beyanlarda bulunmaya izin verir. Brezilya işte bunu yapmıştır. Onun ardından Cape Verde, Hindistan, Malezya, Pakistan ve Uruguay da benzer beyanlarda bulunmuştur. Buna karşılık Almanya ve İtalya bu görüşe şiddetle karşı çıkan beyanlarda bulundular.

SÖZLEŞME YORUMA AÇIK

Sözleşmenin hiçbir yerinde bir başka devletin, kıyı devletinin münhasır ekonomik bölgesinde askeri faaliyetlerde bulunup bulunamayacağı açıkça belirtilmemiştir. Genel yorum, bulunabileceği şeklindedir. Ancak pek çok ülke sözleşmeyi sonuçlandırabilmek için müzakereler sırasında stratejik fedakarlıklar yaptıklarını söyleyerek, diğer ülkelerin kendi kıyılarına yakın bölgelerde askeri faaliyetlerinden rahatsız olduklarını da beyan ederek, sonunda imza atsalar da çelişkili kalmışlardı. Peru, Brezilya, Arnavutluk, Kamboçya, Kuzey Kore, Kosta Rika, Ekvator, El Salvador, Pakistan, Filipinler, Portekiz, Senegal, Somali ve Uruguay gibi ülkeler müzakereler sırasında, bu tür faaliyetlerin kıyı yerleşimlerine ve deniz kaynaklarına yönelik tehditleri nedeniyle, MEB içi askeri faaliyetlere şiddetle karşı çıktılar. Özellikle silah kullanımı, uçakların iniş ve kalkışları, casusluk, kıyı iletişimine müdahale ve kıyı topluluklarına yönelik propaganda içeren askeri faaliyetlere odaklandılar. Hatta Çin, bir adım ileriye giderek “Geçmişte bilimsel araştırma özgürlüğünün casusluk anlamına geldiğini” beyan ederek, MEB’de hangi faaliyetlerin meşru bilimsel araştırma olarak kabul edileceğine dair açıklama talebinde bulunmuştu. 2009 Mart’ında beş Çin savaş gemisi Hainan Adasının 75 mil güneyinde oşinografik araştırma yapan Amerikan gemisi USNS Impeccable’ın faaliyetlerini önleyerek sahadan çıkarmıştı. Gemi ertesi günlerde yanına Amerikan savaş gemisi alarak geri dönmüş ve iki ülke arasında gerginlik aniden artmıştı. UNCLOS müzakerelerinde MEB’in askeri kullanımına yönelik en oksimoron açıklama ABD’den gelmişti: ‘’Açık deniz ve MEB’deki askeri faaliyetler, hukuki meşru müdafaaya hazırlanmak için tehdit edici olmayan bir şekilde yürütülüyorsa “barışçıl amaç” ile tutarlıdır.’’ Kıyı devletinin MEB’i içinde tatbikat yapan bir başka ülkenin hukuki meşru müdafaasından bahsetmek nasıl barışçıl amaç oluyor, anlamak kolay değil! Görüldüğü üzere MEB içindeki askeri faaliyetler BMDHS’de yoruma açık alanlar bırakmaktadır. Bazı yorumcular, gelecekte birçok devletin MEB’in askeri kullanımlarını kısıtlamaya meyilli olacağı hissini taşımaktadır.

KAYNAKLAR VE ÇEVRENİN KORUNMASI

Diğer yandan MEB adından da anlaşılacağı üzere deniz kaynaklarını koruma ve kullanma konusunda kıyı devletine egemenlik veren bir alandır. MEB içinde ulaşım ihtiyaçlarına yönelik seyir serbestisi asla sınırlanamaz. Ancak askeri amaçlı kullanım, kaynakların korunma ve kullanımına zarar verecek şekil ve boyutta ise MEB’in var oluş nedeni ile zaten çelişir. Kısacası kıyı devleti MEB içinde gerek kaynaklarına gerekse güvenliğine tehdit teşkil edecek askeri uygulamalara itiraz edebilecek argümanlara sahiptir.

DEVLET UYGULAMALARI

Uluslararası hukukun ilkeleri, çok taraflı anlaşmalar ile teamüle dönüşen davranışlardan ortaya çıkar. Davranışlar uluslararası konsensüs sağlayan sorumlu devlet uygulamalarıyla güçlenir. Bir antlaşma metni belirli konuları belirsiz veya çözümsüz bırakıyorsa, işte o zaman devlet uygulamaları, antlaşma hükümlerinin doğru yorumlanmasını belirlemede temel teşkil eder.

