RUM ORTODOKS KİLİSESİ’NİN KIBRIS’TAKİ KARAR ALMA SÜREÇLERİNDEKİ ETKİSİ (9)

İngiltere’nin Özerklik Çalışmaları Sürecinde Kilise

Yunanistan’ın İkinci Dünya Savaşı’na İngilizler yanında girmiş olması nedeniyle, İngiltere’nin Enosis isteklerine olumlu yaklaşacaklarını düşünen Rumlar, Nisan 1943’de İngiltere Parlamentosu’nda, Ada’da özerk bir yönetim kurulması konusunun tartışılması karşısında büyük hayal kırıklığına uğradılar ve bu tarz bir yönetimin Enosis’ten vazgeçilmesi anlamına geleceği düşüncesiyle şiddetle karşı çıktılar. Özerklik önerisi duyulur duyulmaz, kilise liderleri ve Rum Belediye Başkanları, Londra’ya telgraflar çekerek, “Özerk yönetimi kabul etmeyeceklerini, tek ve değişmez emellerinin Enosis olduğunu” bildirdiler. Bu tartışmalar İngiltere’nin Kıbrıs’a özerkliği resmen teklif ettiği 1948 Mayısı’na kadar devam etti.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Paris’te toplanan Barış Konferansı, Rumları Ada’nın Yunanistan’a verileceği yönünde umutlandırdı. Bu gibi her fırsatı kendi amaçlarını gerçekleştirmek yönünde akıllıca değerlendiren Başpiskoposluk, The Timesgazetesi’nin haberine göre, Ağustos 1946’da İngiliz Dışişleri Bakanı Ernest Bevin’e ve Yunan Başbakanı Çaldaris’e birer telgraf göndererek Barış Konferansı’nda Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakının da görüşülmesini istedi . 23 Ekim 1946’da İngiliz Sömürgeler Bakanı GreechJones, Kıbrıs’ta politik rejimi liberalleştirmek ve ekonomiyi geliştirmek yönünde bazı hazırlıklar yapıldığını, ayrıca en kısa zamanda da 1937 Kilise Yasaları’nın kaldırılmasına çalışılacağını açıkladı ve daha sonra da bu maksatla, halkın temsilcilerini içeren bir meclis kurup yeni bir anayasa üzerinde çalışmalar yapmak üzere LordWinster’i Ada’ya Vali olarak atadı. Rum Ortodoks Kilisesi ise, bu tür girişimlerin Enosis’i ortadan kaldırmayı amaçladığını ilan ederek, anayasa çalışmalarına başlangıçtan itibaren karşı çıktı ve çalışmaları boykot etti. Başpiskoposluk Ofisi Ethnarhia, başpiskopos vekili’nin başkanlığında toplanarak, “Kıbrıs sorununa yeni bir anayasa ve özerklik öngören liberal yöntemleri ve Yunanistan’la birleşmeyi, yani ulusal istiklali önleyecek herhangi bir çözümü reddettiklerini” duyurdu. Hemen ardından, kilisenin maddi manevi desteğiyle, AKEL dışındaki siyasi Rum partilerinin katılımıyla bir “Birleşik Cephe” oluşturuldu. Bu cepheyi temsilen Londra’ya gidip Sömürgeler Bakanı’yla görüşmek ve Enosis isteğinde bulunmak üzere bir delegasyon seçildi . “Ulusal Kıbrıs Delegasyonu” olarak adlandırılan bu heyetten üç kişi, önce kilise ruhani meclisi ve başpiskoposla danışmalarda bulundu. Heyetin başkanı, başpiskopos vekili olan Baf Piskoposu Leontios idi . Atina’ya gitmek üzere ayrılan heyet önce St. John kilisesinde büyük bir törenle başarı için dua ettiler. Daha sonra Enosis lehinde kulisler yapmak üzere 1946 yılı Kasım ayı başında Ada’dan ayrılarak İngiltere’ye gitti .

Başpiskopos vekili Leontios başkanlığındaki Enosis heyeti, 5 Aralık 1946’da Yunan kralı tarafından kabul edilip kendilerine destek mesajı verilmişti . Şubat 1947’de ise Sömürgeler Bakanı GreechJones tarafından kabul edilen başpiskopos başkanlığındaki Enosis heyetine bakan tarafından, İngiltere’nin Ada’da gerçekleştirmeye hazırlandığı yeni anayasal düzene, yani özerk yönetime destek verip vermeyecekleri soruldu. Baf piskoposu bu soruya verdiği cevapta, “Halkın kendilerine verdiği yetkinin dışına çıkamayacaklarını, bu yetkinin de sadece Yunanistan’a ilhak isteğinde bulunmak” olduğunu belirtti ve “Kıbrıs’ta Enosis’ten başka çözüm kabul etmeklerini” bildiren bir muhtırayı bakan’asundu . Londra’da ilhak çalışmaları sürerken Kıbrıs’ta kilisenin organizasyonu ve öncülüğünde kurulan Rum Ulusal Konseyi de toplanarak iki karar alıyordu. Bu kararlardan birinde, başpiskopos başkanlığındaki heyetin yurtdışında Enosis kulislerine devam etmesi ve diğeri de, büyük bir Enosis mitingi yapılmasıydı. 16 Şubat’ta Lefkoşa’da yapılan ve binlerce Rumun katıldığı mitingde, Girne piskoposu bir konuşma yapıyor ve bu konuşmada; “Yunanistan’a ilhaktan başka hiçbir girişimi desteklemeyeceklerini, Enosis için savaşımlarını sonuna dek sürdüreceklerini” ilan ediyordu. Bu arada, Kıbrıs’taki başpiskopos vekili, Yunan Başbakanı ile Meclis Başkanı’na birer telgraf göndererek “Arzularının Kıbrıs’ın behemehal Yunanistan’a ilhakı” olduğunu bildiriyordu .

