Petrolün ve Kanın Gölgesinde Bir Hak Mücadelesi: 1946 Kerkük Gavurbağı Katliamı

Osmanlı İmparatorluğu’nun bölgeden çekilmesinin ardından sömürgeci güçlerin ve yerel yönetimlerin kıskacında millî kimliklerini koruma mücadelesi veren Irak Türkmenleri, tarih boyunca pek çok sistemli baskı, asimilasyon ve katliama maruz kalmıştır. Bu trajik kırılma noktalarından en önemlisi, hem etnik bir sindirme politikasını hem de ağır bir iktisadi sömürüyü bünyesinde barındıran 12 Temmuz 1946 tarihli Gavurbağı Katliamı’dır.

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Musul ve Kerkük çevresinde kurulan İngiliz güdümlü Irak Petrol Şirketi (IPC), bölgenin yeraltı zenginliklerini yağmalarken, en ağır ve tehlikeli iş kollarında bölgenin kadim halkı olan Türkmenleri çalıştırmaktaydı. Türkmen işçilerin gayriinsani şartlarda, çok düşük ücretlerle ve hiçbir sosyal güvence olmaksızın istihdam edilmesi, zamanla sabır taşını çatlatmış ve ekonomik eşitsizliğin dayanılmaz boyutlara ulaşması üzerine işçiler 3 Temmuz 1946 tarihinde haklarını talep etmek amacıyla büyük bir grev başlatmıştır. Hak arayışını Haşimi Krallığı rejimine ve sömürge nizamına doğrudan bir tehdit olarak algılayan İngiliz destekli Irak hükümeti, işçilerin taleplerini müzakere etmek yerine baskı politikasını devreye sokarak grev liderlerini tutuklamıştır.

Bu hukuksuz tutuklamaları protesto etmek ve seslerini barışçıl bir şekilde duyurmak isteyen tamamı Türkmenlerden oluşan işçi kitlesi, 12 Temmuz 1946 günü Kerkük’ün Gavurbağı mevkiindeki bir parkta toplanmıştır. Dönemin yerel haber kaynaklarına ve görgü tanıklarının ifadelerine göre silahsız ve yalnızca hak arayan bu kalabalığın etrafı kısa sürede Irak polisi tarafından sarılmış; hiçbir uyarı yapılmaksızın doğrudan kalabalığın üzerine yaylım ateşi açılmıştır. Dakikalarca süren kurşun yağmuru sonucunda yirmiye yakın Türkmen işçi olay yerinde şehit olmuş, onlarcası ise ağır şekilde yaralanmıştır.

Gavurbağı Parkı’nın toprak zemini, hak arayan işçilerin kanıyla sulanırken bu vahşet Irak Türklüğünün kolektif hafızasında silinmeyecek derin bir yara açmıştır. Katliamın yankıları sınırları aşarak Ankara’ya kadar ulaşmış, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi belgelerinde yer alan Bağdat Büyükelçiliği’nin kripto raporlarında olayın vahameti ve Kerkük’te yarattığı büyük infial açıkça kayıt altına alınmıştır.

Dönemin Türkiye Büyük Millet Meclisi gizli oturum tutanakları ve dışişleri bütçe görüşmelerine yansıyan kayıtlarda da sınırın hemen ötesindeki soydaşların can güvenliği milletvekilleri tarafından sert tartışmalarla gündeme getirilmiştir. Ankara hükümeti, o dönem İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki kırılgan dış politika dengeleri ve bölgesel pakt arayışları sebebiyle Irak ile ilişkileri germemek adına diplomatik düzeyde resmi ve cılız girişimlerle yetinmiş olsa da, Meclis kürsüsünden yükselen sesler Türk kamuoyunun bu vahşete karşı gösterdiği milli refleksin en somut tarihi vesikası olmuştur.

Modern akademik çalışmalar, tezler ve bölge uzmanlarının raporları, Gavurbağı Katliamı’nın tekil bir asayiş olayı olmadığını; aksine 1924 Kerkük Levi Katliamı ile başlayıp daha sonra yaşanacak olan meşum 14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı’na uzanan sistemli bir asimilasyon, mülksüzleştirme ve imha politikasının planlı bir parçası olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Netice itibarıyla Gavurbağı, emeğin sömürüsüne karşı yükselen Türkmen çığlığının silah zoruyla susturulduğu, unutturulmaya çalışılsa da diplomatik yazışmalarda ve Meclis zabıtlarında silinmez izler bırakmış bir insanlık ayıbı ve milli bir matemdir.

Umut Meriç Berberoğlu

Kaynakça

T.C. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi (BCA), Muamelat Genel Müdürlüğü Belgeleri, 1946.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Gizli Oturum Tanalakları, Cilt: 4, Temmuz 1946.

Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM), “Kerkük Katliamlarının Tarihsel Arka Planı ve Irak Türkmenleri”, Rapor No: 28.

Kerkük Yerel Gazetesi (Dönemin Sayıları), Temmuz 1946 Arşivi.

“Irak Krallık Dönemi Siyaseti ve Türkmen Nüfusu Üzerindeki Baskılar”, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

“İngiliz Mandası Altında Irak Petrol Şirketi (IPC) İşçi Hareketleri ve Gavurbağı Olayları”, Akademik Orta Doğu Çalışmaları Dergisi.