Tarih boyunca pek çok kıyı devleti karasuları dışında diğer ülkelerin faaliyetlerini kısıtlayıcı devlet uygulamalarında bulunmuşlardır. Pek çok örnek vardır. İkinci Dünya Savaşı başında 21 tarafsız Amerika ülkesi Panama Bildirgesi ile kıyılarının 300 mili içinde savaşanların askeri faaliyetlerini yasaklamışlardır. 1956 yazında Çin, kıyılarının 30 mil açığındaki Amerikan keşif uçağını güvenliğine tehdit oluşturduğu gerekçesiyle düşürmüştür. Fransa 1950’lerde Cezayir Savaşı sırasında Akdeniz’de harp kaçağı malzeme taşıyor diye birçok ticaret gemisine açık denizde meşru müdafaa gerekçesi ile el koymuştur. 1968 yılında Kuzey Kore, Amerikan İstihbarat gemisi USS Pueblo’ya karasuları dışında casusluk faaliyetleri nedeniyle el koymuştur. (Halen Kuzey Kore Pyongynag’da müze gemidir.) Libya 1973 yılında Sidra Körfezini tarihi körfez olarak niteleyerek yabancı askeri faaliyetleri yasaklamış, ancak 1986 yılında ABD savaş gemileri bu kararı tanımayarak, kendilerine ateş açan Libya savaş gemilerini batırmıştır. 1982 yılında İngiltere, Falkland Savaşında ada etrafında 200 millik münhasır askeri bölge (Military Exclusion Zone) ilan etmiş, sahaya giren veya yaklaşan gemileri ikaz etmeden batırmıştır. 2001 yılında Çin, MEB içinde keşif uçağı yapan Amerikan askeri uçağına müdahale etmiş, EP3 inişe zorlanmış, Çin tarafından ABD’ye, MEB üzeri uçuşların devlet güvenliğine aykırı olmayacağı yönünde nota verilmiştir. Böylece ilk kez MEB üzeri uçuşlar ile açık deniz üzeri uçuşlar arasındaki fark ortaya konulmuştur.

KISITLAMA YANLISI DEVLETLER ARTACAK

Buradan şu sonucu çıkarabiliriz. BMDHS, MEB içinde askeri faaliyetlerin icrası konusunda net değildir. Günümüzde pek çok ülke MEB içindeki bu tip faaliyetleri kısıtlamaya yönelik davranış sergilemeye meyillidir. Başka ülkelerin MEB’i içinde tatbikat yapmak ve ganbot diplomasi aracı olarak varlık göstermek doğal olarak güçlü donanmaların her zaman arayacağı bir yöntemdir. Ancak söz konusu baskılara karşı durmak isteyen devletlerin de BMDHS’yi MEB içinde askeri faaliyetleri kısıtlayıcı şekilde yorumlaması da doğal karşılanmalıdır. Artık silahların menzili çok artmıştır. Pek çok ülke, açık denizi savunmasının başladığı alan olarak görmektedir. MEB içinde güçlü devletlerin donanmalarıyla ganbot diplomasi uygulamalarından rahatsız olmaktadır. Dünyada deniz yetki alanları yani mavi vatan anlaşmazlıklarının arttığı bir dönem yaşanıyor. Dolayısıyla kıyı devleti kendi alanlarını korumaya çalışıyor. Diğer yandan kıyı devletinin MEB’i içinde diğer devletlerin füze, torpido, su bombası gibi atışların yapılması eğer canlı veya cansız kaynaklara zarar veriyorsa tedbir istenmesi gereken bir konudur. İrlanda Balıkçıları bunu yapmıştır. İlginç olan müracaatın İrlanda Dışişleri tarafından değil, balıkçılar tarafından yapılmasıdır. Rusya son derece akıllı bir manevra yaparak, uluslararası deniz hukuku devlet uygulamasında açık bir kapı bırakmıştır. Rusya’nın yerinde ABD, İrlanda’nın yerinde İran olsaydı, ABD asla geri adım atmazdı. Şimdi uluslararası deniz hukukuna İrlandalı balıkçılar sayesinde çevreyi koruma maksadıyla tatbikatı sahasının değiştirilmesine yönelik devlet uygulaması eklenmiş oldu.

TÜRKİYE ACİLEN MEB İLAN ETMELİDİR

Bu uygulamanın güçlü donanmalara sahip devletlerin aleyhinde gelişmeleri tetikleyeceğini söyleyebilirim. Bu görüşler altında Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de en kısa zamanda MEB ilan etmesinin sadece her sene başka devletlere hediye edilen balık stoklarımızı ve deniz dibi canlılarını korumakla kalmayacağını, jeopolitik çıkarlarımızı geliştireceğini; savunma ve güvenliğimize katkı sağlayacağını vurgulamalıyım.

CEM GÜRDENİZ

Kaynaklar:
Prof. Van Dyke, Military Ships and Planes Operating in the EEZ of another country)

http://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:KinBxAbSX-8J:www.hawaii.edu/elp/publications/faculty/TokyoPaperFinal.doc+&cd=14&hl=tr&ct=clnk&gl=tr&client=safari

Jing Geng, The Legality of Foreign Military Activities in the Exclusive Economic Zone under UNCLOSü Merkorurios Utrcht Journal of International and European Law.

https://www.google.com/url?sa=t&rct=j&q=&esrc=s&source=web&cd=&ved=2ahUKEwichI-Pgej1AhXjR_EDHcSQBlcQFnoECBkQAQ&url=https%3A%2F%2Fwww.utrechtjournal.org%2Farticles%2F24%2Fgalley%2F24%2Fdownload%2F&usg=AOvVaw2CQtDJ98BJefP2xoy4RLzn

Kitap Tavsiyesi:
(Nur Batur, Ortadoğu’nun Şahları Vezirleri Piyonları, Kırmızıkedi Yayınevi.)

Tecrübeli ve nitelikli bir gazetecinin küresel ve bölgesel perspektifte Ortadoğu ve Türkiye’nin jeopolitik kaderini etkileyen pek çok olaya şahitliğini akıcı dille anlatan bir kitap. Kutluyorum.