Bu arada İngiliz Hükümeti, Ada’da özerk bir yönetimin ilk şekillerini uygulamak için 1947 yılı başında Kıbrıs’a gönderdiği Vali LordWinster’in iyi niyetini göstermek maksadıyla, 1931 isyanı sonrası çıkarılan “Kilise Yasaları”nı feshetmiş ve aynı isyanda elebaşı olduğunu değerlendirerek sürgüne gönderdiği kişilerin tekrar Kıbrıs’a dönmelerine izin vermişti. LordWinster, 9 Temmuz’da Kıbrıs halkına yaptığı açıklamada, anayasal bir yönetim için yeni planlar hazırladığını, bu yeni yönetim için de hükümetle müzakereler yapacak bir danışma meclisi kuracağını ilan ediyordu . Danışma Meclisi kurulmasına kilise ve milliyetçi Rum kuruluşları karşı çıktı. Temmuz 1947’de kilise, Danışma Meclisi’ni boykot kararı alarak, özerk yönetimi kabul etmeyeceklerini ve Enosis istediklerini vurgulamaya devam etti. LordWinster, kilisenin bu tavrı ve Ada’nın Yunanistan’a ilhakının gerçekleşeceği konusunda çıkarılan söylentileri engellemek için 26 Ağustos 1947’de Kıbrıs Hükümeti adına bir resmi açıklama yayımladı. LordWinster’in bu açıklaması ile Enosis’e kapıyı kapatması ve özerk yönetim anayasası için Danışma Meclisi’ni oluşturma kararlılığı kilisenin yönlendirdiği milliyetçi-sağcı Rum kesimini şiddete yöneltti ve 17 Ekim gecesi, Lefkoşa’daki elektrik santralinde, milliyetçi Rumların sabotajıyla meydana gelen şiddetli bir patlama sonucu yangın çıktı. Santralin devre dışı kalması nedeniyle, Lefkoşa aylarca karanlığa mahkum oldu.

1947 yılı, aynı zamanda 1931 isyanından beri Ada’da ilk kez izin verilen başpiskoposluk seçimlerinin yapılışına sahne oldu. Enosis kampanyasına dönüşen seçimlerde ilk önce, seçimlerden birkaç ay önce Enosis temasları için Londra’ya giden Rum heyetine başkanlık yapan başpiskopos vekili, Baf piskoposu Leondios başpiskopos seçildi. Leondios’un seçildikten iki ay sonra tifüse yakalanarak ölmesi nedeniyle Ekim 1947’de yenilenen seçimlerde, bu kez azılı Enosisçi Girne piskoposu Mirantheus, “Makarios II” adı ile başpiskopos seçildi. Mirantheus, 1931 isyanındaki rolü nedeniyle İngiliz yönetimi tarafından sürgüne gönderilen ve daha sonra adaya dönüp Girne piskoposu seçilen fanatik bir Enosisçi idi. Başpiskopos olur olmaz ilk işi de, Temmuz 1947’de kilise tarafından alınan “Danışma Meclisi’ni boykot” kararını desteklediğini açıklamak oldu. Çünkü Danışma Meclisi, Kıbrıs’a özerklik konusunu görüşecekti. Onların isteği ise özerklik değil, Enosis’ti. Bu nedenle kendileri meclise katılmamakla kalmamış, meclise girmek isteyen ılımlı kişileri de engellemişlerdi.12 Mayıs 1948’de Ada’ya özerk yönetim statüsünü kazandıracak İngiliz anayasa önerileri yayınlandığında da kilisenin Sen Sinod Meclisi, Kitium piskoposu Makarios’un başkanlığında toplanarak, Enosis’le bağdaşmadığı gerekçesiyle bu öneriyi reddetti. 1947 özerklik planının mimarı olan Vali LordWinster ise bu durum karşısında 12 Ağustos 1948’de Danışma Meclisi’ni feshetti. Böylece kilise, özerklik çalışmalarını daha doğmadan öldürmüş oldu . LordWinster, 1947-1948 yıllarında Kıbrıs’taki yeni bir anayasa hazırlama çabalarının nasıl engellendiğini anlatan ve The Daily Telegraph gazetesinde yayınlanan makalesinde; “Danışma Meclisi başarısızlığa uğrayıp dağılınca, özerk yönetimi destekleyen solcuların da bu görüşü terkederek, kilisenin ve sağcıların ‘Enosis ve sadece Enosis’ politikasını desteklediklerini, böyle bir davranışın Kıbrıslı Rumların güttüğü siyasetin karakteristik bir özelliği olduğunu” vurguluyor ve “Dünya üzerinde sağcı ve solcuların, kilisenin ve komünistlerin ortak bir platformda bir araya geldikleti tek ülke Kıbrıs olmalıdır” yorumunu yapıyordu .

1949 yılı, Kıbrıs’ta belediye seçimleri yılıydı ve seçim kampanyaları da karşıt gurupların kışkırtma ve kargaşasına sahne oluyordu. Doğal olarak kilise de bu sahnede yerini alıyordu. Solcu Rumlar, Danışma Meclisi çalışmalarının sonlandırılması ve özerklik umudunun azalmasına karşın, kampanyalarında iki düşünceyi de birarada tutan “Özerk Yönetim –İlhak”, kilise ve sağ örgütler ise, “Enosis ve sadece Enosis” sloganlarını kullanıyorlardı. Bu seçimlerdeki “Özerk Yönetim –İlhak” sloganının kendilerine oy kaybettirdiğini, halkın kilisenin yoğun baskısı nedeniyle, Enosis düşüncesine öncelik veren görüşe eğilimli olduğunu gören AKEL ve taraftarları, ani bir politika değişikliği ile kiliseyi bile geride bırakacak bir tarzda Enosis bayraktarlığı yapmaya başladı. AKEL Merkez Komitesi, seçimlerden sonra yaptığı toplantıda, Ethnarhia ve diğer sağcı Rum kurumlarıyla birlikte ortak bir “Enosis Muhtırası” hazırlamak ve BM’de Enosis konusunu anlatmak için New York’a bir heyet göndermek kararı aldılar. Fakat Enosis bayraktarlığını AKEL’e kaptırmak istemeyen kilise bu öneriye karşı çıktı. Böylece, Kıbrıslı Rumlar içinde AKEL ve sol kanat ile kilise ve sağ kanat arasında kimin daha çok Enosisçi olduğu mücadelesi başladı. Bu mücadelede öne geçmek isteyen AKEL, yeni bir hamleyle, Kıbrıs Rum halkının Enosis isteğini gerçekleştirmesini sağlayacak “Self Determinasyon” hakkının tanınması için, 21 Kasım 1949’da BM Genel Kurulu’na ve Güvenlik Konseyi’ne yazılı bir başvuruda bulundu. Bu hamle karşısında geri kalmak istemeyen din adamları, 1 Aralık 1949’da, birkaç ay sonra başpiskopos seçilecek olan Kitium piskoposu Makarios’un başkanlığında Sen Sinod Meclisi’ni toplayarak 15 Ocak 1950 tarihinde Enosis için bir plebisit yapılması ve Rum halkının bu yöndeki arzusunu belirleme kararı aldılar. Kıbrıs Ortodoks Kilisesi, bu plebisit ile Enosis savunuculuğunu AKEL’e kaptırmama düşüncesiyle birlikte, konuyu uluslararası boyuta çekmeyi amaçlamaktaydı. BM Anayasası’nda belirtilen self-determinasyon hakkının, kendilerinin “Kıbrıs Halkı” olarak tanımladıkları Kıbrıs Rum Toplumu’na da tanınmasının, halkın Yunanistan’a ilhak istemini saptayan bu halk oylaması sonucunda ortaya çıkan iradenin gereği olduğunu belirterek, bu hakkın İngilizler tarafından verilmemesi halinde, BM’ye başvurmanın uygun olacağını savunmaktaydılar. Rum halkının, kilisenin çatısı altında açılan Enosis defterlerini, papazların etkisiyle, Yunanistan’a ilhak lehinde imzalamalarının kaçınılmaz olduğu, daha önceden din adamları ve Rum basını aracılığı ile 18 yaşın üzerindeki her Rumun plebisit defterinde nereyi imzalayacağının dikte ettirildiği için sonucu baştan belli olan bir Enosis plebisiti gerçekleşeceği açıkça belliydi.

TURGAY BÜLENT GÖKTÜRK

The Times, 24 Ağustos 1946.
2 Gazioğlu, 1996, a.g.e., s. 375.
3Ateş Gazetesi, 17 Ekim 1946, sayı 18.
4A.g.y., 12 Kasım 1946, sayı 38.
5A.g.y., 6 Aralık 1946, sayı 59.
6 Gazioğlu, 1996, a.g.e., s. 370.
7Ateş Gazetesi, 12 Şubat 1947, sayı 115.
8 İsmail, a.g.m., s.18.
9 Gazioğlu, 1996, a.g.e., s. 375.
10 1948’de Kitium Piskoposu olan Makarios, 1950’de MakariosII’nin yerine, Makarios III olarak Başpiskopos seçilmişti.
11 İsmail, a.g.m., s.18.
12The Daily Telegraph, 28 Nisan 1949; Gazioğlu, 1996, a.g.e., ss. 386-387.